Pnömoniye bağlı tip 1 solunum yetmezliğinde yüksek akımlı nazal kanül oksijen tedavisi, nazal kanül ile verilen oksijen tedavisinden daha etkili midir?


Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, İSTANBUL KARTAL DR. LÜTFİ KIRDAR ŞEHİR SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, GÖĞÜS HASTALIKLARI VE TÜBERKÜLOZ ANABİLİM DALI, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2020

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: SAADET ERTAŞ

Danışman: Sevda CÖMERT

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Giriş ve Amaç: Solunum sisteminin temel görevi akciğerlerde O2 ve CO2 değişimi yapmaktır. Bunun için akciğerin pompa fonksiyonu ve gaz değişim ünitelerinin normal ve birbiri ile uyumlu bir şekilde çalışması gerekmektedir. Eğer bu ünitelerden birinde veya ikisinde birden bozukluk ortaya çıkarsa solunum yetmezliği gelişir. Pnömoni; alt solunum yollarının savunma mekanizmalarının bozulması sonucu ortaya çıkan akciğer parankiminin eksudatif konsalidasyonu olup enfeksiyona bağlı mortalitenin en sık sebebidir. Pnönoniye bağlı solunum yetmezliğinde daha çok nazal kanül oksijen tedavisi uygulanmaktadır. YANKO ise son yıllarda kritik hastalarda kullanımı artan noninvaziv mekanik ventilasyon yöntemlerinden biridir. Biz bu çalışmada hipoksemik solunum yetmezliği nedeni ile hastaneye yatan hastalarda YANKO tedavisinin nazal kanül ile oksijen tedavisinden daha etkin olduğunu göstermeyi amaçladık. Gereç ve Yöntem: Çalışmamız randomize kontrollü prospektif bir çalışma olup Haziran 2018-Haziran 2019 tarihleri arasında Sağlık Bilimleri Üniversitesi Kartal Dr. Lütfi Kırdar Eğitim ve Araştırma Hastanesi Göğüs Hastalıkları Kliniğinde pnömoni ve tip 1 solunum yetmezliği tanısı ile yatırılan hastalar dahil edildi. Hastaneye yatış gerektiren hastalardan yatışı sırasında oda havasında alınan kan gazında PO2 45 ) olan hastalar çalışma dışı bırakıldı. Nazal kanül ile oksijen tedavisi için merkezi oksijen sistemi kullanıldı. YANKO tedavisi için Fisher&Paykel HEALTHCARE AIRVO 2 (East Tamaki, Auckland 2013, New Zealand) cihazı kullanıldı. İstatistiksel analizler için NCSS 2007 programı kullanıldı. Çalışma verileri değerlendirilirken iki grup karşılaştırmalarında Mann Whitney U testi kullanıldı. Üç ve üzeri takip grup görülen değişimlerin ölçülmesinde Friedman testi kullanıldı. Farklılığa neden olan ölçümlerin belirlenmesinde Wilcoxon Signed Rank testi kullanıldı. Niteliksel verilerin analizinde ise Pearson Chi-Square testi kullanıldı. P değerinin <0.05 olması istatistiksel olarak anlamlı kabul edildi. Bulgular: Çalışmamıza 40 hasta dahil edildi. 20 hastaya NKOT verilirken 20 hastaya YANKO tedavisi uygulandı. Çalışmaya alınan tüm hastaların yaş ortalaması 77,48±9,98 olup bu hastaların 21'i (%52,5)'i erkek, 19 (%47,5)'u kadındı. Her iki grupta da tedavilerinin 1, 3, 5 ve 7'inci günü alınan AKG'deki pH, PaCO2 ve HCO3 değerlerinde anlamlı fark izlenmezken, PaO2 ve SO2'de ise istatiksel anlamlı fark elde edildi. Her iki grup birbiri ile karşılaştırıldığında ise günlere göre PaO2 ve SO2 artışı benzer düzeyde olup istatiksel olarak anlamlı fark saptanmadı. Tedavi süresinde YANKO alan 6 hasta IMV gereksinimi nedeni ile entübe edilirken, NKOT alan 3 hasta entübe edildi. YANKO tedavisi alan 14 hasta, NKOT alan 17 hasta taburcu oldu. Her iki grubun oksijen desteğinden ayrılma süreleri incelendiğinde ortalama 3 gün olup istatiksel anlamlılık sağlanamadı. Yine iki grubun hastane yatışı süreleri karşılaştırıldığında YANKO tedavisi alanlar ortalama 11 gün, NKOT alanlar ise ortalama 8 günde taburcu oldu. Her iki grubun hasta memnuniyeti incelendiğinde benzer sonuçlar çıktığı görüldü. Sonuç: Özellikle yoğun bakım ünitelerinde hipoksemik ve hiperkarbik solunum yetmezliği olan kritik hastalarda entübasyon öncesi ve sonrası giderek artan oranlarda kullanılan ve başarılı sonuçlar elde edilen YANKO tedavisinin etkinliği pnömoniye bağlı gelişen solunum yetmezliğinde NKOT ile benzer bulunmuş olmakla beraber çalışmanın tek merkezli ve az hasta sayısı ile yapılmış olması nedeni ile göğüs hastalıkları pratiğinde önemli yer tutan pnömoniye bağlı solunum yetmezliğinde kullanımı konusunda daha kapsamlı çalışmalara ihtiyaç vardır.