Travmatik spinal kord yaralanmasına bağlı paraplejik hastalarda abdominal elektrik stimülasyon tedavisinin defekasyon alışkanlığına etkisi
Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, İSTANBUL BAŞAKŞEHİR ÇAM VE SAKURA ŞEHİR SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, DAHİLİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2025
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: ECENUR BİLGİN
Danışman: Pınar ÖZTOP ÇİFTKAYA
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Amaç: Bu çalışma travmatik spinal kord yaralanmasına bağlı paraplejik hastalarda nörojenik bağırsak bozukluğu tedavisinde elektrik stimülasyon tedavisinin defekasyon alışkanlıklarına etkinliği belirlemeyi amaçlamaktadır. Gereç ve Yöntem: Bu çalışma, Ağustos 2024- Ekim 2025 tarihleri arasında İstanbul S.B.Ü. Başakşehir Çam ve Sakura Şehir Hastanesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon kliniğinde yatan, 18-65 yaş aralığındaki parapleji tanısı almış 60 hasta grubunu incelemektedir. Hastalar fizik tedavi + abdominal elektriksel stimülasyon (ES), fizik tedavi + abdominal TENS ve yalnızca fizik tedavi alan kontrol grubu olmak üzere 3 gruba ayrılmıştır. Çalışmanın başlangıcında, yaşam tarzına bağlı değişkenlerin etkisini en aza indirmek amacıyla tüm hastalara standart bir bağırsak yönetimi eğitimi verilmiş; bu eğitim diyet ve sıvı düzeni ile karın masajı uygulamalarını içermiştir. Hastalarla klinik görüşme gerçekleştirilmiş ve ardından başlangıçta ve tedavi bitişinde ASIA skalası, Konstipasyon Değerlendirme Ölçeği, Bristol Dışkı Form Skalası, Konstipasyon Değerlendirme Ölçeği, Nörojenik Bağırsak Disfonksiyon Skorlaması, Visual Analog Skalası uygulanmıştır. Bulgular: Çalışmaya katılan hastaların %22'si kadın, %78'si erkekti ve kadınların yaş ortalaması 37,5 ± 14,5 yıl, erkeklerin yaş ortalaması ise 41,7 ± 14,1 idi. Çalışmaya 60 paraplejik hasta dâhil edilmiş, hastalar üç gruba ayrılmıştır: fizik tedavi + abdominal elektriksel stimülasyon (ES), fizik tedavi + abdominal TENS ve yalnızca fizik tedavi alan kontrol grubu. Gruplar yaş, cinsiyet, lezyon düzeyi ve süresi açısından benzer özellik göstermiştir (p>0,05). Çalışmaya dâhil edilen tüm hastalar, başlangıç değerlendirmesinde kabızlık tanısı almıştı. Tedavi sonrası ROMA III kriterlerine göre kabızlık oranı ES grubunda %50, TENS grubunda %65 oranında azalmış, fizik tedavi grubunda değişmemiştir (p=0,001). Haftalık dışkılama sıklığı ES grubunda 1,8'den 4,2'ye, TENS grubunda 2,7'den 5,1'e yükselmiş, kontrol grubunda anlamlı değişiklik gözlenmemiştir (p=0,001). Tedavi öncesinde Bristol dışkı tipi dağılımı açısından gruplar arasında anlamlı fark yoktu (p=0,100). Tedavi sonrasında ise fark istatistiksel olarak anlamlı hale gelmiştir (p=0,044). ES grubunda hastaların %45'i Tip 4 (normal dışkı), TENS grubunda %50'si Tip 5 (hafif gevşek/normal arası) formda dışkılama göstermiştir. Kontrol grubunda ise %40 oranında Tip 3 (sert-donuk form) gözlenmiştir. ES ve TENS gruplarında dışkı paterni tedavi sonrası dönemde fizyolojik sınırlara yaklaşmıştır (p 0,05). Tedavi öncesinde tüm gruplarda CAS toplam puanları açısından anlamlı fark bulunmamıştır (p=0,952). Tedavi sonrası ortalama CAS puanı ES grubunda 10,4 ± 2,11'den 3,55 ± 1,57'ye, TENS grubunda 10,35 ± 2,08'den 3,57 ± 2,99'a düşmüştür. Kontrol grubunda ise 10,2 ± 2,12'den 9,0 ± 2,49'a azalma