Yeni tanı almış romatoid artrit hastalarında TNFRSF11A geninin ekzon 5 bölgesi ve bu bölgede tespit edilen patojenitenin romatoid artrit prognozu, tedavi yanıtı ve hastalık aktivitesi üzerine etkisi
Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, ANTALYA SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, DAHİLİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2023
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: GİZEM NUR ONAY ÇELİK
Danışman: Sibel BAKIRCI
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:GİRİŞ: Romatoid artrit (RA), etiyolojisi bilinmeyen, genetik yatkınlığı olan sistemik, kronik ve inflamatuar bir hastalıktır. RA riskiyle ilişkili bir dizi genomik lokus tanımlanmıştır. 18q21 bölgesi de bu bölgelerden birisidir. Bu bölgede yer alan TNFRSF11A geni de kemik rezorpsiyonunda rol alan nükleer faktör kappa-B reseptör aktivatörünü (RANK) kodlar. Bu proteinin tüm dokularda eksprese edildiği gösterilmiş olup Osteoklast farklılaşma faktörü (ODF veya RANKL), osteoklastogenez için önemli bir sinyale aracılık eder. TNFRSF11A gen proteininin birden çok fonksiyonel yolakta yer aldığı bilinmekte olup kemik yenilenmesi belirgin rolü bulunmaktadır. Çalışmamızdaki amaç, yeni tanı almış RA hastalarında TNFRSF11A geninin ekzon 5 bölgesi ve bu bölgede tespit edilen patojenitenin RA prognozu, tedavi yanıtı ve hastalık aktivitesi üzerine etkisini değerlendirmektir. MATERYAL METHOD: SBÜ Antalya Eğitim ve Araştırma Hastanesi Dahiliye Anabilim Dalı Romatoloji Bilim Dalı ve Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Anabilim Dalı Romatoloji Bilim Dalı Polikliniğine Mart 21-Ocak 23 tarihleri arasında başvuran ve ACR/EULAR 2019 RA için Sınıflandırma Kriterleri'ne göre RA tanısı alan, 57 yeni tanı RA'lı hasta çalışmaya dahil edildi. Tüm hastaların fizik muayeneleri ve romatolojik muayeneleri yapıldı ve rutin laboratuvar tetkikleri ile CRP, ESH, ANA, Anti-CCP ve RF düzeyleri istendi. VAS, DAS28, CDAI, SDAI, HAQ skorları hesaplandı. Hastalardan alınan kan numunelerinden genetik PCR analiz yöntemi ile TNFRSF11A geninin ekzon 5 bölgesi çalışıldı. Hastalara ACR/EULAR 2019 RA kılavuzuna göre ilk basamak tedavi olan MTX başlandı. 6. Ay sonrasında kontrol için polikliniğe başvuran hastalarda medikal tedavi yanıtı ve hastalığın aktivitesi yeniden değerlendirildi. Çalışmada RA hastalık aktivite skorları olan VAS, DAS28, CDAI, SDAI, HAQ skorları değerlendirildi. BULGULAR: TNFRSF11A geni ekzon 5 bölgesi polimorfizm saptanan hastalar ile polimorfizm saptanmayan hastalar arasında hastalarda yaş ve VKİ açısından anlamlı bir fark saptanmadı(p>0,05). İlk başvuru anına göre tedavi MTX tedavisi başladıktan sonra DAS28-CRP, CDAİ ve SDAİ ile ölçülen hastalık aktivitesi değerlerinde 6. ayda anlamlı gerileme görülmesine rağmen, polimorfizm pozitif olan hastalar ile negatif olanlar arasında anlamlı fark tespit edilmedi (p > 0,05). Hastalarda ilk başvuruda varyant negatif olanların ortanca sedim ve CRP düzeyleri pozitif olanlara göre düşük olduğu görüldü ancak sonuçlar istatiksel olarak anlamlı değildi (p>0,05). Çalışmada varyant pozitifliği saptanan hasta grubunun tedavisine biyolojik ajan eklenme oranı, negatif olan gruba göre daha az olarak tespit edildi ancak istatistiksel olarak anlamlı değildi (p>0.05). SONUÇ: Çalışmamızda RA prognoz, tedavi yanıtı ve hastalık aktivitesi açısından TNFRSF11A geninin ekzon 5 bölgesi polimorfizmleri arasında istatistik anlamlılığa ulaşan ilişki bulunamamasına rağmen polimorfizme sahip olanlarda sayısal olarak daha az oranda biyolojik tedavi ihtiyacı olması ve başlangıç CRP düzeylerinin daha düşük olması eğiliminde olması polimorfizm tespit edilen hastalarda daha iyi kliniğe sahip olabileceğini düşündüren bulgulardı.