Sürekli renal replasman tedavisi (SRRT) alan hastalarda hipotansiyonun tahmin edilmesinde Pleth Variability Index (PVI) kullanımı
Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, İSTANBUL BAŞAKŞEHİR ÇAM VE SAKURA ŞEHİR SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, CERRAHİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2025
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: ZÜBEYDE ŞAHİN BAYRAKCI
Danışman: Güldem TURAN
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Sürekli Renal Replasman Tedavisi (SRRT), akut böbrek yetmezliği gelişen ve hemodinamik olarak instabil yoğun bakım hastalarında tercih edilen bir tedavi yöntemidir. SRRT sırasında hipotansiyon sık görülen önemli bir komplikasyon olup, erken öngörülmesi klinik yönetim açısından kritik öneme sahiptir. Pleth Variability Index (PVI), noninvaziv şekilde sıvı durumu ve hemodinamik yanıtı değerlendirmeye olanak sağlayan dinamik bir parametredir. Bu çalışmanın amacı, SRRT uygulanan hastalarda PVI değerinin hipotansiyonu tahmin etmedeki etkinliğini değerlendirmek; ayrıca PVI'nın PPV, PI, NIRS ve hemodinamik parametrelerle ilişkisini inceleyerek SRRT sürecinde hemodinamik yönetimdeki potansiyel rolünü ortaya koymaktır. Bu prospektif, gözlemsel çalışma; 29.03.2024 tarihli etik kurul onayı ile Başakşehir Çam ve Sakura Şehir Hastanesi Yoğun Bakım Kliniği'nde yürütüldü. Çalışmaya, SRRT başlanan, ≥18 yaş, stabil başlangıç hemodinamisine sahip 55 hasta dahil edildi. Hastalar PVI <15 ve PVI ≥15 olarak iki gruba ayrıldı. Tüm hastalarda PVI, PI, PPV, PSI, NIRS değerleri SRRT öncesi ve SRRT'nin ilk 24 saatinde 4 saatlik aralıklarla kaydedildi. Aynı zamanda arter basınçları, kalp hızı, hipotansiyon varlığı ve vazopresör gereksinimi takip edildi. İstatistiksel analizde Shapiro–Wilk testi, Bağımsız Örneklem t testi, Ki-kare testi, Fisher kesin testi, Pearson korelasyonu ve Point-biserial korelasyon kullanıldı; p<0,05 anlamlı kabul edildi. PVI ≥15 olan grupta başlangıç demografik özellikler, APACHE II, SAPS III ve SOFA skorları açısından anlamlı fark saptanmadı. Ancak SRRT'nin 4., 8. ve 12. saatlerinde OAB değerleri anlamlı derecede daha düşük bulundu (p<0,01). Yüksek PVI grubunda erken dönemde vazopresör ihtiyacı belirgin olarak daha yüksekti (p=0,005) ve hipotansiyon görülme oranı anlamlı derecede fazlaydı (p=0,021). PVI ile PPV arasında SRRT öncesi ve sonrası pozitif yönde anlamlı korelasyon vardı (p<0,01). Ayrıca yüksek PVI değerleri PI'nin daha düşük seyretmesi ve NIRS değerlerinde belirgin düşüklük ile ilişkilendirildi. OAB <65 mmHg ile PVI arasında doğrudan korelasyon saptanmamasının nedeni, hastaların vazopresör tedavisi altında olması nedeniyle maskelenmiş hipotansiyon olarak değerlendirildi. PVI ≥15 olan hastalarda SRRT sürecinin erken döneminde hipotansiyon ve vazopresör ihtiyacı anlamlı derecede daha yüksek bulunmuştur. PVI'nın PPV ve PI ile olan korelasyonu, preload duyarlılığını yansıtan fizyolojik bir belirteç olarak değerini desteklemektedir. Bu bulgular, PVI'nın SRRT uygulanan kritik hastalarda hemodinamik kırılganlık, hipotansiyon riski ve vazopresör ihtiyacını öngörmede noninvaziv, pratik ve tamamlayıcı bir monitörizasyon aracı olabileceğini göstermektedir. Daha geniş örneklemli, çok merkezli çalışmalar ile PVI'nın SRRT protokollerine entegrasyonu desteklenmelidir.