olmakla birlikte fark anlamlı bulunmamıştır (p=0,037). Tedavi sonrası gruplar arası karşılaştırmada, ES ve TENS gruplarının kontrol grubuna göre anlamlı biçimde daha düşük CAS puanlarına sahip olduğu görülmüştür (p=0,001). CAS alt sorularında karın şişkinliği, dışkılama sıklığı ve rektal dolgunluk gibi belirtiler ES ve TENS gruplarında anlamlı düzeyde azalmıştır (p<0,05). Tedavi öncesinde NBD toplam puanları açısından gruplar arasında fark saptanmamıştır (p=0,293). Tedavi sonrasında ortalama NBD puanı ES grubunda 18,65 ± 5,91'den 8,65 ± 5,81'e, TENS grubunda 16,3 ± 5,9'dan 7,35 ± 5,54'e anlamlı biçimde düşmüştür (p=0,001). Kontrol grubunda ise tedavi sonrası NBD puanı 17,45 ± 5,96'ya yükselmiş ve bu artış istatistiksel olarak anlamlı bulunmuştur (p=0,045). NBD evre dağılımına göre, tedavi öncesinde hastaların büyük çoğunluğu "ağır" düzeydeyken, tedavi sonrası ES grubunun %55'i, TENS grubunun %60'ı "hafif veya çok hafif" evreye gerilemiştir (p=0,002). Dışkılama sıklığı, süre, dışkılama sırasında rahatsızlık ve fekal inkontinans sıklığı gibi alt parametrelerde de ES ve TENS gruplarında anlamlı iyileşme gözlenmiştir (p<0,05). Tedavi öncesinde VAS düzeyleri açısından gruplar arasında istatistiksel olarak anlamlı fark saptanmamıştır (p=0,674). ES grubundaki hastaların %70'i, TENS grubundaki hastaların %80'i ve kontrol grubundaki hastaların %70'i "orta düzeyde ağrı" bildirmiştir. Tedavi sonrasında ES grubundaki hastaların %60'ının ve TENS grubundaki hastaların %85'inin VAS düzeyleri "hafif" düzeye gerilemiş, kontrol grubundaki hastaların %75'inde ise ağrı düzeyinin "orta" olarak devam ettiği görülmüştür. Tedavi sonrası VAS düzeylerine göre gruplar arasında istatistiksel olarak anlamlı fark saptanmıştır (p=0,001). Grup içi karşılaştırmalarda, ES ve TENS gruplarında tedavi sonrası ağrı düzeylerinde anlamlı azalma bulunmuş (p=0,001),kontrol grubunda anlamlı değişim gözlenmemiştir (p=0,405). VAS puan ortalamalarına göre tedavi öncesinde gruplar arasında fark saptanmamıştır (p=0,355). Sonuç: Abdominal elektriksel stimülasyon ve TENS uygulamaları, nörojenik bağırsak disfonksiyonu bulunan spinal kord yaralanmalı bireylerde bağırsak boşaltımını kolaylaştırmakta, dışkılama sıklığını artırmakta ve kabızlık şiddetini azaltmaktadır. Tedavi sonrasında hastaların yakınmalarında anlamlı düzelme gözlenmiş, böylece abdominal elektriksel stimülasyonun fonksiyonel bağırsak motilitesi üzerinde etkin bir rol oynadığı ve bağırsak boşaltım özelliklerini ve dışkılama paternini istatistiksel olarak anlamlı düzeyde iyileştirdiğini ortaya koymuştur. Elde edilen bu sonuçlar, abdominal kasların elektriksel uyarımının, karın içi basıncı artırarak defekasyon refleksini desteklediğini ve nörojenik bağırsak disfonksiyonuna bağlı semptomların azaltılmasında önemli bir tamamlayıcı yaklaşım olabileceğini göstermektedir. Non-invaziv, güvenli, kolay uygulanabilir ve hasta uyumunu artıran bir yöntem olması, bu tedavinin konvansiyonel bağırsak rehabilitasyon protokollerine entegre edilmesini mümkün kılmaktadır. Bu nedenle abdominal elektriksel stimülasyonun, spinal kord yaralanmalı bireylerde yaşam kalitesini artıran, fizyolojik bağırsak fonksiyonlarını destekleyen etkili bir tedavi seçeneği olarak değerlendirilmesi önerilmektedir. Anahtar Kelimeler: Parapleji, Spinal kord yaralanması, Nörojenik Bağırsak, Elektrik Simülasyon, TENS