Hastanede yatan çocuklarda koagülaz negatif stafilokokların neden olduğu enfeksiyonların değerlendirilmesi


Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2022

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: SONGÜL OKAY TAŞAR

Danışman: Belgin GÜLHAN

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Giriş ve Amaç: Koagülaz negatif stafilokoklar, insan deri ve mukoza membranlarının normal flora elemanı olarak bulunurlar. Geçmişte çok az klinik öneme sahip olan ve apatojen olarak değerlendirilen stafilokoklar son yıllarda gittikçe artan hastane ve toplum kaynaklı enfeksiyon etkeni olmaya başlamışlardır. Koagülaz negatif stafilokokların etken olduğu infeksiyonların çoğu kateter veya protez ile ilişkilidir. Modern tıpta artan katater kullanımı ve girişimsel işlemler; bu bakterilere bağlı enfeksiyonların sıklığındaki artışın önemli nedenlerindendir. Kan kültürlerinde üreyen koagülaz negatif stafilokokların bakteriyemi etkeni mi yoksa kontaminasyon mu olduğunu anlamak klinisyenler için zordur. Bu bilgilerden yola çıkarak bu tez çalışmasında; hastalardan alınan kan kültürü örneklerinde üreyen koagülaz negatif stafilokokların, klinikte yol açtığı enfeksiyonların klinik önemini değerlendirmeyi amaçladık. Gereç ve Yöntem: Çalışmamıza, Sağlık Bilimleri Üniversitesi Ankara Şehir Hastanesi, Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Hastanesi, çocuk servislerinde Ekim 2020- Ekim 2021 tarihleri arasında yatarak takip ve tedavi edilen, kan kültüründe koagülaz negatif stafilokok üremesi olan, 1 ay-18 yaş arası 511 hasta, retrospektif olarak hasta kayıtları incelenerek alınmıştır. Kan kültüründe KNS üremesi olan hastalardan maksimum iki farklı tür KNS üremesi sonuçlara dahil edildi. Hastaların antibiyogram sonuçlarından sadece bir türün antibiyogram sonuçları alındı. Hasta takip ve bilgi formu oluşturuldu. Hastaların demografik özellikleri, laboratuvar (beyaz küre sayısı, CRP) ve klinik (ateş, nabız) özelliklerine bakıldı. Elde edilen klinik, laboratuvar ve kan kültürü sonuçları ile klinisyen tarafından KDE, KİKDE veya kontaminasyon değerlendirilmesi yapıldı. Bulgular: Çalışmamıza dahil edilen hastaların ortanca yaşı 2,2 yıl idi (min:1 ay, max:18 yıl). Hastalarımızın %57,9'u erkek idi. KNS üremesi olan hastalar en sık büyük çocuk (%21,7), süt çocuğu servisi (%21,1) ve çocuk yoğun bakım ünitesinde (%19) tespit edildi. Üremenin en az olduğu servisler ise kemik iliği nakli ünitesi xi (%4,7) ve palyatif bakım servisi (%4,5) idi. Hastaların %42,1'inde santral venöz kateter kullanılmıştı ve kateter kullanım süresi ortanca 19 gündü (min:1 gün max:168 gün). Hastaların %61,1'inde ateş mevcuttu. Hastaların %56,9'unda kan kültürü alınması sırasında, CRP yüksekliği, %32,5'unda lökosit yüksekliği vardı. KNS türlerine bakıldığında; %58,5 oranında S. epidermidis, %40,3 oranında S. hominis ikinci sıklıkta ve üçüncü olarak %13,9 oranında S. haemolyticus üremesi görüldü. Metisilin dirençli KNS oranı %36,8 olarak tespit edildi. Klinisyen tarafından hastaların kültür sonuçları; %82,2 si kontaminasyon, %10,8' i kan dolaşımı enfeksiyonu ve %7'si kateter ilişkili kan dolaşımı enfeksiyonu olarak değerlendirildi. Çalışmamıza dahil edilen hastaların kateter ilişkili kan dolaşımı enfeksiyonu (KİKDE) ve kan dolaşım enfeksiyonu (KDE) olanlar ile kontaminasyon olarak değerlendirilen hastaların demografik, laboratuvar ve diğer klinik durumları karşılaştırıldığında; Ateş, KİKDE/KDE grubunda, kontaminasyon grubundan önemli ölçüde daha fazla saptandı (p=0.017). Hastaların kültürlerinde üreme öncesi antibiyotik tedavisi varlığı değerlendirildiğinde, tedavi alanlar KİKDE/KDE grubunda istatistiksek olarak anlamlı ölçüde daha yüksekti (p<0.001). İntravasküler kateter ve hemodiyaliz-periton diyaliz kateteri, KİKDE/KDE grubunda istatistiksek olarak anlamlı ölçüde daha fazla kullanılmıştı (sırasıyla p<0.001, p=0.37).). Total parenteral beslenen hastalar KİKDE/KDE grubunda, kontamine olan gruba göre daha yüksekti (p=0.001). KİKDE/KDE grubunda hastaneye yatış süreleri daha uzundu, üreme nedeniyle antibiyotik tedavisi değişikliği daha yüksek oranda saptandı (sırasıyla p<0.001, p<0.005). Sonuçlar: Kan kültürlerinde üreyen koagülaz negatif stafilokokların bakteriyemi etkeni mi yoksa kontaminasyon mu olduğunu anlamak klinisyenler için zordur. Bu amaçla yapılan çalışmalara rağmen altın standart bir yöntem bulunmamıştır. Çalışmamızda kontaminasyon oranı %82,2 olarak bulunmuştur. Kontaminasyon oranlarının yüksek olması nedeniyle klinisyen tarafından atlanma durumunda nadir de olsa ciddi enfeksiyonlara yol açarak ölüme neden olabilir. Gereksiz antibiyotik, laboratuvarların iş yükünü ve hasta maliyetini azaltmak için en etkili yol, doğru kan alma prosedürlerini yerine getirerek kontaminasyonun önüne geçilmesidir. KNS etken-kontaminant ayırımlarını yapabilmek için yeni çalışmalara ihtiyaç vardır. Anahtar Kelimeler: Koagülaz negatif stafilokok, çocuk, kan kültürü, bakteriyemi, kontaminasyon