Akut koroner sendrom tanısıyla başvurup perkütan koroner girişim yapılan hastalarda tımı trombüs derecelendirme ile CHA2DS2-VASC skoru arasındaki ilişkinin araştırılması


Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, İSTANBUL BAĞCILAR SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, DAHİLİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2017

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: SERDAR KAHYAOĞLU

Danışman: İrfan ŞAHİN

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Amaç: Üreter taşlarındaki tedavi seçenekleri Medikal Ekspulsif Tedavi (MET), Üreteroskopi (URS) ve Şok Dalga Litotripsi (SWL) olacak şekilde 3 ana gruptur. MET protokolünde hastalar hidrasyon, analjezik (NSAİD) ve alfa-bloker ilaçlar (çoğunlukla tamsulosin) verilerek 4-6 haftaya kadar takip edilirler. MET protokolü uygulanan hastaların tamamında spontan pasaj sağlanamamaktadır. Bu husustaki en önemli prediktif parametreler taşın boyutu ( 5mm) ve lokalizasyonudur (proksimal, mid, distal). Biz bu çalışmamızda MET protokolü uygulanan ve boyutu 5-10 mm arasındaki üreter taşlarında biyokimyasal inflamasyon faktörlerinin spontan pasajı tahmin edebilmedeki rolünü istatistiksel analiz doğrultusunda sunmayı amaçladık. Gereç ve Yöntem: Bu çalışma, Ağustos 2016 - Kasım 2016 tarihleri arasında, polikliniğimize üreter taşı semptomları ile başvuran hastalar üzerinde yapıldı. Kontrastsız tüm batın bilgisayarlı tomografisinde boyutu 5-10 mm, tek üreter taşı olan ve girişimsel tedavi endikasyonu olmayan 54 hasta ve aynı sosyodemografik koşullara sahip 33 adet kontrol grubunda inflamasyon belirteçlerine (serumda WBC, CRP, SED, MPV, NLR, prokalsitonin ve idrarda WBC, bakteri) bakılarak değerler not edildi. Vaka grubuna MET protokolü uygulanıp ikişer haftalık kontrollerle birlikte 1 ay takip edildi. Vaka grubu takip sonunda pasaj olan (+) ve olmayan (-) diye iki gruba ayrıldı. Pasaj (+) ve pasaj (-) grubunun verileri kendi arasında, vaka grubu ile de kontrol grubu verileri kendi arasında istatistiskel analiz ile karşılaştırıldı. Bulgular: Çalışmanın sonunda pasaj olan grupta distal lokalizasyon oranı (%70) pasaj olmayan gruptan istatistiksel anlamlı (%37,5) (p ˂ 0.05) olarak daha yüksek bulundu. Pasaj olmayan grupta prokalsitonin değeri (207±145,1 pg/ml) pasaj olan gruptan (132,7±28,1 pg/ml) anlamlı (p ˂ 0.05) olarak daha yüksekti. Pasaj olmayan grupta lökositüri oranı (%58,3) pasaj olan gruptan (%20) anlamlı (p ˂ 0.05) olarak daha yüksekti. Pasaj olan ve olmayan hastaların ayrımında prokalsitonin değerinin anlamlı [Eğri altı alan 0,805(0,687-0,923)] etkinliği gözlenmiştir. Pasaj olan ve olmayan hastaların ayrımında prokalsitonin 160 pg/ml cut off değerinin anlamlı [Eğri altı alan 0,788 (0,658-0,917)] etkinliği gözlenmiştir. Duyarlılık % 86,7, özgüllük % 70,8, pozitif kestirim % 78,8, negatif kestirim % 81,0 dı. Sonuç: Bulgularımız renal kolik sonrası tespit edilen 5-10 mm arası üreter taşlarında spontan pasajın, serum prokalsitonin seviyesine bakılarak tahmin edilebileceğini düşündürüyor. ROC eğrisi serum prokalsitonin için, 160 pg/ml cut off değerinin anlamlı etkinliği olabileceğini gösterdi. İlave olarak, tanı anında lökositüri olması da spontan pasaj olasılığını gösterebilir.