Antenatal hidronefroz tanılı olgularda ilk bir yaşta renal prognozun değerlendirilmesi


Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, İSTANBUL BAŞAKŞEHİR ÇAM VE SAKURA ŞEHİR SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, DAHİLİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2025

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: FETHİ DİLBER

Danışman: Sevgi YAVUZ

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Amaç: Antenatal hidronefroz (AH) tanılı bebeklerin demografik, klinik özelliklerinin, etyolojik nedenlerinin ve bir yılın sonundaki prognozlarının değerlendirmesi, cerrahi gerektirebilecek olguların hidronefroz indeksleri ile erken belirlenebilmesi. Gereç ve Yöntem: Çalışmada 21.05.2020 - 31.12.2024 tarihleri arasında antenatal dönemde HN tespit edilerek Başakşehir Çam Sakura Şehir Hastanesi çocuk nefroloji polikliniğine yönlendirilen hastaların demografik, laboratuvar ve radyolojik verileri geriye dönük olarak tarandı. Birinci ay ultrasonografi parametrelerine göre indekslerin risk faktörlerini öngörme performansları incelendi. Bulgular: Hastalarımızın çoğunlukla erkeklerden oluştuğu (%71,3), yaklaşık beşte birinde akrabalık ve ailede böbrek hastalığı öyküsü olduğu, büyük oranda ikinci trimesterda hidronefrozun tespit edildiği (%69,3), %10'unda oligohidramnios saptandığı, olihidramniotiklerin % 26'sının geçici hidronefroz iken, kalan dilimde ÜPBD ve VUR ağırlıklı profilin ortaya çıktığı, toplam hastaların yarısına profilaktik antibiyotik başlandığı ve bunların yarısında üç ay içinde tedavinin sonlandırıldığı, erkeklerin % 66'sının sünnet edildiği, izlemde %30 civarında hastanın İYE geçirdiği, %46,7'lik oranla en sık etkenin E. coli olduğu, hidronefrozun en sık solda görüldüğü , bilateral olguların sağdan daha yaygın olduğu , hastaların yaklaşık %70'ine VCUG çekildiği, bunların beşte birinde reflü saptandığı, reflülü olguların çoğunun bilateral olduğu, toplam % 23 oranında hastaya DMSA sintigrafi uygulandığı ve %17'sinde renal skar tespit edildiği, yaklaşık yarısına ise MAG-3 sintigrafi çekilip bu hastalarında yarısında obstrüksiyon bulunduğu, hastaların %36,6'sına cerrahi müdahale yapıldığı, cerrahi işlemlerin de başında piyeloplasti ve PUV rezeksiyonunun yer aldığı, bir yılın sonunda hastaların üçte birinde hidronefrozun düzeldiği ortaya konuldu. UTD sınıflamasına göre ayrıntılı bakıldığında ilk ayda P0 olanların hepsinin, P1'lerin % 79,5'inin, P2'lerin % %31'inin, P3'lerin %'11'nin spantan rezole olduğu saptandı. Hidronefroz tarafı ile hasta özellikleri karşılaştırıldığında fizyolojik HN, sintigrafide darlık, renal skar ve tekrarlayan İYE oranları benzerken, cerrahi girişim oranı sağ tarafta sola kıyasla anlamlı derecede yüksek bulundu. UTD sınıflamasında göre bakıldığında P3'lerin istatiksel açıdan sağda daha fazla olduğu tespit edildi. P/C ve lineer hidronefoz indekslerinin görece zayıf da olsa antenatal hidronefroz tanılı hastalarda sintigrafik darlık ve cerrahi müdahale gereksinimini, P/C indeksinin ayrıca İYE tekrarını ön görebileceği belirlendi. Sonuç: AH tanılı hastaların çoğunda tablo kendiliğinden düzelmekte, kalan hasta grubunda altta yatan ağır yapısal bozukluklar nedeniyle cerrahi müdahaleye gereksinim duyulabilmekte ve uygun izlem yapılmadığı takdirde böbrek yetersizliğine kadar ilerleyebilecek komplikasyonlar gelişebilmektedir. Hidronefroz indekslerin kullanılması cerrahi gerektiren ya da İYE riski yüksek olguların erken tespiti ile daha pratik bireysel yaklaşımlar gelişmesine olanak sağlayabilir. Anahtar kelimeler: Antenatal hidronefroz, lineer hidronefroz indeksi, UTD sınıflaması, geçici hidronefroz