Opioid kullanım bozukluğu olan erkek hastalarda duygu düzenleme güçlüğünün değerlendirilmesi ve intihar girişimi ile ilişkisi


Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, KONYA SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, DAHİLİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2024

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: BEHİYE KURU KOYUNCU

Danışman: İkbal İNANLI

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Amaç: Opioid kullanım bozukluğu (OpKB), yaygınlığı giderek artan, birçok faktörün rol oynadığı, kronik seyirli, depreşme ve iyileşme dönemleriyle seyreden bir hastalıktır. OpKB tanılı hastalarda intihar davranışı sık görülür ve seyri olumsuz etkilemektedir. Yapılan çalışmalarda, duyguları düzenleme güçlükleri intihar davranışıyla ilişkili bulunmuştur. Bu çalışmanın amacı OpKB olan erkek hastalarda, duygu düzenleme güçlüğünü değerlendirmek, duygu düzenleme güçlüğünün intihar girişimi ile olan ilişkisini incelemektir. Ayrıca aşerme ile duygu düzeleme güçlüğü ve diğer klinik özelliklerin ilişkisini belirlemektir. Gereç ve Yöntem: Çalışmaya 15 Ocak 2024-31 Mayıs 2024 tarihleri arasında Konya Beyhekim Eğitim ve Araştırma Hastanesi, Alkol ve Madde Bağımlılığı Tedavi ve Eğitim Merkezi polikliniğine başvuran OpKB tanısı olup tedavi sonrası stabilizasyon dönemi tamamlandıktan en az 2-4 hafta sonra takip ve tedavi amaçlı başvuran gönüllü 188 hasta dahil edildi. Tüm katılımcılara; Sosyodemografik Veri Toplama Formu, İntihar Davranış Ölçeği (İDÖ), Beck Umutsuzluk Ölçeği (BUÖ), Duygu Düzenleme Güçlüğü Ölçeği (DDGÖ), Madde Aşerme Ölçeği (MAÖ), Barratt dürtüsellik ölçeği11 (BDÖ), Hamilton Depresyon Derecelendirme Ölçeği (HDÖ), Hamilton anksiyete değerlendirme ölçeği (HAÖ) uygulandı. Bulgular: Çalışmaya dahil edilen hastalardan 38 kişinin (%20,2'si) yaşam boyunca en az bir kez intihar girişiminde bulunduğu belirlendi. Çalışmamızda intihar girişiminde olanlarda olmayanlara kıyasla; İDÖ, BDÖ, HDÖ, HAÖ, BUÖ, MAÖ skorlarının daha yüksek olduğu bulundu (sırasıyla, p<0,001, p=0,001, p<0,001, p<0,001, p<0,001, p<0,001). İntihar girişiminde bulunan grupta DDGÖ-Açıklık, DDGÖ-Farkındalık, DDGÖ-Kabul, DDGÖ-Hedef, DDGÖ-Dürtü, DDGÖ-Strateji ve toplam puanları intihar girişiminde bulunmayanlara göre daha yüksek bulundu (sırasıyla p=0,001, p<0,001, p=0,003, p=0,002, p<0,001, p<0,001, p<0,001). DDGÖ skorları ile klinik özelliklerin korelasyonu incelendiğinde; madde kullanım süresi ve intihar girişimi sayısı arasında pozitif ilişki olduğu belirlenmiştir (sırasıyla p=0,026, p<0,001). Hastaların MAÖ skorları ile klinik özelliklerin korelasyonu incelendiğinde; madde kullanım süresi ve intihar girişimi sayısı arasında pozitif ilişki olduğu belirlenmiştir (sırasıyla p=0,032, p<0,001). Hastaların MAÖ skoru ile DDGÖ toplam ve alt kategori puanlarının korelasyonu incelendiğinde, pozitif ilişki olduğu belirlenmiştir (p<0,001). Hastaların DDGÖ toplam puanı ile İDÖ, BDÖ, HDÖ, HAÖ, BUÖ puanlarının korelasyonu incelendiğinde, pozitif ilişki olduğu belirlenmiştir (p<0,001). Hastaların MAÖ puanı ile İDÖ, BDÖ, HDÖ, HAÖ, BUÖ puanlarının korelasyonu incelendiğinde, pozitif ilişki olduğu belirlenmiştir (p<0,001). Yapılan regresyon analizi sonucunda İDÖ, MAÖ ve HAÖ puanında artışın intihar girişimi ile ilişkili olduğu saptandı (sırasıyla p=0,001, p=0,035, p=0,044). HDÖ ve BDÖ puanları; MAÖ puanını yordayan değişkenler olarak belirlendi (sırasıyla; p=0,018, p=0,009). Sonuç: Çalışmamızda OpKB tanılı erkek hastalarda intihar girişiminde olanlarda; duygu düzenleme güçlüğünün daha fazla olduğu, aşerme, umutsuzluk, dürtüsellik, depresyon ve anksiyete belirti düzeyinin daha yüksek olduğu ve duygu düzenleme güçlüğünün; umutsuzluk, dürtüsellik, depresyon ve anksiyete belirti düzeyleri ile ilişkili olduğu belirlendi. Aşerme, depresyon ve intiharla ilişkili düşüncelerin; intihar girişimi ile ilişkili olduğu, anksiyete ve dürtüselliğin aşermeyi yordadığı belirlendi. İntihar davranışı ve aşerme birçok durumla ilişkili olup, ayrıntılı değerlendirilmeli ve müdahale edilmelidir. Bu çalışma duygu düzenleme güçlüklerinin OpKB olan hastalarda intihar davranışı riskini ve aşermeyi olumsuz etkileyebileceği varsayımını desteklemektedir. Sonuçlarımız; bağımlılık tedavisinde duygu düzenlemeye yönelik müdahaleleri içeren tedavi yaklaşımlarının yer alması yararlı olacağını düşündürmektedir. Özellikle bu alanda yapılacak uzunlamasına çalışmalar, hem duygu düzenleme ve aşermeye ait bilgilerimizi arttıracak, hem de hangi alt kategorilere ait müdahalelerin daha etkin olacağını anlayıp tedavi üzerine etkinliğini değerlendirmemize yol gösterecektir. Anahtar Kelimeler: Opioid kullanım bozukluğu, duygu düzenleme güçlüğü, aşerme.