Palyatif bakım hastalarına bakım verenlerde depresyon ve tükenmişlik durumunun bakım süresiyle olan ilişkisi
Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, İZMİR BOZYAKA SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, DAHİLİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2018
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: SONGÜL ÖKSÜZOĞLU
Danışman: Esin ERDOĞAN
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Amaç: Bu çalışmada palyatif bakım servisinde yatan hastaların bakım verenlerinde depresyon ve tükenmişlik düzeyleri ile bakım süresi ilişkisinin değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Gereç-Yöntem: Çalışmanın evrenini SBÜ İzmir Bozyaka Eğitim ve Araştırma Hastanesi Palyatif Bakım Servisi'nde takip edilen 90 hastanın bakım verenleri oluşturmuştur. En az okuma yazma bilen, 18-65 yaş arası gönüllülere Ekim 2017-Haziran 2018 tarihleri arasında yüz yüze görüşerek anket uygulanmıştır. Elde edilen veriler SPSS (Statistical Package for Social Sciences 24 version) programı kullanılarak değerlendirilmiştir. Kategorik verilerin gruplar arasında karşılaştırılmasında Pearson Chi-Square ve Fisher‟s Exact test, sürekli veriler parametrik özellikte olmadığından, verilerin iki grup arasında karşılaştırılmasında Mann Whitney U, ikiden fazla grup karşılaştırılmasında Kruskal Wallis H (post hoc Bonferroni düzeltmeli Mann Whitney U) istatistiksel analizleri kullanıldı. P<0,05 istatistiksel olarak anlamlı kabul edildi. Bulgular: Çalışmaya alınan vakalar depresyon varlığına göre incelendiğinde depresyonda olanların %81,8‟inin kadın; %63,6‟sının evli, %25,8‟inin dul/boşanmış, %10,6‟sının bekar olduğu; %39,4‟ünün ailesiyle, %37,9‟unun eşiyle, %12,1‟inin çocuklarıyla ve %10,6‟sının yalnız yaşadığı; %68,2‟sinin çalışmadığı; %66,7‟si şehirde yaşarken ancak %3‟lük bir kesimin köyde yaşadığı tespit edilmiştir. Depresyon saptanan olguların bakım verdikleri hastalar değerlendirildiğinde ise hastaların %33,3‟ünün kanser, %31,8‟inin demans, %18,2‟sinin SVO, %7,6‟sının travmatik yaralanma tanısı aldığı; %83,3‟ünün tanı süresinin 5 yıldan az olduğu tespit edilmiştir. Depresyonda olan bakım verenlerin %54,5‟inin hastanın çocuğu, %31,8‟inin hastanın eşi olduğu saptandı. Çalışmaya alınan olgular içinde depresyon tanısı olanların %71,2‟si daha önce başka bir hastaya bakım vermemişti. Depresif olgular depresyon şiddetine göre demografik özellikler açısından değerlendirildiğinde; depresyon şiddeti hafif olanların %80,6‟sının aile üye desteği aldığı ve %77,8‟inin ilde yaşadığı tespit edildi. Eğitim durumu, bakım nedeniyle maddi kayıp yaşama, hastanın tanısı ve hastalık süresi gibi faktörlerin depresyon şiddetini etkilemediği saptandı. Çalışmaya alınan olgular tükenmişlik düzeyleri açısından ele alındığında hastaya bakım verme süresi 6-10 yıl arasında olanların bakım süresi 1 yıldan az olanlara göre ve eĢi ile birlikte yaĢayanların ailesiyle birlikte yaşayanlara göre tükenmişlik düzeyleri daha yüksek olup, aralarında istatistiksel olarak anlamlı farklılık vardı. Geçmiş psikiyatrik öyküsü olanların psikiyatrik öyküsü olmayanlara oranla kişisel başarı puanlarının daha düşük olduğu ve yine depresif olanların da depresif olmayanlara göre kişisel başarı puanlarının daha düşük olduğu saptandı. Sonuç: Araştırmamızda anne-babasına veya eşine bakım verenlerde depresyon saptanma oranının daha yüksek olduğu görülmüştür. Depresif olguların kişisel başarı puanlarının daha düşük olduğu, bakım süresinin uzamasıyla, aile üyelerinden destek alamamanın tükenmişlik durumunun ortaya çıkışını kolaylaştırdığı anlaşılmıştır.