Hipertansiyon tanısı alan çocuk hastaların demografik ve etiyolojik özelliklerinin incelenmesi


Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, İSTANBUL ŞİŞLİ HAMİDİYE ETFAL SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, DAHİLİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2025

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: BUSE TEKİN

Danışman: Gül ÖZÇELİK

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Amaç: Bu çalışmada, Sağlık Bilimleri Üniversitesi Şişli Hamidiye Etfal Eğitim ve Araştırma Hastanesi Çocuk Nefroloji Polikliniğinde takip edilen 1–18 yaş arası çocuk hastalarda hipertansiyonun (HT) demografik özellikleri, etiyolojik dağılımı, ambulatuvar kan basıncı monitörizasyonu (ABPM) bulguları ve eşlik eden komorbiditeler değerlendirilerek primer ve sekonder HT arasındaki farkların ortaya konması amaçlanmıştır. Gereç ve Yöntem: Retrospektif olarak planlanan bu çalışmaya Ocak 2019- Aralık 2023 yılları arasında takip edilen, HT tanısı alan ve en az 3 aydır izlenen 69 çocuk hasta dahil edilmiştir. Tanı, 2017 Amerikan Pediatri Akademisi (AAP) kılavuzuna göre ofis ölçümleriyle konulmuştur. Obezite değerlendirmesi CDC kriterlerine göre yapılmış, ABPM ile 24 saatlik sistolik ve diyastolik basınç değerleri ve yükleri kaydedilmiştir. Ek olarak laboratuvar, radyolojik, ekokardiyografik ve biyokimyasal veriler değerlendirilmiştir. Bulgular: Çalışmaya dahil edilen hastaların %58'i erkekti ve ortalama tanı yaşı 13,4±3,4 yıl olarak saptandı. Vakaların %81,2'si primer HT, %18,8'i sekonder HT tanısı almıştı. Primer HT grubundaki hastaların önemli bir bölümünün (%44,6) obezite sınıf 1, %1,8'inin ise obezite sınıf 2 tanısı aldığı, dolayısıyla bu grupta obezite oranlarının belirgin şekilde yüksek olduğu gözlemlendi. ABPM ölçümlerinde anlık ve 24 saatlik sistolik değerler arasında anlamlı fark yokken, diyastolik değerler anlamlı farklılık gösterdi (p=0,005). Sol ventrikül hipertrofisi %8,6 oranında gözlenmiş olup, bu durumun primer HT ile ilişkili hedef organ hasarının erken göstergesi olabileceği düşünülmektedir. Ek medikal tedavi %68,1 hastaya uygulanırken, %31,9 hasta yalnızca konservatif tedavi ile izlenmiştir. Sonuç: Çocukluk çağında hipertansiyon, erişkin dönemde kardiyovasküler hastalıkların önemli bir belirleyicisi olup, tanı ve izlem süreçleri dikkatle yürütülmelidir. Primer HT sıklığının artmasında obezite önemli bir risk faktörü olarak öne çıkmaktadır. ABPM, tanı ve takipte değerli bir araç olarak kullanılmalı; yaşam tarzı değişiklikleri tedavi sürecinin ayrılmaz bir parçası olarak uygulanmalıdır. Anahtar Kelimeler: Hipertansiyon, Primer Hipertansiyon, Obezite