Adrenal insidentalomaların biyokimyasal ve radyolojik olarak retrospektif değerlendirilmesi
Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, ANKARA DIŞKAPI YILDIRIM BEYAZIT SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, DAHİLİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2018
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: MERVE İNCE
Danışman: Erman ÇAKAL
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Adrenal insidentalomalar, adrenal bezlerleilişkisiolmayan klinik bulgu ve ön tanılar sonrasında yapılan görüntülemelerde rastlantısal olarak saptanan kitlelerdir. Görüntüleme yöntemlerinin tıbbın her alanında kullanımın giderek artması başta olmak üzere birçok faktör ile ilişkili olarakgiderek daha sık tespit edilmekte ve klinisyenler için her geçen gün daha önemli ve kafa karıştırıcı bir konu haline gelmektedir.Bu tez çalışmasında 2012-2017 tarihleri arasında Dışkapı Eğitim Araştırma Hastanesi'nde rastlantısal adrenal kitle nedeni iletetkik edilen 99 unilateral ve 25 bilateral toplam 124 adrenal insidentaloma retrospektif olarak değerlendirildi. Adrenal insidentalomanın genel demografik ve klinik özellikleri yanında, bilateral ve unilateral adenomların benzer ya da farklı yönleri incelendi. Adrenal insidentalomanınyaş ortalaması ve cinsiyet dağılımı literatürle uyumlu idi.107 nonfonksiyone adenom,11 Subklinik Cushing sendromu, 2 Cushing Sendromu,3 feokromasitoma,1 primer aldosteronizmtespit edildi. Unilateral ve bilateral adenomlar arasında yaş ortalaması, cinsiyet dağılımı, DM ve HT sıklığı benzerdi.Subklinik Cushing sendromu sıklığı açısından bilateral ve unilateral adrenal insidentalomalararasındaistatiksel anlamlı fark saptanmadı.Subklinik Cushing sendromunda nonfonksiyone adenomla karşılaştırıldığında HT daha sık ve kitle boyutu daha büyük gözlendi.Kitle boyutu artışı ile fonksiyonel olma ve subklinik kortizol hipersekresyonu yapma arasında pozitif korelasyon saptandı.Adrenal adenomun boyutundaki artışın klinisyenler içinhormonal testleri daha dikkatli ve özenli yapma konusunda uyarıcı olabileceği sonucu elde edilmiştir. Bilateral ve unilateral lezyonların etyopatogenetik farklılıkları konusunda ise dahakapsamlı prospektif çalışmalara ihtiyaç duyulmaktadır.