Orta yüksek riskli akut pulmoner emboli hastalarında ultrason yardımlı kateter aracılı trombolitik tedavinin antikoagülan tedavi ile retrospektif olarak karşılaştırılması


Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, İSTANBUL KARTAL KOŞUYOLU YÜKSEK İHTİSAS SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, DAHİLİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2024

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: BARKIN KÜLTÜRSAY

Danışman: Abdulkadir USLU

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Amaç: Tam doz sistemik trombolitik tedavinin (STT) kanama riski ve alternatif reperfüzyon stratejilerin klinik faydalarına odaklanan büyük çalışmaların eksikliği göz önüne alındığında, mevcut kılavuzlar pulmoner embolide (PE) ne STT'yi ne de diğer herhangi bir reperfüzyon tedavisini orta risk grubunda birinci basamak tedavi olarak önermemektedir. Çalışmamızda, orta-yüksek risk grubundaki akut PE hastalarında, yalnızca antikoagülasyon tedavisine kıyasla ultrason yardımlı kateter aracılı trombolizin (USAT) etkililik ve güvenliğini retrospektif olarak incelemeyi amaçladık. Yöntem: Akut PE tanısı alan, kılavuzlar doğrultusunda orta-yüksek risk grubu olarak belirlenen 203 USAT uygulanan, kontrol grubu olarak da yalnızca antikoagülan alan 225, toplamda 425 hasta dahil edilmiştir. Tedavilerin etkililik ölçütü olarak ekokardiyografide sağ ventrikül fonksiyonu, tomografik sağ ventrikül/sol ventrikül (RV/LV) oranı ve değişimi ile Qanadli skoru (Qs) ve değişimi alınmıştır. Güvenlik sonlanımı için ise majör ve minör kanamalar ile hastane içi tüm nedenlere bağlı ölüm alınmıştır. Çalışmanın gözlemsel yapısı nedeniyle kafa karıştırıcıları ve yanlılığı azaltmak için propensity skor analizi yapılmıştır. Değişkenlerin sonlanımlar üzerine etkileri çoklu lineer regresyon ile değerlendirilmiştir. Bulgular: USAT grubunun yaş ortalaması kontrol grubuna kıyasla daha düşük olup (60.8±15.9 karşı 70.5±18) erkek ağırlığı daha fazladır. Komorbiditeler, özgeçmiş ve provoke edici faktörler incelendiğinde serebrovasküler olay sıklığı ve malignite öyküsünün USAT grubunda daha az olduğu görülmektedir. Geliş RV fonksiyonu ve RV/LV oranında fark görülmezken Qs USAT grubunda daha yüksek saptanmıştır. Ortalama trombolitik dozu 36.6±13.8 mg, ortalama infüzyon süresi ise 25.2±6.6 saattir. Hastaların tedavi öncesi ve sonrası klinik ve görüntüleme ölçümlerindeki değişimler incelendiğinde kalp hızı, oksijen saturasyonu, RV fonksiyonu, Qs ve pulmoner arter basıncı değişimi USAT grubunda daha fazla saptanmıştır. Yapılan çoklu lineer regresyon analizinde USAT tedavisi, iyileşmiş RV fonksiyonu ve azalmış Qs ile ilişkili bulunmuş olup RV/LV oranı ve değişimi üzerine anlamlı etkisi saptanmamıştır. USAT grubunda kanama olayları daha sık saptanmış olup (majör kanama %5.9 karşı %0.9, minör kanama %9.4 karşı %1.4) mortalite açısından fark görülmemiştir. Sonuç: Gerçek yaşam verilerinden oluşan yarı-deneysel çalışmamız, orta doz, yavaş infüzyon tPA rejiminin orta-yüksek riskli akut PE hastalarında yalnızca antikoagülan tedaviye kıyasla PA trombüs yükünde azalma, RV disfonksiyonunda gerileme ve klinik parametrelerin iyileşmesi bakımından üstün olduğunu göstermiş, fakat beraberinde kanama olaylarında hafif artışı getirmiştir.