Nüks pelvik organ prolapsusu için risk faktörleri


Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, ANKARA ŞEHİR SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, CERRAHİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2025

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: SİMGE ÇEKMEN

Danışman: Melike DOĞANAY

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Amaç: Bu çalışmada pelvik organ prolapsus cerrahisi sonrası prolapsusu tekrar eden hastaların yapılan cerrahi prosedürlere göre insidansı ve tekrarlayan pelvik organ prolapsusuna sebep olabilecek risk faktörlerinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Gereç ve Yöntem: Retrospektif olarak planlanan bu çalışmaya 2 Eylül 2019 ve 31 Aralık 2023 tarihleri arasında Ankara Bilkent Şehir Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Hastanesi'nin Jinekoloji Kliniği'nde pelvik organ prolapsusu endikasyonuyla ameliyat olmuş 1112 hasta dahil edilmiştir. Boy, kilo ve vücut kitle indeksine ulaşılamayan 127 hasta çalışma dışında bırakılmıştır. Çalışmaya malign nedenler ile prolapsus cerrahisi yapılan hastalar, pelvik organ prolapsusu sebebiyle ameliyat olduktan sonra prolapsus saptanmayan hastalar, gebeler, 35 yaş altı,75 yaş üstü hastalar dâhil edilmemiştir. Çalışmada bakılan parametreler; hastaların cerrahi endikasyonları, operasyon yöntemleri, yaşı, paritesi, yaşayan çocuk sayısı, vücut kitle indeksi, doğum şekli, geçirilmiş abdominopelvik cerrahi öyküsü, konnektif doku hastalıkları, eşlik eden kronik hastalıkları, menopoz ve sigara kullanımı durumu otomasyon sistemi üzerinden alınıp veriler kaydedilmiştir. İstatistiksel analizler SPSS versiyon 26.0 (IBM, New York, ABD) programı ile yapılmıştır. p<0.05 istatistiksel olarak anlamlı kabul edilmiştir. Bulgular: Pelvik organ prolapsusu nedeniyle cerrahi tedavi uygulanan toplam 1112 hasta retrospektif olarak incelenmiştir. Postoperatif nüks oranı %17,2 olarak saptanmıştır. Hastaların yaş ortalaması 60,1 ± 9,0 yıl, vücut kitle indeksi (VKİ) ortalaması 29,1 ± 4,5 kg/m² olup, hastaların %45,3'ü fazla kilolu, %41,0'ı obez grubunda yer almıştır. Hastaların büyük çoğunluğu postmenopozal (%85,1) ve sigara kullanmayan (%85,3) bireylerden oluşmuştur. En sık cerrahi endikasyonlar sistosel (%76,8), desensus uteri (%58,8) ve rektosel (%55,2) olarak belirlenmiştir. En sık uygulanan üç cerrahi yöntem; anterior kolporafi (%15,2), anterior ve posterior kolporafinin birlikte yapıldığı operasyonlar (%12,5) ve vajinal histerektomi ile birlikte anterior–posterior kolporafi ve McCall kuldoplasti (%11,2) olmuştur. Nüks saptanan ve saptanmayan gruplar karşılaştırıldığında yaş ortalamaları benzer bulunmuş, ancak VKİ nüks grubunda anlamlı olarak daha yüksek bulunmuştur (p = 0,016). Lojistik regresyon analizinde yüksek VKİ, vajinal histerektomi, anterior kolporafi ve herni operasyonu öyküsü nüks açısından anlamlı risk faktörleri olarak belirlenmiştir (p < 0,05). Yaş, parite, doğum şekli, menopoz durumu, sigara kullanımı ve kronik hastalıklar ile nüks arasında anlamlı ilişki saptanmamıştır. Ayrıca, cuff prolapsusu olan hastalarda nüks oranı anlamlı derecede yüksek bulunmuştur (p < 0,001). Elde edilen bulgular, pelvik organ prolapsusu nüksünün multifaktöriyel bir etiyolojiye sahip olduğunu ve hem cerrahi teknik hem de hasta özellikleriyle yakından ilişkili olduğunu göstermektedir. Özellikle sadece anterior kompartman onarımı yapılan olgularda yüksek nüks oranı, apikal desteğin güçlendirilmesinin ve cerrahi planlamanın bireyselleştirilmesinin önemini vurgulamaktadır. Sonuç: Bu çalışmada, pelvik organ prolapsusu nedeniyle cerrahi tedavi uygulanan 1112 hastada postoperatif nüks oranı %17,2 olarak bulunmuştur. Yüksek vücut kitle indeksi, vajinal histerektomi, anterior kolporafi ve herni operasyonu öyküsünün nüks açısından anlamlı risk faktörleri olduğu belirlenmiştir. Bulgular, pelvik organ prolapsusu cerrahisinde başarının yalnızca anatomik onarımla değil, aynı zamanda apikal desteğin sağlanması ve cerrahi planlamanın hastaya özgü yapılmasıyla ilişkili olduğunu göstermektedir. Ameliyat öncesi dönemde obezite gibi modifiye edilebilir risk faktörlerinin yönetilmesi, nüks oranlarının azaltılmasına ve uzun dönem başarı oranlarının artırılmasına katkı sağlayabilir. Anahtar Kelimeler: Pelvik organ prolapsusu, nüks, risk faktörü