Karaciğer siroz hastalarında copeptin düzeyinin prognostik önemi


Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, İSTANBUL HASEKİ SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2018

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: ÖZDEN DEMİR

Danışman: Şule POTUROĞLU

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

GİRİŞ VE AMAÇ: Sirotik hastalarda hastalığın şiddetini prognozunu ve sağ kalımı belirlemede günümüzde Child Pugh ve MELD (model of end stage liver disease) skorlama sistemleri kullanılmaktadır. Sirotik hastalarda zamanla dolaşım bozukluğu gelişmekte ve kompansasyon mekanizmalarının devreye girmesi nedeni AVP salınımı artmaktadır. Dolayısıyla ileri evre dekompanse karaciğer siroz hastalarında AVP nin artışı hastalık progresyonunu göstermede bir biyobelirteç olarak görülmektedir. Ancak AVP ölçümünün çeşitli kısıtlılıklar nedeni ile yapılamamaktadır. AVP nin bir öncül molekülü olduğu düşünülen copeptinin ölçümü AVP ye göre daha kolaydır. Biz bu çalışmada sirozlu hastaların hastalık evresinin (kompanse-dekomanse) copeptin düzeyi ile ilişkisini, copeptinin prognostik öneminin olup olmadığını incelemek istedik. MATERYAL-METOD: Tek merkezli, kesitsel ve gözlemsel çalışmamıza 2017 Mayıs ve Kasım ayları arasında Sağlık Bilimleri Üniversitesi Haseki Eğitim ve Araştırma Hastanesi Gastroentereloji Polikliniğinden takipli 52 erkek, 46 kadın olmak üzere toplam 98 karaciğer siroz tanılı (Child skoru A-B-C) hasta dahil edilmiştir. Hastalar seçilirken 18 yaşından büyük olması, akut böbrek yetmezliği tanısı ve akut enfeksiyon bulguları olmamasına dikkat edilmiştir. Çalışmamıza katılan hastalardan onam formları alınarak yaşı, cinsiyeti içeren demografik özellikleri, sigara-alkol kullanımı, kullandığı ilaçlar, hastalık süresi, hastalık etyolojisi, MELD ve Child-Pugh skorları, siroz komplikasyonları, inisiyal copeptin değerleri ve 0-3-6 aylardaki CRP, AKŞ, insülin, kortizol, LDL, HDL, TG, kolesterol, kreatinin, WBC, e-GFR verileri kaydedildi. BULGULAR: Çalışmaya 52 si erkek 46 kadın olmak üzere 98 hasta dahil edildi. Bu hastaların yaş ortalamaları 59.9±14.6 olup en sık 60-69 yaş aralığında hasta bulunmaktadır. Vücut kitle endeksleri ortalama değeri 29.17 olup hastalık süreleri en çok 1-5 yıl arasında (%39.8) saptandı. Hastalık etyolojisine bakıldığında en çok kriptojenik siroz (%44), 2.sırada viral hepatitler (%37.3), 3.sırada alkol (%8) ve 4. sırada diğerleri (%11) olduğu görüldü. Takip sırasında 98 hastanın 10 tanesi exitus, 2 tanesi karaciğer transplantasyonu oldu. Copeptin 84 hastada başlangıç değeri olarak bakıldı. 6 ay boyunca takiplerine düzenli gelen 74 hastada kortizol, LDL, kolesterol ve eGFR düzeylerinde anlamlı değişiklik saptandı (p:0.001, p:0.001, p:0.006). Kortizol ve eGFR ölçümlerinde 3. ayda anlamlı düşüş oldu (p:0.005). 6. ayda kortizol ve LDL düzeyleri başlangıca göre anlamlı düşük saptandı (p:0.001, p:0.006). Başlangıç copeptin düzeyi, başlangıç LDL, HDL, kolesterol düzeyi ile pozitif yönde, MELD başlangıç ve 3. ay ile negatif yönde istatistiksel anlamlı ilişki saptandı (p:0.032, p:0.009, p:0.035). 0-3-6. aylarda MELD ile LDL, HDL, Tg ve kolesterol değerlerinin her birinin kendi içinde anlamlı korelasyon olduğu görülmüştür. MELD ile kortizol arasında sadece 6. ayda anlamlı ilişki saptandı. Kompanse ve dekompanse olarak gruplandırılan hastalarda kompanse grupta copeptin anlamlı derecede yüksek bulundu. Copeptin ve MELD skorları arasındaki korelasyona bakıldığında 0. ve 3. ayda anlamlı korelasyon saptanmıştır (p<0.001, p:0.023). SONUÇ: Çalışmamızda ileri evre siroz hastalarda MELD skoru artarken copeptin değerinin de anlamlı derecede artması beklenmiştir ancak pozitif yönde artış saptanmamıştır. Daha fazla hasta grubunda ileri çalışmalara ihtiyaç vardır. ANAHTAR KELİMELER: Dekompanse Siroz, biyomarker, MELD skoru, copeptin, prognoz