Solunum sıkıntısı nedeniyle yenidoğan yoğun bakım ünitesi'ne yatan 34 hafta ve üzerindeki yenidoğan bebeklerin holter bulgularının değerlendirilmesi


Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, İSTANBUL ÜMRANİYE SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, DAHİLİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2023

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: BENAN SANCAR

Danışman: Mehmet KARACAN

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Giriş ve Amaç: Yenidoğan yoğun bakım ünitesine yatış nedenleri arasında solunum sıkıntısı, önemli paya sahiptir. Solunum sıkıntısına yol açan perinatal sorunlar hem term hem de preterm bebeklerde yenidoğan yoğun bakım ünitelerine hasta başvurularının en sık nedenidir (1). Yenidoğanların ilk 72 saati fetal hayattan dış dünyaya adaptasyon mekanizmalarının hâkim olduğu önemli bir süreçtir. Kalbin dakikadaki atım hacmi ve kalp hızı kardiyak debinin ve dolayısıyla da kardiyak fonksiyonun önemli bileşenleridir. Sepsis, anemi, hipo-hiperglisemi gibi metabolik ve sistemik olayların yanında ortaya çıkabilen aritmiler, yenidoğanın kardiyak fonksiyonlarını hızlıca olumsuz etkilenmesine sebep olabilmektedir. Yenidoğan aritmileri çeşitli kardiyovasküler, sistemik ve metabolik olayların sonucu olarak ortaya çıkabilmektedir (2). Yenidoğan döneminde aritmi insidansına yönelik literatürdeki bir çalışmada, yenidoğan yoğun bakımda aritmi insidansı %0.7 olarak saptanmıştır (3). Yenidoğan yatışlarında altta yatan nedene bağlı olarak sinüs taşikardisi dışında birçok aritmi ortaya çıkabilmektedir. Ritim bozuklukları monitör izlemiyle karar verilmekte, kısa süreli ortaya çıkan aritmiler gözden kaçabilmektedir. Çalışmamızla amacımız, solunum sıkıntısı ile yenidoğan yoğun bakım yatışı olan vakaların ritim bozukluklarının tespitinde Holter kullanımının faydasını tespit etmektir. Materyal ve Metot: S.B.Ü Ümraniye EAH Yenidoğan Yoğun Bakım Ünitesi'nde 5 Haziran 2022 – 5 Ağustos 2022 tarihleri arasında postnatal ilk 72 saat içerisindeki yenidoğanlar çalışmaya dahil edildi. Vaka grubunu 34. gestasyon haftası üzerindeki solunum sıkıntısı tanısı olan hastalar oluştururken, kontrol grubunu ise solunum sıkıntısı olmayan, indirekt hiperbilirubinemi ile takipli hastalar oluşturdu. Tüm hastalara 24 saatlik Holter Monitörizasyonu yapılarak kalp ritimleri kayda alındı. Hastaların başvurudaki demografik verileri, muayene, vital bulguları, ekokardiyografi (EKO) bulguları ile Holter monitorizasyon sürecindeki solunum desteği alıp almama durumları kaydedildi. Holter monitörizasyonu ile kaydedilen kalp ritimleri, çocuk kardiyoloğu tarafından değerlendirildi. Veriler IBM SPSS Statistics 18 © Copyright SPSS Inc. 1989, 2010 yazılımı kullanılarak analiz edildi. Çalışmada istatistiksel anlamlılık düzeyi 0,05 olarak kabul edildi. Bulgular: Çalışmaya toplam 91 hasta dahil edildi. Vaka grubunu %50,5 (n=46) oran ile solunum sıkıntısı olan yenidoğanlar oluşturuken, yatış tanısı "indirekt hiperbilirubinemi" (İHB) olan %49,5 (n=45) hasta kontrol grubunda yer almakta idi. Vaka grubu yatış tanısı "konjenital pnömoni" olan %23,1 (n=21), "yenidoğanın geçici takipnesi" (TTN) olan %18,7 (n=17), "pnömotoraks" olan %3,3 (n=3), "mekonyum aspirasyon sendromu" (MAS) olan %2,2 (n=2), "respiratuar distres sendromu" (RDS) olan %2,2 (n=2) ve "pnömomediastinum" olan %1,1 (n=1) oranda hastadan oluşmakta idi. Doğum kilo (p=0,320), boy (p=0,564) ve baş çevresi (p=0,340) persentil değerleri ile cinsiyet dağılımı (p=0,455) vaka ve kontrol gruplarında istatistiksel açıdan benzer bulundu. Prematüre bebeklerin oranı vaka grubunda %43,5, kontrol grubunda %22,2 olarak saptandı ve aradaki fark istatistiksel açıdan anlamlı görülmedi (p=0,053). Vaka grubunda sezaryen ile doğum oranı %80,4 (n=37), kontrol grubuna göre % 37,8 (n=17) oranla anlamlı olarak daha yüksek bulundu (p<0,001). Holterde patolojik bulgusu olan toplam 14 hastanın 9'u vaka 5'i kontrol grubunda yer almakta idi. Supraventriküler ekstrasistolü (SVE) olan toplam 10 (vaka=7, kontrol=3), ventriküler ekstrasistolü (VES) olan toplam 2 (vaka=1, kontrol=1), SVE ve VES birlikteliği olan toplam 2 (vaka=1, kontrol=1) hasta bulunmakta idi. Bu hastaların çalışma gruplarına göre dağılımları istatistiksel açıdan farklı bulunmadı (p=0,999). Maksimum hız ortalama değeri, vaka grubunda 179±18, kontrol grubunda 191±15 olarak hesaplandı ve gruplar arasında anlamlı bir fark tespit edildi (p=0,001). Holter maksimum hıza göre hesaplanan sinüs taşikardisi (ST) oranı vaka grubunda %52,2, kontrol grubunda %88,9 idi ve aradaki farkın istatistiksel açıdan anlamlı olduğu saptandı(p<0,001). Tüm hastaların 12'sinde (%14,1) kardiyak patoloji saptandı. Bu 12 hastanın 9'u vaka grubunda, 3'ü kontrol grubunda yer almakta idi ve aradaki fark anlamlı bulunmadı(p=0,180). Sonuç: Solunum sıkıntısı, yenidoğan yoğun bakım ünitelerine yatışın en sık sebeplerinden biridir. Hem solunum sıkıntısı hem de indirekt hiperbilirubinemisi olan yenidoğanların muayene ya da monitörde fark edilmeyen ritim bozuklukları Holterde tespit edilebilir. Anahtar kelimeler: "Holter", "Solunum sıkıntısı'', "Yenidoğan"