Dahiliye yoğun bakım ünitesi'nde takip edilen hastalarda soluble ürokinaz plazminojen aktivatör reseptör (suPAR) düzeyinin ı̇nflamasyon belirteçleri ve mortalite ı̇le ı̇lişkisi
Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, İSTANBUL SULTAN ABDÜLHAMİD HAN SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, DAHİLİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2025
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: ÖVGÜ ÇETİN
Danışman: Mustafa KAPLAN
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:DAHİLİYE YOĞUN BAKIM ÜNİTESİ'NDE TAKİP EDİLEN HASTALARDA SOLUBLE ÜROKİNAZ PLAZMİNOJEN AKTİVATÖR RESEPTÖR (suPAR)DÜZEYİNİN İNFLAMASYON BELİRTEÇLERİ VE MORTALİTE İLE İLİŞKİSİ Giriş ve Amaç: Yoğun bakım ünitelerinde kritik hastaların erken risk sınıflaması ve mortalite öngörüsü, tedavi stratejilerini yönlendirmede hayati önem taşır. Bu amaçla kullanılan biyobelirteçler arasında C-reaktif protein (CRP), prokalsitonin (PCT), laktat, ferritin ve albümin öne çıkmaktadır. Son yıllarda bu parametrelerden türetilen oran bazlı göstergeler (CRP/Albümin, Laktat/Albümin, BUN/Albümin, Nötrofil/Lenfosit oranı vb.) tekli belirteçlere göre daha güçlü prognostik değer sunmuştur. Ancak bu parametrelerin özgüllüğü ve duyarlılığı sınırlı olduğundan, yeni biyomarker araştırmaları devam etmektedir. Çözünür ürokinaz plazminojen aktivatör reseptörü (suPAR), sistemik inflamasyon ve immün aktivasyonu yansıtan yeni bir biyobelirteçtir. Literatürde sepsis, organ disfonksiyonu ve yoğun bakım mortalitesi ile ilişkili bulunduğu bildirilmektedir. Bununla birlikte, klasik belirteçler ve oran bazlı parametrelerle karşılaştırmalı sonuçlar hâlâ net değildir. Bu çalışmada, dahiliye yoğun bakım ünitesinde takip edilen erişkin hastalarda yatışın 1. ve 3. günlerinde ölçülen suPAR düzeylerinin mortalite ile ilişkisi araştırılmış; ayrıca suPAR'ın prognostik gücü, klasik biyobelirteçler ve oran bazlı parametrelerle karşılaştırılarak değerlendirilmiştir. Gereç ve Yöntem: Bu tek merkezli gözlemsel çalışma, Sağlık Bilimleri Üniversitesi Sultan II. Abdülhamid Han Eğitim ve Araştırma Hastanesi Dahiliye Yoğun Bakım Ünitesi'nde yürütülmüştür. Çalışmaya toplam 112 birey dahil edilmiştir: 55 yoğun bakım hastası ve 57 sağlıklı kontrol. Hasta grubu, Dahiliye Yoğun Bakım Ünitesi'ne kabul edilen 18 yaş üzeri erişkinlerden oluşturulmuştur. Dahil edilme kriterleri; yoğun bakım yatışı sırasında sepsis veya kritik hastalık tanısı ile takip edilmek, bilgilendirilmiş onamın alınması ve klinik/laboratuvar verilerinin eksiksiz bulunmasıdır. Dışlama kriterleri ise 18 yaş altı olmak, hematolojik malignite, ileri evre solid tümör, immünsupresif tedavi öyküsü, karaciğer sirozu veya kronik böbrek yetmezliği gibi ağır komorbiditelerin varlığı ve çalışma süresince örnekleme için uygun olmayan klinik durumdur. Kontrol grubu, İç Hastalıkları polikliniğine başvuran, bilinen herhangi bir komorbiditesi olmayan, aktif inflamatuvar hastalığı bulunmayan ve laboratuvar parametreleri normal sınırlarda olan gönüllülerden seçilmiştir. Tüm olgulardan periferik venöz kan örnekleri yatışın 1. ve 3. günlerinde alındı; serumlar –80 °C'de saklanarak suPAR düzeyleri ELISA yöntemiyle ölçüldü. Ayrıca CRP, prokalsitonin, ferritin, albümin, bilirubin ve lökosit düzeyleri ile oran bazlı parametreler (CRP/Albümin, Laktat/Albümin, BUN/Albümin, Ferritin/Albümin, Nötrofil/Lenfosit oranı) değerlendirildi. İstatistiksel analizler SPSS v25.0 programı ile yapıldı; ROC eğrileri ve çok değişkenli lojistik regresyon mortalite öngörüsünde kullanıldı. Bulgular: Yoğun bakım grubunda klasik inflamatuvar belirteçler (CRP, prokalsitonin, eritrosit sedimentasyon hızı, fibrinojen, lökosit) anlamlı olarak yüksek, hemoglobin ve lenfosit düzeyleri ise düşük bulundu (tümü p 0,05). Buna karşılık CRP (AUC=0,667; p=0,035), prokalsitonin (AUC=0,707; p=0,009) ve bilirubin (AUC=0,747; p=0,002) anlamlı prognostik performans sundu. Oran bazlı parametreler (CRP/Albümin, Laktat/Albümin, BUN/Albümin) daha yüksek doğruluk sağladı; çok değişkenli lojistik regresyon analizinde CRP/Albümin (OR=1,45; %95 GA 1,10–1,89; p=0,01) ve Laktat/Albümin (OR=1,38; %95 GA 1,05–1,82; p=0,02) bağımsız mortalite belirleyicileri olarak öne çıktı. Sonuç: Bu çalışmada, yoğun bakım hastalarında suPAR düzeylerinin yatışın 3. gününde 1. güne kıyasla anlamlı şekilde azaldığı gösterilmiştir. Ancak bu düşüşe rağmen suPAR değerleri kontrol grubuyla benzer düzeylerde kalmış ve akut mortalite öngörüsünde anlamlı bulunmamıştır. Bu bulgu, suPAR'ın akut süreçlerden ziyade kronik inflamatuvar yükü ve uzun dönem immün aktivasyonu yansıtan bir biyobelirteç olduğunu desteklemektedir. Buna karşılık CRP, prokalsitonin ve bilirubin gibi klasik inflamatuvar belirteçler ile CRP/Albümin ve Laktat/Albümin oranları mortaliteyi öngörmede anlamlı bulunmuş, çok değişkenli analizde bağımsız belirleyiciler olarak öne çıkmıştır. SuPAR'ın bu belirteçlerle karşılaştırıldığında prognostik değer sunmaması, akut kritik hastalık mortalitesinde rolünün sınırlı olduğunu; ancak kronik enflamatuvar durumların değerlendirilmesinde daha yararlı bir parametre olabileceğini düşündürmektedir. Anahtar Kelimeler: suPAR, Sepsis, Mortalite