Yenidoğan yoğun bakım ünitesinde idrar yolu enfeksiyonu nedeniyle yatırılan hastalar ve izlem sonuçlarının geriye dönük değerlendirilmesi


Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2019

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: ESİN EYİCAN

Danışman: Sevim ÜNAL

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Giriş: İdrar yolu enfeksiyonu (İYE) yenidoğan döneminde sık görülen enfeksiyonlardandır. Bu çalışmada yenidoğan yoğun bakım ünitesinde (YYBÜ) İYE tanısıyla izlenen yenidoğanlarda en sık görülen semptomların ayırt edilmesi, hastaların demografik özellikleri, etken mikroorganizmalar, altta yatan renal ve üriner sistem anomalileri, tedaviye yanıt ve prognozlarının belirlenmesi amaçlanmıştır. Ayrıca, enfeksiyon nedeniyle gelişen komplikasyonlar, böbrek hasarı ve hastaların taburculuk sonrası izlem sonuçları değerlendirilmiştir. Gereç ve Yöntem: Bu çalışmaya mesane sonda uygulaması veya suprapubik mesane aspirasyonuyla elde edilen idrar kültüründe üreme saptanarak İYE tanısı alan yenidoğanlar alındı. Mayıs 2015 ile Ekim 2018 tarihleri arasında, YYBÜ'de İYE tanısıyla yatırılarak tetkik ve tedavi edilen yenidoğanlar geriye dönük olarak değerlendirildi. Hastaların demografik özellikleri, klinik bulguları, laboratuvar ve görüntüleme özellikleri ve poliklinik izlem sonuçları belirlendi. Bulgular: Çalışmaya alınan 190 hastanın 125'i (%65,8) erkek, 65'i (%34,2) kız ve 56'sı (%29,5) prematüre idi. Ortalama başvuru yaşı 15,7± 8,5 gün (1-40 gün) olup 17 hasta (%8,9) hastane kaynaklı İYE tanısı aldı. Hastaların 28'ine (%14,7) prenatal tanı konulmuştu: 23'ü (%12,1) hidronefroz, 1'i (%0,5) meningomyelosel, 4'ü (%2,1) kistik böbrek hastalığı tanısı almıştı. Hastaların 57'si (%30) sarılık, 39'u (%20,5) ateş, 38'i (%20) kusma nedeniyle, 34'ü (%17,9) yalnızca sarılık şikayetiyle başvurdu ve sarılık nedeniyle başvuranların %18'i uzamış sarılık tanısı almıştı. İdrar incelemelerinde 172 hastada (%90,5) lökosit esteraz pozitif, 69'unda (%36,3) nitrit pozitif saptandı. İdrar kültürlerinde 174 hastada (%91,6) gram negatif, 16 hastada (%8,4) gram pozitif üreme olmuştu. Gram negatif üremelerin 100'ü (%52,6) E.coli, 69'u (%36,2) klebsiella idi. Hastane kaynaklı İYE tanısı alan hastaların %53'ünde klebsiella, %23,5'inde E.coli, %17,6'sında koagülaz negatif stafilokok (KNS) etken iken diğer 173 hastanın %55,4'ünde E.coli, %34,6'sında klebsiella etken olarak saptanmıştı. Ürosepsis tanısı 25 hastaya konuldu. Bu hastaların tümünde kan ve idrar kültürlerinde aynı etken üredi. Renal ve üriner sistem ultrasonografisinde (USG) patolojik bulgu olan 120 hasta olup 54'ünde (%45) hidronefroz, 25'inde (%20,8) pelvik ektazi, 18'inde (%15) hidroüreteronefroz, 7'sinde (%5,8) bifid renal pelvis, 4'ünde (%3,3) multikistik displastik böbrek saptandı. Hastaların 19'unda (%10) hem antenatal hem de postnatal USG ile hidronefroz olduğu gösterildi. Hastaların 82'sine (%43,2) voiding sistoüretrografi yapıldı, 75'inde (%91,5) veziko üreteral reflü (VUR) saptandı. İzlemde 43 hastaya Dimerkaptosüksinik asit sintigrafi çekildi ve bu hastaların 27'sinde (%62,8) böbrek skarı saptandı. Skar saptanan hastaların tümünde ateş, tekrarlayan İYE, USG'de anomali, VUR mevcut olup 24'ünde (%88,9) yüksek evre VUR saptandı. Tek başına yüksek evreli VUR'un skar gelişimine yaklaşık 7 kat (OR:6,9) daha etkili olduğu gösterildi. Hastaların 72'sinde (%37,9) İYE tekrarladı ve 44'ü (%23,2) tekrarlayan İYE nedeniyle yeniden hastaneye yatırıldı. Düşük evreli VUR'u olan hastaların 25'inde (%69,4), yüksek evreli VUR'u olanların 37'sinde (%94,9) İYE (p=0,009); profilaksi alanların 71'inde (%49), profilaksi almayanların 1'inde (%2,2) İYE tekrarladı. Çalışmaya alınan 190 hasta ortanca 8 ay (4-52) izlendi ve 13'ünde (%6.8) komplikasyon gelişti. Bu komplikasyonlar 11 hastada (%84,6) kreatinin yüksekliği, 1'inde (%7.7) hipertansiyon ve 1'inde proteinüri (%7.7) idi. Skar gelişenlerde komplikasyon riskinin yaklaşık 35 kat arttığı (OR: 34,59) gösterildi. Sonuç: Yenidoğanlarda İYE sarılık, kusma, ateş, uzamış sarılık, beslenememe gibi spesifik olmayan bulgularla görülebilir. Bu bulguları olanlarda idrar tetkiki yapılarak kültür alınmalı ve İYE tanısı akılda bulundurulmalıdır. Uzun dönem komplikasyonların önlenmesinde erken tanı ve tedavinin önemli olduğu unutulmamalıdır. İlk İYE atağı sonrası üriner sistem ve renal USG yapılarak gerekirse ileri incelemeler planlanmalıdır. Ayrıca yenidoğan döneminde geçirilen İYE'nin tekrarlayabilmesi, altta yatan üriner sistem anomali sıklığı ve böbrek hasarlanma olasılığının daha fazla olması nedeniyle, hastaların erken tanı ve tedavi sonrasında da yakın takip edilmeleri gereklidir. Anahtar kelimeler: Böbrek skarı, Hidronefroz, İdrar yolu enfeksiyonu, Yenidoğan.