Tiroid ince iğne aspirasyon biyopsilerinde nondiagnostik tanı ile nodül boyutları arasındaki ilişki


Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2017

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: BETÜL ÖNDEŞ DENİZLİ

Danışman: Meral MERT

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Giriş ve Amaç: Tiroid ince iğne aspirasyon biyopsilerinde yapılan sitopatolojik inceleme, nodüler tiroid hastalığının yönetiminde yol gösterici en önemli veridir. Ancak materyal yetersizliği veya alınmış olan örneğin uygunsuzluğu nedeniyle nondiagnostik olarak raporlanan patoloji örnekleri malignite de içerebileceklerinden klinik yaklaşımda bir ikilem oluşturmaktadır. Bu çalışmanın amacı, tiroid ince iğne aspirasyon biyopsilerinde, sitopatolojik incelemede nondiagnostik olarak tanımlanmış olan hastalarda nondiagnostik tanının; nodül boyutu, ultrasonografik özellikler ve laboratuvar değerleriyle ilişkisinin saptanmasıdır. Gereç ve Yöntem: T.C. Sağlık Bakanlığı Sağlık Bilimleri Üniversitesi Bakırköy Dr. Sadi Konuk Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde etik kurul onayı alındıktan sonra, hastane bünyesinde 2012-2016 yıllarında tiroid nodülünden alınan ince iğne aspirasyon biyopsilerinden sitopatolojik sonucu nondiagnostik olarak tanımlanmış 838 hastanın retrospektif kayıtları incelenerek, laboratuvar, ultrasonografi ve patoloji sonuçları değerlendirildi. Bu sonuçları arşivlerden elde edilemeyen hastalar, çalışmanın dışında bırakılarak; 18-85 yaş aralığındaki 520 hastanın tümü çalışmaya dahil edildi. Hastaların nodül boyutları, ultrasonografik özellikleri ve laboratuvar sonuçları (TSH, sT4, sT3, Anti-Tg, Anti-TPO, PTH, kalsitonin) incelendi. Ayrıca biyopsinin hangi klinik tarafından uygulandığı, birden fazla sayıda biyopsi alınmışsa patolojik sonuçları ve aynı nodüle uygulanan biyopsi sayısı incelenerek, gruplar arasındaki ilişki istatistiksel olarak değerlendirildi. Bulgular: Çalışmamızda nondiagnostik tanı ile nodül boyutları arasında anlamlı ilişki saptanmadı. Nihai patolojik sonucu belirlenmiş hastalarda, sonuçla nodül boyutu arasında da anlamlı ilişkisi bulunmadığı ortaya kondu. Takipte patolojik sonucu malign olduğu belirlenmiş nodüllerin, ultrasonografik incelemelerinin hiçbirinde makrokalsifikasyonun bulunmadığı belirlendi. Biyopsinin yapıldığı klinikler incelendiğinde nodül boyutunda en küçük değerlerin endokrinoloji, en büyük değerlerin ise nükleer tıp kliniğinde olduğu görüldü. sT3 düzeyinde yükseklik ile aynı nodüle yapılmış olan toplam biyopsi sayısı arasında da anlamlı ilişki saptandı. Diğer ultrasonografik bulgularla ise anlamlı ilişki bulunmadığı belirlendi. Sonuç: Nondiagnostik tanı almış biyopsilerin, tüm biyopsilere oranı literatür verileri ile uyumlu bulundu. Makrokalsifikasyonun malignite açısından negatif prediktif değerinin yüksek olduğu saptandı. Klinikler arasındaki yaklaşım farkının, farklı boyutlardaki nodüllere biyopsi endikasyonuna kararda etkili olabileceği düşünüldü.