Cerrahi olarak yönetilen tuboovaryan apse tanılı hastaların değerlendirilmesi


Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, İSTANBUL BAKIRKÖY DR. SADİ KONUK SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, CERRAHİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2025

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: NURAY KESKİN

Danışman: Şükrü YILDIZ

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Amaç: Bu çalışmanın amacı, tubo-ovaryan apse tanısıyla opere edilen hastalarda uygulanan cerrahi yöntemlerin (açık cerrahi, laparoskopi ve laparoskopiden laparotomiye geçiş) operasyon süreci ve sonrası klinik sonuçlara etkisini karşılaştırarak değerlendirmektir. Cerrahi tercihlerin apse boyutu ile ilişkisi ve operasyon sonrası gelişmeler ışığında yöntemlerin avantajlarını ortaya koymak hedeflenmiştir. Gereç ve Yöntem: Bu retrospektif çalışmada, 2020–2025 yılları arasında Bakırköy Dr. Sadi Konuk Eğitim ve Araştırma Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Kliniğinde tubo- ovaryan apse nedeniyle ameliyat edilen 67 hasta incelenmiştir. Hastalara ait demografik veriler, klinik özellikler, laboratuvar sonuçları, görüntüleme bulguları, uygulanan tedavi protokolleri ve tedavi sonrası süreçler değerlendirilmiştir. Veriler hastane bilgi yönetim sistemi aracılığıyla elde edilmiş, eksik veya erişilemeyen kayıtlar çalışmaya dahil edilmemiştir. İstatistiksel analizde anlamlılık düzeyi p<0,05 olarak kabul edilmiştir. Bulgular: Çalışma kapsamında hastalar üç gruba ayrılmıştır: direkt laparotomi yapılanlar, laparoskopik olarak opere edilenler ve laparoskopiden laparotomiye geçiş yapılan olgular. Ayrıca minimal invaziv drenaj uygulanan hastalar da ayrı olarak değerlendirilmiştir. Laparoskopi uygulanan hastaların yaş ortalaması daha düşük, postoperatif komplikasyon oranı ve ek görüntüleme ihtiyacı ise diğer gruplara göre daha az bulunmuştur. Tüm hastalara başlangıçta iki farklı üçlü antibiyotik rejiminden biri uygulanmış, yanıtsız vakalarda tedavi protokolü enfeksiyon hastalıkları danışmanlığı doğrultusunda değiştirilmiştir. Cerrahi yöntemlere göre operasyon süresi, yatış süresi ve antibiyotik değişimi açısından anlamlı fark saptanmamıştır. Laboratuvar parametreleri (WBC, NLR, CRP, prokalsitonin) cerrahi gruplar arasında benzer bulunmuştur. Apse boyutu veya bilateral olması ile cerrahi yöntem istatistiksel olarak anlamlı ilişki tespit edilmemiştir. Yoğun bakım ihtiyacı açısından fark görülmezken, rekürrens sadece laparoskopi ve konversiyon grubunda gözlenmiş, doğrudan laparotomi yapılan hastalarda izlenmemiştir. Sonuç: Tuboovaryan apsenin yönetiminde minimal invaziv cerrahi yöntemlere yönelim artmaktadır. Laparoskopik cerrahinin daha kısa hastanede kalış süresi, düşük komplikasyon oranı ve daha az antibiyotik değişikliği gibi avantajları bulunmaktadır. Apse boyutu ve lateralizasyonu cerrahi yöntemi belirlemede tek başına yeterli değildir. Uygun hastalarda organ koruyucu yaklaşımlar ön planda tutulmalı, ancak ileri yaş ve klinik durumlarda radikal cerrahi de göz önünde bulundurulmalıdır. Cerrahi yöntemin seçiminde hasta özellikleri ve cerrahın deneyimi temel belirleyici faktörler olmalıdır. Anahtar Kelimeler: Salpenjit, ooforit, tuboovaryan apse, sepsis, inflamasyon