Mide kanserlerinde PD-L1 pozitif hastalarda klinikopatolojik özelliklerin ve sağkalım verilerinin karşılaştırmalı değerlendirilmesi


Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, ANKARA ŞEHİR SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, DAHİLİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2024

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: YILDIRIM EMRE YILMAZ

Danışman: Betül ERİŞMİŞ

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Amaç: Son yıllarda görülme oranı ve ölüm hızında düşüşler yaşansa da mide kanseri dünya genelinde önemli bir sağlık sorunu olmaya devam etmektedir. PD-L1, tümör hücreleri tarafından üretilen bir protein olup, bağışıklık sisteminin T hücrelerini baskılayarak tümör hücrelerinin immün yanıtlarından kaçmasına imkân tanır. Mide kanserlerinde PD-L1 ekspresyonu ile prognoz arasındaki ilişki ise hala tartışmalı bir konudur. Biz de çalışmamızla, PD-L1 pozitif ve negatif lokal ileri evre veya metastatik mide kanseri tanısı alan hastaların klinikopatolojik özelliklerini, aldıkları tedavi ve yanıtları ile sağkalım verilerini karşılaştırmayı amaçladık. Gereç ve Yöntem: Ocak 2021 - Ağustos 2024 yılları arasında Ankara Bilkent Şehir Hastanesi Tıbbi Onkoloji kliniklerinde metastatik veya lokal ileri evre mide kanseri tanısı ile takip edilmiş, 18 yaş üzerinde, sistemden ayrıntılı verilerine ve bilgilerine ulaşabildiğimiz, PD-L1 ekspresyonu taranmış (54 PD-L1 pozitif, 36 PD-L1 negatif) hastalar çalışmaya dahil edilmiştir. PD-L1 mutasyonu olan ve olmayan hastaların klinikopatolojik özellikleri, aldıkları tedaviler ve tedavi yanıtları ile sağkalım durumları retrospektif olarak incelenerek kaydedilmiş ve elde edilen veriler uygun istatistiksel yöntemlerle analiz edilmiştir. Bulgular: Çalışmamıza dahil edilen 66 erkek, 24 kadın toplam 90 hastanın PD-L1 pozitiflik oranı %60 olarak saptandı. PD-L1 pozitif grupta medyan yaş 66 (min-max:31-86) iken, PD-L1 negatif grupta medyan yaş 60,5 (min-max:24-81) idi (p=0,03). PD-L1 pozitif hastaların, PD-L1 negatif hastalara göre istatistiksel olarak anlamlı şekilde daha yaşlı olduğu gözlemlendi. PD-L1 pozitifliği ile uzak metastaz arasındaki ilişki incelendiğinde, PD-L1 pozitif hastalarda karaciğer metastazı oranı %68,5, PD-L1 negatif hastalarda ise %44,4 olarak saptandı (p=0,023). PD-L1 pozitif hastaların %25,9'unda, PD-L1 negatif olanların %44,4'ünde periton metastazı olduğu görüldü (p=0,068). PD-L1 ekspresyonu ile diğer uzak metastazlar arasında ise anlamlı bir ilişki saptanmadı (p>0,05). Çalışmamızda ayrıca PD-L1 pozitifliğinin cinsiyet, sağkalım süreleri, tedavi yanıtları, bazı biyobelirteçler ve histolojik tipler üzerindeki etkisi incelendi ancak istatistiksel olarak anlamlı ilişki saptanmadı (p>0,05). Belirtilen veriler kombine pozitif skor (CPS) eşik değer 10 üzerinden de sınıflandırılarak değerlendirildi ve yine anlamlı bir istatistiksel ilişki tespit edilmedi (p>0,05). Sonuç: Bu çalışmada, metastatik ve lokal ileri evre mide kanserli hastalardaki PD-L1 ekspresyonunun biyolojik ve klinik sonuçlara etkisi incelenmiştir. PD-L1 pozitifliği ile yaş ve metastaz paternleri arasında bazı ilişkiler gözlemlense de sağkalım süreleri ve diğer parametreler açısından istatistiksel anlamlı fark saptanmamıştır. Bulgularımız, PD-L1'in tek başına mide kanserinde sağkalımı öngörmede yeterli bir belirteç olmayabileceğini, daha geniş çalışmalarda diğer biyobelirteçlerle birlikte değerlendirilmesi gerektiğini göstermektedir.