Psöriazis tanısı almış hastalarda EGC (immatür granülosit) yeni bir inflamasyon ve psöriazis şiddet belirteci olarak kullanılabilir mi?
Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, ELAZIĞ FETHİ SEKİN ŞEHİR SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, DERİ VE ZÜHREVİ HASTALIKLAR ANABİLİM DALI, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2026
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: PEMBE İREM EROĞLU BAYSAK
Danışman: Savaş ÖZTÜRK
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Amaç: Psöriazis; özelikle ekstremite ekstensör bölgeleri, saçlı deri ve presakral alanda papüloskuamöz lezyonlarla seyreden, tırnak ve eklem tutulumunun da olabileceği kronik inflamatuar bir hastalıktır. Hastalığın gelişiminde genetik, çevresel ve immünolojik faktörler önemli rol oynamaktadır. Hastalığın şiddeti vücut yüzey alanı tutulumu (VYA), psöriazis alan şiddet indeksi (PAŞİ) veya doktorun global değerlendirmesi (DGD) gibi ölçeklerle ifade edilmektedir. Hastalığı öngörmede ve şiddetini tahmin etmede kesinleşmiş bir laboratuvar parametresi bulunmamaktadır. İnflamasyonun temel rol oynuyor olması hastalıkla ilişkili olarak CRP (C-reaktif protein), ESR(Eritrosit sedimentasyon hızı), NLR (Nötrofil lenfosit oranı), SII (Sistemik immün inflamasyon indeksi) ve PIV (Pan immün inflamasyon değeri) gibi çeşitli inflamasyon parametrelerinin araştırılmasına neden olmuştur. EGC (Early granuloycte cell); immatür granülositleri ifade eden, sistemik enfeksiyon ve inflamasyon durumlarında otomatize sistemlerle tam kan sayımı içinde sayı ve yüzde olarak belirlenebilen bir parametredir. Bazı inflamatuar ve enfeksiyöz hastalıklarla arasındaki ilişki çeşitli çalışmalarda gösterilmiştir. Biz de psöriazisin inflamatuar patogenezine dayanarak immatür granülositlerin sayı ve yüzdesinin psöriaziste erken belirteç ve şiddetin göstergesi olarak kullanılabilirliğini araştırmak için EGC(10³/μl) ve EGC%'sinin psöriazisle ilişkisini, PAŞİ ile korelasyonunu incelemeyi ve bu ilişkiyi ESR, CRP, SII, NLR, PIV gibi inflamasyon belirteçleri ile karşılaştırmayı hedefledik. Gereç ve Yöntem: Çalışmaya 50 psöriazis hastası ve 50 sağlıklı birey dahil edildi. Hastaların sosyal, demografik ve klinik özellikleri, PAŞİ değerleri, VKİ (Vücut kitle indeksi) değerleri kaydedildi. Kontrol grubunun sosyal, demografik özellikleri, VKİ değerleri kaydedildi. Hasta grubu ve kontrol grubunu oluşturan bireylerin rutin istenen tam kan sayımı, CRP ve ESR sonuçları kaydedildi ve tam kan sayımı Beckman Coulter DXH-800 (Beckman Coulter, Inc., Miami, FL, USA) ile çalışılıp immatür granülosit (IG) sayı ve yüzdesini ifade eden EGC(10³/μl) ve EGC%'si değerleri kayıt edildi. SII (SII= platelet x nötrofil/ lenfosit), NLR (nötrofil/lenfosit oranı), PIV [(trombosit x monosit x nötrofil)/ lenfosit] hesaplanarak kaydedildi. Veriler R programı V4.4.1 ve Jamovi 2.7.6 ile analiz edildi. Normal dağılıma uygunluk Kolmogorov Smirnov testi ile incelendi. İki gruplarda normal dağılma uymayan verilerin analizinde Mann Whitney U testi kullanıldı. İkili gruplarda normal dağılıma uyan verilerin karşılaştırılmasında bağımsız örneklerde T testi kullanıldı. Kategorik değişkenler arasındaki bağlantının incelenmesinde Fisher's Exact testi, Yates Düzeltmesi ve Pearson ki kare testleri kullanıldı. Normal dağılıma uymayan nicel değişkenler arasındaki ilişkinin incelenmesinde Spearman's rho korelasyonu kullanıldı. Hastalığı öngörmede parametrelere ait kesme değeri ROC (Receiver Operating Characteristic) analizi ile yapıldı. Bağımsız değişkenlerin hastalık riski ihtimali üzerindeki etkisi Binary Lojistik Regresyon analizi ile incelendi. Bulgular: Hasta grubunda ortalama yaş değeri 45,88 iken kontrol grubunda 45,44 olarak elde edildi. Hasta ve kontrol grubu 36 erkek(%72) ve 14 kadından (%28) oluşuyordu. Hasta grubunda sigara içme oranı daha fazlaydı ve bu fark istatistiksel olarak anlamlıydı (p=0,001). Hasta grubunda alkol kullanım oranı daha fazlaydı ancak bu fark istatiksel olarak anlamlı değildi(p=0,269). Hasta ve kontrol grubu arasında VKİ değerlerine bakıldığında hasta grubunda istatistiksel olarak anlamlı olacak şekilde daha yüksek değerler bulundu(p=0,009). Hastaların PAŞİ değerleri incelendiğinde ortanca PAŞİ değeri 10,7 olarak belirlendi. Hasta grubunda ailede psöriazis öyküsü olanlar hastaların %30'unu oluşturmaktaydı. Hasta ve kontrol grubu arasında ESR, nötrofil sayısı, monosit sayısı, trombosit sayısı, SII, PIV, EGC(10³/μl) ve EGC %'leri istatiksel olarak anlamlı farklılık göstermedi. Hasta grubunda ortanca CRP(mg/l) değeri istatiksel olarak anlamlı olacak şekilde daha yüksekti (p=0,027). Hasta grubunda lenfosit sayısı istatiksel olarak anlamlı olacak şekilde daha düşüktü p=0,005). Hasta grubunda ortanca NLR değeri istatistiksel olarak anlamlı bir fark olacak şekilde daha yüksekti (p=0,018). ESR, CRP, NLR, SII, EGC(10³/μl) ve EGC %'leri ile PAŞİ arasında anlamlı bir ilişki gösterilemedi. PIV ile PAŞİ arasında pozitif zayıf anlamlı bir korelasyon saptandı. Çalışmamızda değerlendirdiğimiz parametreler içerisinde NLR, CRP, EGC% ve lenfosit sayısı hastalığı öngörmede anlamlı; EGC(10³/μl), ESR, SII ve PIV ise hastalığı öngörmede anlamsız olarak bulundu. Hastalığı öngörmede anlamlı olan bu parametreler kendi içinde değerlendirildiğinde birbirine üstünlükleri gösterilemedi. Sonuç: Çalışmamızda EGC(10³/μl) ve EGC %'si hasta ve kontrol grubu arasında anlamlı farklılık göstermedi ancak EGC%'sinin hastalığı öngörmede; birçok çalışmada psöriazis ile ilişkisi gösterilmiş olan CRP ve NLR ile aynı performansı göstermesi EGC%'sinin psöriaziste umut vaat eden bir belirteç olduğunu ortaya koymaktadır. Ancak EGC%'sinin psöriazis belirteci olarak kullanılma durumunu net belirtebilmek için daha kapsamlı çalışmalara ihtiyaç vardır. Anahtar kelimeler: İmmatür granülosit, EGC(10³/μl), EGC %, PAŞİ, Psöriazis