Metabolik disfonksiyon ilişkili yağlı karaciğer (MAFLD) tanılı diyabetik ve nondiyabetik bireyler arasında BARD skoru ve karaciğer dalak atenüasyon oranlarının karşılaştırılması


Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, İSTANBUL SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, DAHİLİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2025

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: MERVE AKBULUT

Danışman: Yalçın HACIOĞLU

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Amaç: Metabolik Disfonksiyon İlişkili Yağlı Karaciğer Hastalığı (MAFLD), günümüzde tip 2 diyabet ve obezite gibi metabolik hastalıklarla yakın ilişki içinde olan ve global sağlık yükü giderek artan önemli bir karaciğer hastalığıdır. Bu çalışmanın amacı, MAFLD tanısı almış diyabetik ve diyabetik olmayan bireylerde BARD skoru ve Karaciğer/Dalak atenüasyon oranı (L/S oranı) gibi non-invaziv belirteçlerin karşılaştırılmasını sağlamak ve diyabetin bu parametreler üzerindeki etkisini araştırmaktır. Diyabet varlığının karaciğer fibrozis riski ve karaciğer yağlanmasının şiddeti üzerindeki potansiyel katkısı değerlendirilmeye çalışılmıştır. Gereç ve Yöntem: Çalışmaya, 22/09/2022 ile 22/09/2023 tarihleri arasında İstanbul Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde üst batın BT çekimi yapılmış ve MAFLD tanısı almış 18 yaş üstü 116 hasta dahil edilmiştir. Hastalar diyabetik (n=58) ve diyabetik olmayan (n=58) iki gruba ayrılmıştır. Her iki grupta hastaların yaş, cinsiyet, beden kitle indeksi (BMI), karaciğer ve dalak Hounsfield ünite (HU) değerleri, BARD skorları ve L/S oranları değerlendirilmiştir. Karaciğer fibrozis riski BARD skorları ile, karaciğer yağlanmasının şiddeti ise L/S oranları ile analiz edilmiştir. Veriler istatistiksel olarak karşılaştırılmış, anlamlılık düzeyi p 0,05). Ayrıca karaciğer ve dalak HU değerleri gruplar arasında benzer bulunmuş, diyabet varlığının L/S oranı üzerinde ek bir katkısı olmadığı sonucuna varılmıştır. Sonuç: Çalışmamızın sonunda, diyabetin MAFLD hastaları üzerindeki metabolik yüklenmeye olan katkısının anlamlı olduğu belirlenmiştir. BARD skoru değerlendirildiğinde, diyabetik bireylerde anlamlı düzeyde daha yüksek skorlar elde edilmiş olup, bu durum bu hastalarda fibrozis riskinin daha yüksek olabileceğini göstermiştir. Ayrıca Evre 1 obezite grubundaki bireylerin BARD skorlarının anlamlı şekilde daha yüksek çıkması, BMI artışının karaciğer fibrozis riskine katkısını gözler önüne sermiştir. L/S oranına (karaciğer/dalak HU oranı) göre gruplar arasında anlamlı fark bulunmamış (p>0,05), bu da MAFLD tanısı almış bireylerde karaciğer HU düşüklüğünün zaten mevcut olduğu zeminle açıklanabilir. Diyabetin, bu HU oranı üzerinde ek bir etkisi olmadığı sonucuna varılmıştır. Ayrıca karaciğer ve dalak HU değerlerinin bireysel olarak da anlamlı fark göstermemesi, bu parametrelerin diyabetle ilişkisiz seyrettiği görüşünü desteklemektedir. Trigliserit (TG) düzeyleri açısından diyabetik grubun anlamlı düzeyde yüksek değerlere sahip olduğu bulunmuş ve bu farkın TG/HDL-C oranıyla birlikte diyabetin erken öngörüsünde önemli bir biyobelirteç olabileceği sonucuna varılmıştır. Karaciğer enzim düzeyleri olan AST ve ALT, diyabetik ve diyabetik olmayan MAFLD bireyleri arasında anlamlı bir fark göstermemiştir. Bu, karaciğer enzimlerinin erken evre MAFLD'de diyabet varlığından bağımsız olarak seyredebildiğini göstermekte ve bu parametrelerin MAFLD tanısında tek başına yeterli olmadığını desteklemektedir. BMI değerleri incelendiğinde, diyabetik bireylerde ortalama BMI'nin istatistiksel olarak daha yüksek olduğu saptanmış (p<0,05), bu durum obezitenin MAFLD ve diyabet birlikteliğini güçlendiren temel faktörlerden biri olduğuna işaret etmiştir. Bununla birlikte, BMI sınıflamasına göre fark anlamlılık eşiğinin sınırında kalmış (p=0,067), bu da ortalama değerler ile kategorik dağılım arasındaki duyarlılık farkına işaret etmektedir. Bu çalışmada, MAFLD tanılı bireylerde Tip 2 Diabetes Mellitus (T2DM) varlığına göre yaş ortalamaları karşılaştırıldığında, diyabetik grubun yaş ortalaması 58 yıl, diyabetik olmayan grubun ise 55 yıl olarak hesaplanmış, ancak bu fark istatistiksel olarak anlamlı bulunmamıştır. Gruplar cinsiyet dağılımı açısından karşılaştırıldığında, diyabetik grupta kadın oranı %67,2 iken erkek oranı %32,8; kontrol grubunda ise kadın oranı %63,8, erkek oranı %36,2 olarak bulunmuş, bu fark istatistiksel olarak anlamlı çıkmamıştır. Bu bulgular, MAFLD'nin her iki cinsiyette de benzer oranda görülebildiğini, ancak kadın hastaların çalışmamızda sayıca baskın olduğunu göstermektedir. Çalışmanın tek bir merkezde yürütülmüş olması ve örneklem büyüklüğünün nispeten sınırlı kalması, sonuçların genellenebilirliğini azaltabilir. Farklı coğrafi, etnik veya sosyoekonomik yapılarda benzer analizlerin yapılması daha kapsamlı veri sağlayabilir. Anahtar Kelimeler: MAFLD, BARD skoru, Karaciğer-Dalak atenüasyon oranı, diyabet, karaciğer fibrozisi