Akut tübülointerstisyel nefrit tanılı çocuk hastalarda etiyoloji, tedavi ve prognozun değerlendirilmesi
Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, ANKARA ETLİK ŞEHİR SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, ÇOCUK SAĞLIĞI VE HASTALIKLARI ANABİLİM DALI, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2025
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: MERVE ÖZGÜVEN
Danışman: Tülin GÜNGÖR
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:ÖZET Giriş: Akut tübülointerstisyel nefrit (ATİN), böbrek interstisyumunun inflamatuvar hücrelerle infiltrasyonu ile karakterize bir tablodur. Etiyolojide en sık ilaçlar suçlanmaktadır. Hastalar genellikle özgül olmayan belirti ve semptomlarla başvurmaktadır. Amaç: Bu çalışmanın amacı, çocukluk çağı ATİN olgularının demografik, klinik özelliklerini, etiyolojisini, klinik gidiş ve prognozunu belirlemek; tedavi yöntemlerini ve uzun dönem böbrek etkilerini değerlendirmektir. Yöntem: Çalışmaya Eylül 2022–Eylül 2024 tarihleri arasında Ankara Etlik Şehir Hastanesi Çocuk Nefroloji Kliniği'nde ATİN tanısı konmuş 1 ay-18 yaş arasında, en az 6 ay poliklinik takibi ve dosya verisi olan 53 hasta dahil edilmiştir. Bulgular: Hastaların ortanca tanı yaşı 15,6 yıl (min-maks: 1,8-17,9 yıl), kız/erkek oranı 1,4 idi. En sık başvuru şikayetleri karın-yan ağrısı (%43,4), bulantı-kusma (%30,2) ve gözde kızarıklık (%15) idi. Fizik muayenede hastaların %33,9'da kostovertebral açı hassasiyeti saptandı. En sık etiyolojik neden ilaç kullanımıydı (%49,1), özellikle non-steroid antiinflamatuvar ilaçlar (NSAİİ) (%88,5) öne çıkmaktaydı. Başvuruda 42 (%79,2) hasta poliürikti, hastaların %39,6'da proteinüri, %15,1'inde piyüri ve %15,1'inde hematüri saptandı. Üveit 12 hastada (%22,6) gözlendi ve bu hastalar tübülointerstisyel nefrit ve üveit sendromu tanısı aldı. Başvuru ortalama serum kreatinin düzeyi 2,11±0,97 mg/dl ve ortalama glomerüler filtrasyon hızı (eGFR) 51,76±24,16ml/dk/1,73 m2 idi. Hastaların %79,2'sine semptomatik tedavi verildi, 11 hastaya (%20,8) böbrek biyopsisi sonrasında kortikosteroid tedavisi uygulandı. Hiçbir hastada renal replasman tedavisi gerekmedi. Her iki tedavi grubu arasında böbrek fonksiyon testlerindeki ilk hafta olan fark birinci ayda ortadan kalktı ve böbrek fonksiyonları her iki grupta da 3. ayda normale döndü. Tedavi grupları arasında son başvuru kreatinin ve eGFR düzeylerinde anlamlı farklılık saptanmadı (p=0,9 p=0,3). Son kontrolde bir hastada (%1,9) HT bulgusu devam etti, proteinüri hiçbir hastada saptanmadı, KBH gelişimi izlenmedi. ATİN açısından hiçbir hastada nüks görülmedi. Sonuç: Çocukluk çağı ATİN olgularında ilaçlar en sık etiyolojik faktördür. Klinik bulgular çoğunlukla nonspesifik olduğundan, tanı sürecinde yüksek klinik şüphe gereklidir. Çalışmamızdaki veriler pediatrik ATİN olgularında uzun dönem böbrek fonksiyonlarının genellikle tamamen düzeldiğini ve tedavi yaklaşımından bağımsız olarak prognozun oldukça iyi olduğunu göstermektedir. Ancak çalışmamızda kortikosteroid tedavisi gören hastalarda ilk haftalarda daha şiddetli ABH bulguları görülse de, kortikosteroid almayan hastalara benzer genel bir sonuç aslında bir tedavi etkisini temsil edebilir. Bunu göstermek için prospektif, randomize, kontrollü çalışmalara ihtiyaç vardır. Anahtar kelimeler: Akut böbrek hasarı; Tübülointerstisyel nefrit; Non-steroidal antiinflamatuvar ilaçlar; Kortikosteroid; Prognoz