Karpal tünel sendromunda klinik, elektrofizyolojik ve ultrasonografik bulguların karşılaştırılması
Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2021
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: AYŞEGÜL TOMBAK DEMİRÇAKAN
Danışman: Elif YALÇIN
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Amaç: Çalışmamızın amacı karpal tünel sendromu (KTS) tanısında kullanılabilen ultrasonografik parametreleri klinik ve elektrofizyolojik bulgularla karşılaştırmak, tanısal değeri yüksek olan ultrasonografik parametreleri belirlemek ve bu parametreleri hastalık şiddetine göre kendi arasında kıyaslamaktır. Ayrıca literatürde az sayıda çalışma bulunan abduktor pollisis brevis (APB) kasının ultrasonografik olarak kesitsel alan ölçümünün KTS tanısında ve hastalık şiddetinin belirlenmesinde yararlı olup olmadığını araştırmaktır. Gereç ve yöntem: Çalışmamıza KTS ön tanısı ile Ankara Şehir Hastanesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Kliniği ENMG laboratuvarına yönlendirilen ve ENMG değerlendirmesi ile KTS tanısı alan 66 hasta ve aynı yaş grubunda herhangi bir semptomu olmayan ve ENMG çalışması normal olan 67 sağlıklı gönüllü dahil edildi. Tüm katılımcıların demografik bilgileri öğrenildi ve klinik değerlendirmeleri yapıldı. Hastaların vizüel analog skala (VAS) ile semptom şiddeti öğrenildi ve Boston karpal tünel anketi uygulanarak sonuçları kaydedildi. Elektrofizyolojik değerlendirmede tüm katılımcılara rutin median ve ulnar sinir iletim çalışmaları yapıldı. KTS tanısı alan hastalar hafif, orta ve ağır olarak sınıflandırıldı. Tüm katılımcılara ultrasonografik değerlendirme yapıldı. USG ile skafoid-pisiform kemik düzeyinde, trapezium-hamat kemik kancası düzeyinde ve önkolda distal bilek çizgisinden 10 cm proksimalde median sinir kesitsel alan, transvers ve anteroposterior (AP) çap ölçümleri yapıldı. Yassılaşma oranları, skafoid pisiform düzeyinde ölçülen kesitsel alanının trapezium-hamat kemik kancası düzeyindeki kesitsel alanına, önkolda ölçülen kesitsel alanına ve pisiform kemik düzeyinde ulnar sinir kesitsel alanına oranı hesaplandı. APB ve abduktor digiti minimi (ADM) kası kesitsel alan ölçümleri yapıldı ve APB kası kesitsel alanının ADM kası kesitsel alan ölçümüne oranı hesaplandı. Bulgular: Çalışmamızda ultrasonografik bulguların Boston karpal tünel anketi ile arasında korelasyon bulunmazken elektrofizyolojik çalışmalarla korele olduğu saptandı. Elektrofizyolojik çalışmalar standart tanısal yöntem olarak alındığında USG'nin yüksek duyarlılık ve özgüllük ile KTS tanısında kullanılabileceği tespit edildi. KTS tanısında duyarlılığı ve özgüllüğü en yüksek parametrenin skafoid-pisiform kemik düzeyinde kesitsel alan ölçümü olduğu, bilek-önkol kesitsel alan oranı ve median-ulnar kesitsel alan oranının da oldukça yüksek duyarlılık ve özgüllük sağladığı bulundu. KTS şiddetinin belirlenmesinde ise ultrasonografik parametrelerin yararı olmakla birlikte hafif-orta, orta-ağır ve hafif-ağır olmak üzere 3 grubu birbirinden ayırt etmeyi sağlayan bir parametre bulunmadı. KTS şiddetini belirlemede ultrasonografik parametrelerin kombine halde kullanıldığı daha ileri çalışmalara ihtiyaç olduğunu düşünmekteyiz. APB kası kesitsel alan ölçümü ve ADM kası kesitsel alanına oranının ise hasta ve kontrol grupları arasında anlamlı şekilde farklı olduğunu bulmamıza rağmen yüksek duyarlılık ve özgüllük sağlamamıştır. Sonuç: Ultrasonografinin yüksek duyarlılık ve özgüllük ile KTS'de oldukça yararlı bir tanı aracı olduğunu, elektrofizyolojik çalışmalara göre daha konforlu ve kolay ulaşılabilir olması nedeniyle ilk basamak olarak kullanılabileceğini, fakat USG ile KTS şiddetinin belirlemesi için daha ileri çalışmalara ihtiyaç olduğunu düşünmekteyiz. Anahtar Kelimeler: Karpal tünel sendromu, ultrasonografi, elektronöromiyografi, abduktor pollisis brevis