Üçlü negatif meme karsinomlarında androjen reseptör pozitifliğinin neoadjuvan kemoterapi yanıtı ve prognoz ile ilişkisi
Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, İSTANBUL HAYDARPAŞA NUMUNE SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, CERRAHİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2024
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: YAŞAR KAAN AKGÖK
Danışman: Fügen AKER
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Amaç: Meme kanseri dünyada en sık rastlanan kanserdir ve kadınlarda kansere bağlı ölümlerde birinci sıradadır. Üçlü negatif meme kanserleri (ÜNMK) diğer alt tiplere kıyasla daha agresif davranışlı ve daha kötü gidişatlıdır. Bu hastalarda kişiselleştirilmiş tedavilerin sağlanabilmesi için, kendi içinde de çeşitlilik gösteren ÜNMK'lerin alt tiplerinin aydınlatılması ihtiyacı doğmaktadır. Bu ihtiyaç doğrultusunda, ÜNMK'lerin önemli bir kısmında mevcut olan androjen reseptörü (AR), patogenezdeki rolü ve potansiyel tedavi hedefi olarak dikkat çekmektedir. Androjen reseptörünün ÜNMK'de prognostik ve prediktif değerlerinin anlaşılması bu hastalarda yeni bireyselleştirilmiş terapi yaklaşımlarının oluşturulmasına olanak sağlayabilir. Bu doğrultuda çalışmamızda AR'nin ÜNMK'de klinik ve patolojik parametreler, neoadjuvan kemoterapi yanıtı ve prognoz üzerine etkisi incelenecektir. Gereç ve Yöntem: Çalışmamız bölümümüzde 2004 2024 yılları arasında tanı almış 182 ÜNMK olgusuyla yapılmış retrospektif bir çalışmadır Olgulara ait tru-cut ya da rezeksiyon piyeslerinden mikroarray yöntemi ile hazırlanmış materyallerinde immünohistokimyasal olarak androjen reseptör analizi yapıldı AR durumu Allred Sistemi'ne göre değerlendirildi. Lokalizasyon, seçilen cerrahi prosedür, sentinel lenf nodu durumu, nükleer ve histolojik derece, mitoz skoru, lenfovasküler invazyon, perinöral invazyon, in situ duktal karsinom varlığı, pT pN multifokalite neoadjuvan kemoterapi durumu ve yanıtı, Ki-67 proliferasyonu ve genel ve hastalıksız sağ kalım ile ilişkisi incelendi. Bulgular: ÜNMK'de AR sıklığı %44 olarak saptandı. AR pozitif tümörlerin Ki67 proliferasyon indeksi ve mitoz sayısı daha düşük bulundu ve neoadjuvan kemoterapi yanıtı daha kötüydü. AR pozitif tümörlere daha sık in situ duktal karsinom eşli ediyordu ve metastaz yapmış olgularda AR pozitifliği daha fazla sayıda metastatik lenf nodu ile ilişkiliydi. Genel ve hastalıksız sağkalım ile ilişki saptanmadı. Sonuç: Bulgularımız AR ekspresyonunun hastalığın seyri ve tedaviye yanıt açısından potansiyel bir biyobelirteç olarak işlev görebileceğini ortaya koymaktadır. AR pozitifliği daha kötü kemoterapi yanıtı ile ilişkilendirilmiş olup bu da AR'yi potansiyel bir terapötik hedef haline getirmektedir. Ancak bu bulguların klinik pratikte uygulanabilirliğinin değerlendirilmesi için daha geniş kapsamlı çok merkezli çalışmalara ihtiyaç duyulmaktadır.