Dev anevrizmalarda endovasküler tedavi sonuçlarımız


Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, ANKARA ŞEHİR SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, CERRAHİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2023

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: BATUHAN DERELİ

Danışman: Ergün DAĞLIOĞLU

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Amaç: Bu çalışma ile kliniğimizde 2014-2022 yılları arasında endovasküler yol ile tedavi edilmiş serebral dev anevrizmalı hastaların orta dönem klinik sonuçlarını sunacağız. Ayrıca bu hastalarda kullanılan Koil Embolizasyonu (KE) ve akım yönlendirici stent (AYS) ile embolizasyon yöntemlerinin kliniğe yansıyan komplikasyon geliştirme ve yeniden tedavi oranlarını belirleyip aralarında istatistiksel olarak anlamlı farklılık olup olmadığını araştıracağız. Gereç ve Yöntem: Kliniğimizde 2014-2022 yılları arasında endovasküler yol ile tedavi edilmiş serebral dev anevrizmalı hastalar incelendi. Başka merkezde endovasküler tedavi denenmiş hastalar çalışmaya dahil edilmedi. Hastaların anevrizma boyutları, anevrizma yerleşim yerleri, başvuru semptomları ve başvuru anındaki mRS'leri (modifiye rankin skoru) belirlendi. Hastalarda hangi endovasküler yöntem olarak hangi yöntemin kullanıldığı, post operatif kliniğe yansıyan komplikasyon gelişip gelişmediği ve tedavi sonrası mRS leri belirlendi. Yeniden tedavi gerektiren hastalar belirlenerek tedavi yöntemleri arasındaki farklılıklar incelendi. Bulgular: Kriterlere uyan 63 hasta çalışmaya dahil edildi. Hastaların 44(%69) tanesi kadın 19(%31) tanesi erkekti. En genç hasta 11 en yaşlı hasta 87 yaşında idi (49,25+-18,33). İncelen 63 adet dev serebral anevrizmanın 47(%75) tanesi anterior dolaşım 16(%25) tanesi posterior dolaşımda yerleşim göstermekteydi. Anterior dolaşımda yer alan 47 adet anevrizmadan 40(%63) tanesi ICA, 5 tanesi MCA (%8) 2(%3) tanesi de ACA yerleşimi göstermekteydi. Posterior dolaşımdaki anevrizmaların ise 6 tanesi PCA (%9.5), 3 tanesi VA (%5), 5 tanesi BA (%8) ve 2(%3) tanesi de vertebrobaziler bileşke yerleşimliydi. Çalışmaya dahil edilen hastalardan 5 (%8) tanesi subaraknoid hemoraji ile başvururken diğer hastalar kitle etkisi, serebrovasküler olay veya insidental olarak saptanan lezyon ile prezente olmuşlardır. Hastaların başvuru şikayetlerine bakıldığında 26 hastanın görme bozuklukları (göz kapağı düşüklüğü, çift görme, görme alanı daralması vb.), 19 hastanın baş ağrısı, 2 hastanın baş dönmesi, 2 hastanın dengesizlik, 2 hastanın konuşma bozukluğu, 2 hastanın kuvvet kaybı, 2 hastanın nöbet, 1 hastanın dispne, 1 hastanın epistaksis şikayeti ile başvuru yaptığı görülmüştür. Bir hastanın ise insidental olarak tanı aldığı görülmüştür. 63 hastanın 45'i tanesi akım yönlendirici stent ile, 13 hasta koil embolizasyonu ile 2 hasta sıvı embolizan ajan ile, 1 hasta parent arter oklüzyonu ile tedavi edilirken 2(%3) hastada ise tedavi girişimi başarısız oldu.63 hastanın 9(% 14)'unda kliniğe yansıyan(3 hemorajik 6 iskemik) komplikasyon gelişti. Hastalardan 9(%14) tanesi takiplerinde exitus olurken 1 tanesi ise vejetatif durumda kaldı. Yeniden değerlendirmeye uygun postoperatif 6 ile 18 ay arasında kontrol DSA tetkiki yapılan 53 hastadan 10(%18)( toplam hasta sayısının %15 i) tanesine ise yeniden tedavi gerekti. KE ile tedavi edilip kontrol DSA tetkiki yapılabilen 12 hastadan 3(%25) ünde yeniden tedavi gerekti. AYS ile tedavi edilip kontrol DSA tetkiki yapılabilen 38 hastanın 6'sında (%15) yeniden tedavi gerekti. Aradaki fark istatistiksel olarak anlamlı bulunmadı. (p=667). KE ile tedavi edilen 13 hastanın 3'ünde (%23) kliniğe yansıyan komplikasyon izlenirken AYS ile tedavi edilen 45 hastanın 6'sında (%13) kliniğe yansıyan komplikasyon izlendi. Aradaki fark istatistiksel olarak anlamlı bulunmadı. (p=0,445) Hastalardan 9 (%14) tanesi exitus oldu. Sonuç: Çalışmamız literatürle uyumlu olarak serebral dev anevrizmalı hastaların tedavisinde endovasküler yöntemlerin düşük komplikasyon ve düşük mortalite oranlarına sahip olduğunu gösterdi. Ancak rezidü ve nüks oranları literatürle uyumlu olarak endovasküler yol ile tedavi edilmiş hastalarda hala bir sorun olarak karşımıza çıkmakta. Endovasküler yöntemler olan KE ile AYS yöntemlerinin birbirlerine karşı çeşitli avantajları ve dezavantajları olsa da hem komplikasyon oranlarında hem yeniden tedavi gerekliliği oranlarında AYS'nin sonuçları yüzde olarak bir miktar daha iyi gözükmektedir. Ancak bu fark istatistiksel olarak anlamlı bulunmamıştır. Bu konuda yapılacak daha büyük havuzlu çalışmalara ihtiyaç vardır. Öte yandan rezidü/nüks ile gelen hastalarda nasıl bir yol izleneceği, özellikle subaraknoid hemoraji ile prezente olup GKS (Glascow koma skoru) düşük hastaların nasıl yönetileceği konusunda literatürde bir konsensus sağlanamamıştır. Bu konularda ortak bir konsensus ve algoritma oluşturmaya ihtiyaç vardır. Anahtar Kelimeler: Serebral dev anevrizma, endovasküler tedavi, koil embolizasyon, akım yönlendirici stent