Çocukluk çağında görülen hipopigmente ve depigmente lezyonların epidemiyolojisi ve klinik özellikleri: Tek merkez deneyimi


Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, İSTANBUL SULTAN ABDÜLHAMİD HAN SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, DERİ VE ZÜHREVİ HASTALIKLAR ANABİLİM DALI, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2025

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: FURKAN ALPEREN DİŞLİ

Danışman: Burçe CAN KURU

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Amaç: Çocukluk çağında görülen pigmentasyon bozuklukları hem estetik hem de psikososyal yönleriyle dikkate değer bir poliklinik başvuru sebebidir. Bu hastalıklarla ilgili literatürdeki çalışmalar sınırlı sayıdadır. Çalışmamızın amacı çocuklarda görülen hipopigmente ve depigmente lezyonların sıklığını, dağılımını, çeşitliliğini ve bu lezyonların klinik ve sosyodemografik özelliklerle olan ilişkisini incelemektir. Yöntem: Bu kesitsel çalışmaya 2024 Mayıs ayı ile 2025 Mayıs ayı arasında SBÜ Sultan 2. Abdülhamid Han Eğitim ve Araştırma Hastanesi Deri ve Zührevi Hastalıkları pediatrik dermatoloji polikliniğine herhangi bir şikayetle başvuran 16 yaş altı tüm hastalar çalışmaya dahil edildi. Bireysel ve sosyodemografik özellikleri, tıbbi özgeçmişleri, atopi ve otoimmünite açısından soy geçmiş bilgileri, emosyonel stres ve güneşten korunma alışkanlıklarına yönelik bilgiler kaydedilip tüm vücut dermatolojik muayenesi yapıldı. Hastalar 0-2 yaş, 3-5 yaş, 6-11 yaş ve 12-16 yaş olarak 4 gruba ayrıldı. Bulgular: Çalışmamıza dahil edilen 851 hastanın %51,9'u (n=441) kız, %48,1'i (n=409) erkekti. Tüm başvuruların %14'ü (n=119) hipomelanozis nedeniyleydi. 851 hastanın %25,7'sinde (n=219) toplamda 18 çeşit hipomelanozis saptandı. Hipomelanozise sahip olma açısından cinsiyet, birinci derece yakınlarda atopi öyküsü, sistemik hastalık varlığı, düzenli ilaç kullanımı ve emosyonel stresin varlığıyla istatistiksel anlamlı ilişki yoktu (sırasıyla p=0,131; p=0,31; p=0,076; p=0,501; p=0,95). Hipomelanozis görülme sıklığı 3-5 yaş grubunda diğer gruplara kıyasla istatistiksel olarak anlamlı düzeyde fazlaydı (p<0,001). En sık görülen hastalıklar sırasıyla postinflamatuar hipopigmentasyon (n=65), vitiligo (n=46), pitriyazis alba (n=40), nevus depigmentozus (n=24) ve pitriyazis versicolor albaydı (n=17). Lezyonların en sık görüldüğü lokalizasyonlar yüz (%31,8), gövde (%29,3), kollar (%15,9) ve bacaklardı (%14,6). Katılımcılar arasında herhangi bir yöntem ile güneşten korunma alışkanlığı %53,5 (n=455) olarak bulundu. Güneşten korunma alışkanlığı olan bireylerde hipomelanotik lezyon görülme oranı anlamlı şekilde daha yüksek bulundu (p=0,012), buna ek olarak halihazırda bilinen bir lökoderması olan katılımcılar olmayanlara göre anlamlı düzeyde daha fazla güneşten korunma alışkanlığına sahiptiler (p= 0,038) ve daha yüksek oranlarda orta-yüksek düzeyde güneşten korunma sergiliyorlardı (p= 0,014). Sonuç: Çalışmamızın sonuçlarına göre çocuklarda hipopigmente veya depigmente lezyonlarla seyreden hastalıkların prevalansı literatürde bildirilenden daha sık görünmektedir. Bu durum çalışmalardaki tasarım farklılıklarına bağlı olabilir. Postinflamatuar hipopigmentasyon 0-11 yaş arası hastalarda en sık görülen hastalık olmuştur. Pre-adölesan yaş grubunun inflamatuar / enfeksiyöz dermatozlarla daha sık karşılaşması, travmalara daha açık olmaları bu durumu açıklar niteliktedir. Çalışmamızda yaş arttıkça güneşten korunma farkındalığının ve alışkanlıklarının arttığı görüldü. Lökoderması olan hastaların güneşten daha fazla oranda ve daha iyi düzeyde korunduğu saptandı, bu durum hastalık varlığı nedeniyle gelişmiş olan farkındalıkla açıklanabilir. Anahtar Kelimeler: pediatrik, hipopigmentasyon, lökoderma, hipomelanozis, güneşten korunma