Seropozitif romatid artritli hastalarda antinükleer antikor pozitifliğinin, klinik, laboratuvar parametreleri ve tedavi seçimi üzerine etkisi


Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, İSTANBUL PROF. DR. CEMİL TAŞÇIOĞLU ŞEHİR SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, DAHİLİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2025

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: EZGİ FINDIK

Danışman: Mine ADAŞ

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

AMAÇ: Seropozitif romatoid artritlerde ANA pozitifliğini mevcut olan hasta popülasyonunun ANA pozitifliği olmayan popülasyona göre klinik seyirde, laboratuvar parametrelerde anlamlı farklılıklar olup olmadığını değerlendirmeyi amaçladık. GEREÇ VE YÖNTEM: Çalışmaya S.B.Ü. Prof. Dr. Cemil Taşcıoğlu Şehir Hastanesi İç Hastalıkları Romatoloji Polikliniğine Eylül 2023-Eylül 2024 tarihleri arasında ayaktan başvuran 18 yaş ve üzeri olan, 2010 EULAR romatoid artrit tanı kriterlerini karşılayan hastalar arasından 1120 hastanın verisi taranmış seropozitif RA ve ANA ( İİF Hep-2,maymun karaciğeri ) tetkik edilmiş olma şartlarını sağlayan 185 hasta içinden ANA pozitifliği mevcut 84 hasta ANA negatifliği olan 101 hastanın yaşı, tanı yaşı, hastalık süresi, sigara kullanımı, eşlik eden hastalıklar ( DM, HT, KAH, HL, OP, Hipotiroidi ),klinik semptom ve bulgular (sabah tutukluğu, artrit, ekstremite deformitesi, romatoid nodül, göz tutulumu, serozit, göz kuruluğu, ağız kuruluğu, Raynauld Fenomeni) ,İAH, laboratuvar parametrelerinden ( RF,anti-CCP,RF titresi,anti-CCP titresi, ANA titresi,ANA paterni, ENA paneli, lupus antikoagülasyon ve antifosfolipid parametreleri, ESR, CRP, WBC, Hgb, Plt, Lym, Mono) ve uygulanmış tedavi rejimlerindeki ilaç kombinasyonları, dozları, kullanım süreleri (ortalama glukokortikoid kullanımı ve dozu, klasik DMARD kullanımı, toplam klasik DMARD sayısı, klasik DMARD kombinasyonu, toplam biyolojik DMARD , anti-TNF kullanımı, anti-TNF ve klasik DMARD kullanımı, tsDMARD kullanımı (JAK inhibitörü), JAK inhibitörü ve klasik DMARD kullanımı ) verileri kaydedildi. BULGULAR: ANA pozitiflik durumuna göre yaş (p=0.64), hastalık süresi(p=0.50), cinsiyet dağılımı(p=0.57), takip süresi(p=0.32) ve sigara kullanımı(p=0.97) arasında anlamlı bir fark bulunmamıştır. Klinik semptom, bulgular ve eşlik eden komorbiditelerin ANA durumu ile ilişkisi incelendiğinde eşlik eden komorbiditeler ( DM(p=0.06), HT(p=0.88), HL(p=0.28), OP(p=0.41), Hipotiroid (p=0.72)) ile arasında anlamlı ilişki saptanmamasına ek olarak klinik semptom ve bulgulardan sabah tutukluğu(p=0.55), artrit(p=0.52), İAH(0.52), romatoid nodül(0.18), ekstremite deformitesi(p=0.35), göz tutulumu(p=0.51), göz(p=0.37) ve ağız (p=0.30) kuruluğu, Raynauld Fenomeni(p=0.99) ile ANA pozitifliği arasında anlamlı bir ilişki yoktur. Seropozitif RA göstergesi olan otoantikorların ANA durumu ile ilişkisi incelendiğinde RF (p=0.41) ile