Primer biliyer kolanjit hastalarında ateroskleroz riski
Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, ANKARA ŞEHİR SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, DAHİLİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2024
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: BAYRAM UĞUR
Danışman: Roni ATALAY
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Amaç: Primer biliyer kolanjit (PBK) daha sık kadınları etkileyen küçük safra kanallarına hasar veren kronik otoimmün bir karaciğer hastalığıdır. PBK hastalarının lipid profillerinde farklılık seyretmekte olup sıklıkla bu hastalarda hiperkolestorelemi görülmektedir. Fakat artan hiperkolesterolemi olmasına rağmen kardiyovasküler hastalık ve ateroskleroz gelişmesi açısından bu durumun risk teşkil etmediği düşünülmektedir. Bu çalışmamızda 18 yaşından büyük olup Framingham kardiyovasküler risk skoru 0,05). Ayrıca bu hastalar Agatston risk skoruna göre çok düşük (PBK da n=21 kişi, kontrol grubunda n=59 kişi), düşük (PBK da n=1 kişi, kontrol grubunda n=17 kişi), orta (PBK da n=5 kişi, kontrol grubunda n=26 kişi), orta-yüksek (PBK da n=2 kişi, kontrol grubunda n=16 kişi) ve yüksek (PBK da n=1 kişi, kontrol grubunda n=2 kişi) riskli olarak beş gruba ayrıldı. Hastalar PBK ve kontrol grubunda çok düşük, düşük şeklinde bir grup ile orta, orta-yüksek ve yüksek olacak şekilde diğer grup olarak toplamda iki grup halinde karşılaştırıldığında her iki grup arasında Agatston risk sınıflamasına göre istatistiksel anlamlı düzeyde fark saptanmamıştır(p>0,05). Çalışmada abdomen ultrason ile kontrol grubunda yer alanlardan 55, hasta grubunda 29 kişi hepatomegali ve splenomegali açısından değerlendirilmiştir. Hasta grubunda değerlendirilenlerin %13,79'unda (n=4) hepatomegali yine %13,79'unda (n=4) splenomegali saptanmıştır. Kontrol grubunda ise bu değerler sırasıyla %30,91 (n=17) ve %1,82'ydir (n=1). Hasta ve kontrol grubu arasında hepatomegali sıklığı açısından istatistiksel anlamlı bir fark gözlenmemiştir (p>0,05). Hasta grubunda splenomegali sıklığı kontrol grubundan istatistiksel anlamlı düzeyde yüksek saptanmamıştır (p<0,05). Yine bakılan laboratuvar parametreler açısından hasta grubunda Agatston skoru ile HbA1C arasında pozitif yönlü düşük/orta düzeyde (R: 0,362 P: 0,049), ldl (R: 0,461 P:0,10) ve total kolesterol (R: 0,439 P:0,15) arasında pozitif yönlü orta düzeyde, lökosit (R: 0,473 P:0,08) ve eozinofil (R: 0,406 P:0,26) sayısı arasında pozitif yönlü orta düzeyde, total protein arasında pozitif yönlü orta düzeyde korelasyon saptanmıştır. (R: 0,400 P:0,29). Sonuçlar: PBK karaciğer hastalıkları içerisinde sıklığı az olan bir grup olup, çalışmamızın retrospektif olması sebebiyle 30 PBK hastası ile 120 PBK olmayan kontrol grubu arasında yapılmıştır. Çalışmamızda elde edilen bulgular literatürü destekler bir biçimde olup her iki grup arasında Agatston ve Framingham risk skoru açısından fark bulunamamıştır, başka bir ifadeyle söylenecek olursa PBK'da ateroskleroz riski diğer hastalık dışı risklerden bağımsız olarak artış göstermemiştir. Tabi ki PBK'da hem ateroskleroz hem de kardiyovasküler hastalık gelişme riski açısından yapılan çalışmaların sayı ve veri büyüklüğü az olup gelecekte buna yönelik araştırmaların arttırılması gerekmektedir.