Opiyat kullanim bozukluğu olan hastalarda kan homosistein ve S100B düzeylerinin değerlendirilmesi


Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, KONYA SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, DAHİLİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2017

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: SEDA YILDIRIM ÖZBEK

Danışman: İkbal İNANLI

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Amaç: Opiyat kullanım bozukluğu, kullanımı ile ilişkili olarak belirgin problemlere yol açmasına karşın, opiyat kullanımının tekrarlandığı ve sürdürüldüğü bir dizi fizyolojik, davranışsal ve bilişsel belirtiler kümesidir.Opiyat kullanım bozukluğu, yoksunluk, tolerans, aşerme gibi klinik belirtilere neden olan karmaşık nörobiyolojik süreçleriiçeren bir hastalıktır. Homosistein sitotoksik bir aminoasittir, S100B ise trofik ve nörotoksik etkileri olan kalsiyum bağlayıcı bir peptiddir. Bu çalışmanın amacı, opiyat kullanım bozukluğu olan hastalarda kan homosistein ve S100B düzeylerini incelemek ve opiyat kullanım bozukluğundaki nörobiyolojik süreçlerde olası rollerini değerlendirmektir. Gereç ve Yöntemler: Araştırmaya, Şubat - Haziran 2016 tarihleri arasında Konya Eğitim ve Araştırma Hastanesi Psikiyatri Kliniği Alkol ve Madde Araştırma Tedavi ve Eğitim Merkezi (AMATEM) polikliniğine başvuran DSM-5 tanı ölçütlerince 'Opiyat Kullanım Bozukluğu' tanısı konulan, yatarak takip edilen dahil edilme kriterlerine uyan 30 hasta alındı. Kontrol grubu olarak 30 sağlıklı gönüllü çalışmaya alındı. Katılımcılarla görüşmede Sosyodemografik Veri Formu, Hamilton Depresyon Derecelendirme Ölçeği, Hamilton Anksiyete Değerlendirme Ölçeği, Barratt Dürtüsellik Ölçeği uygulandı. Hasta grubunu oluşturan bireylere ayrıca Bağımlılık Şiddetini Belirleme Ölçeği, Madde Aşerme Şiddeti Ölçeği ve Klinik Opiyat Yoksunluk Ölçeği uygulandı. Çalışmaya alınan hastaların ilk kan örnekleri psikiyatrik görüşme tamamlandıktan sonra yoksunluk bulgularının ortaya çıktığı dönemde alındı. Hastalar buprenorfin/nalokson detoksifikasyon tedavisine alındı. Yatışlarının 15. günde yoksunluk belirtilerinin olmadığı stabilizasyon döneminde kan örnekleri tekrarlandı. Kontrol grubunu oluşturan bireylerin kan örnekleri görüşme sonrasında alındı. Kontrol grubundan bir kez kan örneği alındı. Bulgular: Hasta grubunda S100B değerleri, yoksunluk ve stabilizasyon dönemlerinde kontrol grubuna göre daha yüksek saptanmıştır. Homosistein değerleri hasta grubu ve kontrol grubunda farklılık göstermemiştir. Hasta grubunda ölçülen S100B ve homosistein değerleri, yoksunluk ve stabilizasyon dönemlerinde farklılık göstermemiştir. Yoksunluk döneminde ölçülen S100B değerini Klinik Opiyat Yoksunluk Ölçek puanının pozitif olarak etkilediği generalized regresyon analizi ile belirlenmiştir. S100B ve homosistein değerleri ile bağımlılık ve aşerme şiddeti arasında ilişki saptanmamıştır. Sonuç: Opiyat kullanım bozukluğunun hem yoksunluk hem stabilizasyon döneminde S100B değerinin yükseldiği, homosistein değerlerinin ise değişmediği bulunmuştur. Opiyat kullanım bozukluğu ile ilişkili patofizyolojik süreçlerde S100B aktif rol oynuyor olabilir. S100B düzeylerinin tedavi esnasında da yüksek seyretmeye devam etmesi kompansatuar sürecin devam ettiğini düşündürmektedir.