arasında anlamlı bir ilişki yok iken anti-CCP pozitifliği (0.04) ile ANA arasında anlamlı ilişki mevcut olmasına ek olarak anti-CCP ve RF pozitifliğinin birlikte görüldüğü popülasyonun (p=0.003) da ANA durumu ile anlamlı bir ilişkisi mevcuttur. Otoantikorların titrelerinin değerlendirilmesi ise RF titresi(p=0.10) ile ANA durumu arasında anlamlı ilişki yok iken anti-CCP titresi (p=0.01) ile ANA pozitifliği arasında anlamlı bir ilişki mevcuttur. Diğer otoantikor tetkiklerinin incelemesi yapıldığında ENA paneli, antikardiyolipin ile beta2 glikoproteinleri ve lupus antikoagülan tetkikleri ile antidsDNA'nın ANA durumu ile anlamlı bir ilişkisi saptanmamıştır. CRP(p=0.71), C3(p=0.64), C4(p=0.16), Hgb(p=0.65), Plt(p=0.48), WBC(p=0.17), NEU/LYM(p=0.79), MONO/LYM(p=0.38), PLT/LYM(p=0.06) ve ANA pozitifliği arasında da anlamlı bir fark tespit edilmemesinin yanı sıra sedimentasyon (p=0.03) arasında anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Tedavi seçimi üzerindeki etkinin ANA durumu ile ilişkisinin değerlendirilmesinde ise glukokortikoid kullanımı (gün ) (p=0.06) arasında anlamlı bir ilişkisi olmasına ek olarak günlük kullanılan glukokortikoid dozu (p=0.04) arasında da anlamlı fark saptanmıştır. Klasik DMARD sayısı(p=0.39), kullanılan sentetik DMARD türü ( MTX(p=0.53), LEF(p=0.18), SSZ(p=0.31)) arasında anlamlı ilişki yoktur. MTX kullanım şekilleri(p=0.15) ve intolerans(p=0.17) sebeplerinin ANA durumu ile ilişkisi değerlendirildiğinde anlamlı bir farklılık saptanmamıştır. Kombine DMARD tedavi seçimlerinin ( MTX+HCQ(p=0.79), MTX+HCQ+SSZ(p=0.45), MTX+LEF+HCQ(p=0.45), MTX+SSZ(0.99), HCQ+SSZ(p=0.29), SSZ+LEF+HCQ(p=0.51), MTX+LEF(p=0.33), LEF+HCQ(p=0.04) ) ANA durumu ile ilişkisi incelendiğinde sadece LEF+HCQ kullanımı (p= 0.04) ile ANA pozitifliği arasında anlamlı ilişki bulunmuştur. Diğer kombine tedaviler arasında anlamlı ilişki yoktur. Biyolojik DMARD (p=0.56), anti-TNF kullanımı (p=0.99) (etanersept(p=0.41),adalimumab(p=0.99), sertolizumab(p=0.46)), anti-TNF ile beraber klasik DMARD(p=0.76), tosilizumab (p=0.46), tosilizumab ile beraber klasik DMARD(p=0.46),abatasept ile beraber klasik DMARD (p=0.46), rituksimab (p=0.38), rituksimab ile beraber klasik DMARD (p=0.38),JAK inh (p=0.46),toplam JAK inh (p=0.46), JAK inh ile beraber klasik DMARD (p=0.46), upadasitinib (p=0.46) ANA pozitifliği ile ilişkisinin değerlendirmesinde de anlamlı bir fark saptanmamıştır. SONUÇ: Seropozitif RA hastalarında ANA pozitifliği durumunda tanı yaşı, cinsiyet dağılımı, sigara kullanımı ile klinik semptom ve bulgular etkilenmez iken otoimmünitesinin göstergesi olan otoantikorlar ve titrelerinin, inflamatuvar olduğunun göstergesi olan sedimentasyonun, glukokortikoid kullanımı ve dozunun, LEF+HCQ gibi immün baskılayıcı bir tedavi rejiminin anlamlı saptanması ANA pozitifliği/negatifliğinin seropozitif RA hastalarında laboratuvar ve tedavi seçimini etkilediği şeklinde değerlendirilir.