Santral sinir sistemi demiyelizan hastalık tanılı çocuklarda romatolojik otoantikor sonuçlarının değerlendirilmesi
Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, İZMİR DR. BEHÇET UZ ÇOCUK HASTALIKLARI VE CERRAHİSİ SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, DAHİLİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2025
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: AYŞE NUR AKÇE
Danışman: Ünsal YILMAZ
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Amaç: Santral sinir sistemi demiyelinizan hastalıkları, çocukluk çağında heterojen klinik özellikler sergileyen, tanı sürecinde birçok farklı hastalıkla karışabilen bir grup hastalıktır. Çalışmamızda, demiyelinizan hastalık tanılı çocuklarda ve baş ağrısı nedeniyle değerlendirilen kontrol grubundaki çocuklarda romatolojik otoantikorların pozitiflik sıklığını, bu otoantikorların tanı gruplarına göre dağılımı ve klinik parametrelerle ilişkisini değerlendirmek; ayrıca demiyelinizan hastalıklarla ilişkili olabilecek bağ dokusu hastalıklarına dair serolojik bulguların araştırılması hedeflenmiştir. Gereç ve Yöntem: Araştırma, 2014–2023 yılları arasında SBÜ Dr. Behçet Uz Çocuk Hastanesi'ne başvuran hastalar üzerinde retrospektif olarak gerçekleştirilmiştir. Olgu grubuna demiyelinizan hastalık tanısı alan 90 hasta, kontrol grubuna ise baş ağrısı nedeniyle başvurup beyin MRG'sinde nonspesifik hiperintens lezyon saptanan 78 hasta dahil edilmiştir. Hastaların demografik özellikleri, nörolojik belirti ve bulguları, laboratuvar sonuçları, BOS inceleme bulguları, radyolojik tetkik sonuçları ve elektrofizyolojik tetkik sonuçları ve romatolojik otoantikor sonuçları incelendi. Bulgular: Olgu grubundaki hastalara yapılan romatolojik otoantikor testlerinde ANA pozitifliği %21,1, ANCA pozitifliği %8,5, anti-dsDNA pozitifliği %3,0, anti-kardiyolipin pozitifliği %8,9, antifosfolipid pozitifliği %5,1, lupus antikoagülan pozitifliği %18,2 ve ENA paneli pozitifliği %13,3 oranında saptanmıştır. ANA pozitifliği özellikle NMOSD ve RIS hastalarında, ANCA pozitifliği yalnızca optik nörit grubunda görülmüştür. Anti-dsDNA, antikardiyolipin, antifosfolipid, lupus antikoagülan ve ENA gibi romatolojik otoantikorların pozitiflik oranları genelde düşük bulunmuştur. Anti-MOG ve anti-AQP4 antikorları, yalnızca MOGAD ve NMOSD tanılı hastalarda pozitif bulunmuştur. Çalışmamızda AQP4 pozitif NMOSD tanısıyla takip edilen bir kız hastada ANA, antikardiyolipin, antifosfolipid ve ENA panelinde anti-SSA pozitif saptandı ve bu hastaya NMOSD tanısından beş yıl sonra SLE tanısı konulmuştur. Sonuç: Bu çalışmada değerlendirilen romatolojik otoantikor testlerinin, büyük oranda özgül tanısal katkı sağlamadığı gözlemlenmiştir. ANA, anti-dsDNA, anti kardiyolipin, anti fosfolipid, lupus antikoagülan ve ENA gibi romatolojik otoantikorların pozitifliği, çalışmada hiçbir hastada demiyelinizan hastalık tanısını değiştirmemiştir. Elde edilen veriler, tanı sürecinde gereksiz tetkiklerin önüne geçilmesi, testlerin klinik bağlamda hedefe yönelik seçilmesi açısından klinik pratiğe önemli katkılar sağlayabilecek niteliktedir.