Akciğer tümörlerinde nöroendokrin diferansiyasyonu saptamada retinoblastom proteinin (pRb) immün ekspresyon kaybının tanısal değeri ve patolojik prognostik parametreler ile ilişkisi


Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, ANKARA DR. ABDURRAHMAN YURTASLAN ONKOLOJİ SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, PATOLOJİ ANABİLİM DALI, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2025

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: ÖZLEM KÜRKÇÜ

Danışman: Nazan BOZDOĞAN

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Amaç: Bu çalışmada, akciğerin farklı histolojik tümör tiplerinde retinoblastom proteini (pRb) ekspresyon düzeylerinin immünohistokimyasal olarak değerlendirilmesi, pRb kaybının nöroendokrin diferansiyasyonu saptamadaki tanısal değeri ve tümörün klinikopatolojik/prognostik parametreleriyle olan ilişkilerinin araştırılması amaçlanmıştır. Gereç ve Yöntem: Çalışmaya, 2020–2024 yılları arasında tanı almış toplam 249 akciğer tümörü olgusu dâhil edildi. Olgular; nöroendokrin neoplazmlar (n=174) [tipik karsinoid (TK), atipik karsinoid (AK), büyük hücreli nöroendokrin karsinom (BHNEK), küçük hücreli akciğer karsinomu (KHAK)], adenokarsinomlar (n=29) ve skuamöz hücreli karsinomlar (n=31) olarak sınıflandırıldı. Tüm olgularda pRb immünohistokimyasal boyaması uygulandı ve H-skorları hesaplandı. Ek olarak, TTF-1, CD56, kromogranin, sinaptofizin gibi nöroendokrin belirteçlerle korelasyon analizi yapıldı. İstatistiksel analizlerde ki-kare, Mann-Whitney U ve Spearman korelasyon testleri kullanıldı. Bulgular: Çalışmaya dâhil edilen 249 olgunun immünohistokimyasal analizlerinde, pRb ekspresyon kaybı nöroendokrin karsinom (NEK) grubunda %80,1 oranında saptanmıştır. NEK alt tipleri ayrı ayrı değerlendirildiğinde, küçük hücreli akciğer karsinomu (KHAK) olgularının %86,2'sinde büyük hücreli nöroendokrin karsinom (BHNEK) olgularının %53,8'inde ve atipik karsinoid (AK) olgularının %42,8'inde pRb boyanma kaybı tespit edilmiştir. Buna karşılık, tipik karsinoid (TK) olgularının tamamında pRb ekspresyonu korunmuştur. Küçük hücreli dışı akciğer karsinomları grubunda ise pRb boyanma kaybı adenokarsinom olgularında %55,2, skuamöz hücreli karsinomlarda ise %6,5 oranında izlenmiş; bu oranlar NEK grubuyla karşılaştırıldığında istatistiksel olarak anlamlı fark göstermiştir (p<0,001). Ek olarak, nöroendokrin belirteçlerden kromogranin, sinaptofizin, CD56 ve TTF-1'in negatif olduğu NEK olgularında pRb ekspresyon kaybı anlamlı düzeyde daha sık gözlenmiştir (p<0,001). Ayrıca, pRb ekspresyon düzeyleri ile tümör mitotik aktivitesi ve Ki-67 proliferasyon indeksi arasında pozitif korelasyon saptanmıştır. Özellikle NEK grubunda pRb kaybı olan olgularda genel sağkalım süresinin, pRb ekspresyonu korunan olgulara kıyasla anlamlı derecede daha kısa olduğu görülmüştür (p=0,024). Sonuç: PRb proteininin immünohistokimyasal olarak değerlendirilmesi, akciğer tümörlerinin histolojik alt tiplerinin ayırıcı tanısında ve özellikle yüksek dereceli nöroendokrin neoplazmların saptanmasında yardımcı bir parametre olarak kullanılabilir. Nöroendokrin belirteç negatifliğinde pRb kaybının yüksek oranlarda görülmesi, bu proteinin tanısal değerini artırmakta ve biyobelirteç olarak önemini vurgulamaktadır. Ayrıca, pRb ekspresyon kaybı ile kötü prognostik parametreler arasındaki ilişki, pRb'nin prognostik bir gösterge olarak da dikkate alınabileceğini göstermektedir.