Bipolar bozukluğun erken ve geç evrelerinde beyaz cevher özellikleri: Bir difüzyon tensör görüntüleme çalışması
Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, KONYA SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, DAHİLİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2020
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: ALİ BARAN TANRIKULU
Danışman: İkbal İNANLI
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Amaç: Bipolar bozukluk (BB) tekrarlayan duygudurum epizodlarıyla giden, kronik ve kişinin işlevselliğini birçok alanda etkileyen bir hastalıktır. BB'de evreleme sistemleri hastalığın progresyonu sürecinde hastanın nerde olduğunu tanımlamaktadır. Evreye özgü biyobelirteçlerin tanımlanması evreleme sistemlerinin kullanımını kolaylaştırabilir. Difüzyon tensör görüntüleme (DTG) beyin beyaz cevher yolaklarının bütünlüğünün değerlendiriliği girişimsel olmayan bir görüntüleme yöntemidir. BB patofizyolojisinde beyaz cevher bütünlüğünde azalma önemli yer tutmaktadır. Bu çalışmanın amacı evreleme modellerine göre ayrılan BB tanılı hasta ve kontrol gruplarında DTG ile beyaz cevher bütünlüğünün karşılaştırılması ve beyaz cevher bütünlüğünün evreleme için kullanılabilecek bir biyobelirteç olup olamayacağını araştırmaktır. Yöntem: 1 Mart 2019-1 Mart 2020 tarihleri arasında Sağlık Bilimleri Üniversitesi Konya Eğitim ve Araştırma Hastanesi Psikiyatri Kliniğinde DSM IV-TR tanı kriterlerine göre BB tanısı konulan 54 ötimik hasta çalışmaya alınmış ve erken ve geç evre olmak üzere iki gruba ayrılmıştır. Erken evre ilk manik epizod sonrası duygudurum epizodu geçirmemiş olmak; geç evre tekrarlayan duygudurum epizodlarının olması olarak belirlenmiştir. Geç evre hasta grubundan 28, erken evre hasta grubundan 26 ötimik, BB-I tanılı gönüllü hasta çalışmaya alınmıştır. Kontrol grubu olarak yaş ve cinsiyet açısından hasta grubu ile benzer özellikte 27 sağlıklı gönüllü alınmıştır. Araştırmaya dahil edilen hastalara araştırmacı tarafından geliştirilen sosyodemografik veri formu, klinik global izlenim ölçeği (CGI), Hamilton depresyon derecelendirme ölçeği (HDDÖ), Young mani derecelendirme ölçeği (YMDÖ), içgörü değerlendirme ölçeği (İDÖ), bipolar bozuklukta işlevsellik ölçeği (BB-İ) , çocukluk çağı travmaları ölçeği (ÇÇTÖ-28) uygulanmıştır. HAM-D ≤7 ve YMRS ≤7 olan hastalar ötimik kabul edilmiştir. Hasta grupları ve kontrol grubuna DTG çekimleri supin pozisyonunda kafa koili kullanılarak, 1.5 Tesla MR cihazında yapılmıştır. Elde edilen fraksiyonel anizotropi (FA), radial difüzite (RD), aksiyal difüzite (AD) haritalarında, ROİ yöntemiyle beyaz cevher yolaklarında FA, RD, AD değerleri ölçülmüştür. Bulgular: Çalışmamızda manik epizod sayısı, toplam epizod sayısı, hastaneye yatış sayısı ve hastalık süresi geç evre hasta grubunda erken evre hasta grubuna göre daha yüksek bulunmuştur. Depresif epizod sayıları açısından iki grup arasında anlamlı fark bulunmamıştır. Hasta gruplarına uygulanan BB-İ ölçeğinde sadece ev içi işlevsellik boyutunda geç evre hastaların erken evre hastalara göre daha iyi işlevsellik gösterdiği bulunmuştur. Hasta gruplarının kullandığı ilaçlar karşılaştırıldığında depo antipsikotik kullanımının geç evre hasta grubunda erken evre hasta grubuna göre anlamlı düzeyde daha fazla olduğu bulunmuştur. Çalışmamızda Corpus callosum (CC) genu FA değeri geç evre hasta grubunda erken evre hasta grubu ve kontrol grubuna göre anlamlı düzeyde daha düşük bulunmuştur. CC genu RD değeri geç evre hasta grubunda kontrol grubuna göre anlamlı düzeyde yüksek bulunmuştur. CC genu AD değeri açısından gruplar arasında farklılık bulunmamıştır. Sağ sagittal stratum bölgesinde FA değerleri; geç evre hasta grubunda erken evre hasta grubu ve kontrol grubuna göre anlamlı düzeyde daha düşük bulunmuştur. RD değerleri; geç evre hasta grubunda erken evre ve kontrol grubuna göre daha yüksek bulunmuştur. AD değerleri kontrol grubunda geç ve erken evre hasta gruplarına göre istatistiksel olarak anlamlı düzeyde yüksek bulunmuştur, erken ve geç evre hasta grupları arasında farklılık bulunmamıştır. Sol corona radita anterior'da (CRA) FA değeri geç evre hasta grubunda kontrol ve erken evre hasta grubuna göre anlamlı düzeyde daha düşük bulunmuştur. AD ve RD değerleri açısından gruplar arasında anlamlı düzeyde farklılık bulunmamıştır. Yapılan regresyon analizinde geç evre hasta grubu ile erken evre ve kontrol grubu karşılaştırıldığında CC genu ve sağ sagittal stratum FA değerinde azalmanın geç evre hastalık için yordaycı bir faktör olduğu belirlendi. Sonuç: Bu çalışma, emosyonel disregülasyonda önemli rolü olan, sağ ve sol orbitofrontal korteksleri (OFK) birbirine bağlayan CC genu, fasyal emosyonları tanımada kritik role sahip olan sağ sagittal stratum ve internal kapsülden kortikal bölgelere projeksiyon lifleri taşyan sol CRA FA değerlerinde geç evre hastalarda azalma olduğunu göstermektedir. Bu sonuç BB'de beyaz cevher bütünlüğündeki anormalliklerin nöroprogresyonla ilişkisi olduğunu desteklemektedir. Ayrıca, CC genu ve sağ sagittal stratum FA değerindeki azalmanın, bu bölgelerdeki beyaz cevher bütünlüğünün evreleme sistemlerinde kullanılabilecek bir biyobelirteç olabileceğini göstermektedir. Ancak bu sonuçların genellenebilmesi için uzunlamasına çalışmalara gereksinim vardır. Bu çalışma, BB tanılı hastalarda beyaz cevher bütünlüğünün evreleme ile ilişkisini değerlendiren ilk çalışmadır. Anahtar kelimeler: bipolar bozukluk, evreleme, difüzyon tensör görüntüleme