Geriatrik hastalarda tiroid fonksiyonlarının kırılganlık üzerine etkilerinin Edmonton ve FRAIL kırılganlık ölçekleri ile değerlendirilmesi


Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2021

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: GALİP CAN UYAR

Danışman: Mustafa Kemal KILIÇ

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Giriş: Dünya'da ve Türkiye'de yaşlı nüfus hızla artmaktadır. Yaşlanma ise birçok fizyolojik süreç ile işleyen bir mekanizmadır. Fizyolojik sürece bağlı beklenen değişikliklerin üstüne akut enfeksiyon, travma, stres bozuklukları ve inflamasyon gibi birçok faktör ile patolojik süreçler daha hızlı ilerleyebilir. Kırılganlık, yaşlanmayla birlikte birçok sistemin fonksiyonlarında kümülatif azalma sonucu gelişen fiziksel aktivitede ve yürüme hızında azalma, kilo kaybı, kas gücü kaybı ve tükenmişlik gibi bileşenlerin oluşturduğu bir geriatrik sendromdur. Yaşlanma ile başta kırılganlık olmak üzere geriatrik sendromlarda artış gözlenir. Tiroid disfonksiyonu ise yaşlılıkta atipik semptomlar ile ortaya çıkabilen, yaşlıların vücut dengesi ile metabolizmasını etkileyebilen ve yaşlılık semptomları ile benzerlik göstererek ortaya çıkabilen bir komorbiditedir. Yaşlılarda yaşla birlikte artış gösteren birçok kronik ek hastalıklarla ilgili çalışmalar olmasına rağmen kırılganlık düzeylerinin tiroid fonksiyonları ile ilişkisini gösteren çalışma sayısı sınırlıdır. Amaç: Altmış beş yaş ve üzeri hastalarda tiroid hastalıklarının (aşikâr/subklinik hipotiroidi, ötiroid ve aşikar/subklinik hipertiroidi) farklı gruplarında TSH, sT4, sT3 değerlerinin ve tiroid peroksidaz otoantikoru (Anti-TPO)'nun kırılganlık üzerine etkilerini, eşlik eden kronik hastalıkların kırılganlık ile ilişkisini, sosyodemografik durumların kırılganlık ile ilişkisini ve geriatrik hastalar için optimal TSH düzeylerini SOF, Edmonton ve FRAIL kırılganlık ölçekleri ile değerlendirmeyi amaçladık. Gereç ve Yöntem: Ankara Eğitim ve Araştırma Hastanesi Geriatri, Dahiliye ve Endokrinoloji polikliniklerine başvuran altmış beş yaş ve üzeri, dahil edilme-dışlama kriterlerine uygunluk gösteren ve çalışmaya katılmayı kabul eden, aşikâr veya subklinik hipotiroid, ötiroid, aşikâr veya subklinik hipertiroid durumda olup medikal tedavi alan veya medikal tedavisiz takip edilerek ötiroid olan 220 hasta (150 kadın, 70 erkek) çalışmaya dahil edilmiştir. Hastaların yaş, cinsiyet, sigara ve alkol kullanma durumları, komorbid hastalıkları ve demografik verileri sorgulanmıştır. Ayrıntılı öykü alınmış ve kapsamlı geriatrik muayene yapılmıştır. Hastalardan tiroid fonksiyonu ve biyokimyasal testleri (TSH, sT3, sT4, Anti-TPO) istendi. Hastalara SOF, Edmonton ve FRAIL kırılganlık ölçekleri ayrı ayrı uygulanarak ulaşılan sonuçlar kaydedildi. Bulgular: Çalışmaya katılan 220 hastanın 150'si (%68,2) kadın, çalışma popülasyonunun yaş ortancası 73 (en genç 65, en yaşlı hasta 96 yaşında)'dür. Hastaların %71,4'ü ilkokul mezunu ve daha az tahsile sahipti. Hastaların %60,5'i eşiyle beraber yaşıyordu. Kronik hastalıklardan en sık hipertansiyon (%64,1), ikinci sıklıkta diyabetes mellitus (%46,4) eşlik ediyordu.SOF kırılganlık ölçeğine göre %44,5 (kırılgan kadın oranı %32,3) hasta kırılgan, Edmonton kırılganlık ölçeğine göre %30,4 (kırılgan kadın oranı %24,2) hasta kırılgan ve FRAIL kırılganlık ölçeğine göre %36,4 (kırılgan kadın oranı %28,2) hasta kırılgan olarak değerlendirildi. Anormal TSH değerleri ile kırılganlık arasındaki ilişkinin değerlendirildiği tek değişkenli analizde TSH: 0,5-6 mIU/L değerlerinin dışında olan hastalarda kırılganlığın bu aralıkta bulunan hastalara kıyasla daha sık görüldüğü (SOF, Edmonton ve FRAIL kırılganlık ölçeklerine göre) sonucuna varılmıştır (her bir test için p<0,001).TSH kategorileri arasında anlamlı olarak farklı bulunan parametreler çok değişkenli lojistik regresyon analizine dahil edildi. Bunlar arasından SOF kırılganlık ölçeğine göre kırılgan olmak [OR: 7,71; 95% CI= (3,66-16,23); p<0,001], Anti-TPO pozitifliği [OR: 5,01; 95% CI= (2,29-10,97); p<0,001] istatiksel olarak anlamlı farklılık gösterdi.Edmonton kırılganlık ölçeğine göre yapılan kırılganlık sınıflamasında kategoriler arasında sT3 seviyesinin ve sT3/sT4 oranının (p<0,001 ve p=0,01; sırasıyla) istatistiksel olarak anlamlı seviyede farklı olduğu görüldü.FRAIL kırılganlık ölçeğine göre yapılan kırılganlık sınıflamasında kategoriler arasında sT3 (p=0,002) seviyesinin istatiksel olarak anlamlı seviyede farklı olduğu görüldü.SOF kırılganlık ölçeğine göre yapılan kırılganlık sınıflamasında kategoriler arasında sT3 seviyesinin ve sT3/sT4 oranının (p=0,003 ve p=0,03; sırasıyla) istatistiksel olarak anlamlı seviyede farklı olduğu görüldü. Tartışma ve Sonuç: Çalışmamızda tiroid fonksiyonlarının kırılganlık üzerine olan etkileri ile ilgili önemli veriler elde ettik. Özellikle sT3 seviyesinin ve sT3/sT4 oranının kırılganlık düzeyini değerlendirmede önemli bir belirteç olabileceğini düşünmekteyiz. Optimal TSH düzeyinin kırılganlık düzeyinin azalmasında etkili olduğunu ve yaşlı hastaların anormal TSH düzeylerinde SOF kırılganlık ölçeğine göre kırılganlık artışı ile bağımsız ilişkili olduğu hakkında güçlü verilere ulaştık. Ayrıca eşlik eden ek kronik hastalıklarında kırılganlık düzeyi ile ilişkili olduğu hakkında veriler elde ettik. Tiroid ilacı kullanımının, kadın cinsiyetin, yaş ve eğitim düzeyinin de kırılganlığa katkı sağlayabileceğini düşünmekteyiz. Literatürde, konuyla ilgili az sayıda yayın bulunması sebebiyle kesin bir yargıya varmak güçtür. Bu nedenle, çok sayıda hastanın dahil edildiği, geniş kapsamlı benzer çalışmalara gereksinim vardır.