İç hastalıkları kliniğinde yatan kronik nonvalvüler atriyal fibrilasyon tanılı hastalarda oral antikoagülan kullanımı ve buna bağlı komplikasyonların değerlendirilmesi


Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, İSTANBUL HAYDARPAŞA NUMUNE SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, DAHİLİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2023

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: CANSU AKKOYUN

Danışman: Funda Müşerref TÜRKMEN

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Amaç: Atriyal Fibrilasyon (AF) en sık saptanan kardiyak aritmi olup tromboembolik olaylarda 5 kat artışla ilişkidir. Antikoagülasyon; bütün AF tiplerinde tromboembolik komplikasyonları önlemede kabul edilmiş bir tedavi yöntemidir. Antikoagülan tedaviler iskemik inmede etkili olmakla birlikte kanama eğilimine neden olabilmektedir. Biz de çalışmamızda kronik Nonvalvüler AF (NVAF) tanılı hastaların demografik özelliklerini, oral antikoagülan ilaç kullanım sıklığını, kullanılan ilaç tipini, kullanılan oral antikoagülan ilaca göre hedef tedavi düzeyine ulaşma oranını, kullanılan antikoagülanın doğru dozlarda kullanımını ve bu hastalarda tromboemboli ve kanama riskini değerlendirmeyi amaçladık. Gereç ve Yöntem: Retrospektif olarak yapılan çalışmamızda Sağlık Bilimleri Üniversitesi Haydarpaşa Numune Sağlık Uygulama ve Araştırma Merkezi İç Hastalıkları Kliniği'nde 01.07.2022–31.12.2022 tarihlerinde yatan, NVAF tanılı 80 hasta tarandı. Hastaların iskemik inme riskinin belirlenmesi için CHA2DS2-VASc skoru, kanama riskinin belirlenmesi için HAS-BLED skoru kullanıldı. Veri analizi ve istatistiksel analizler için IBM SPSS Statistics 22 (IBM SPSS, Türkiye) programı kullanıldı. Bulgular: Çalışmaya yaşları 55 ile 95 arasında değişen, 32'si (%40) erkek ve 48'i (%60) kadın olmak üzere 80 NVAF tanılı hasta dâhil edildi. NVAF tanılı hastaların 77 (%96,2)'si oral antikoagülan (OAK) kullanıyordu, 3 (%3,8)'ü ise kullanmamaktaydı. Hastaların %10'u warfarin kullanırken, %86'sı yeni nesil oral antikoagülan (YOAK) kullanmaktaydı. OAK kullanan 77 hastadan 26 (%33,8)'sı uygun dozda antikoagülan tedavi kullanmamakta iken, 51 (%66,2)'si efektif dozda antikoagülan tedavi kullanmaktaydı. CHA2DS2VASC skoruna göre düşük inme riskli hasta bulunmazken hastaların 78'i (%97,5) yüksek inme riskine sahipti. HAS-BLED skoruna göre ise hastaların 50'si (%62,5) düşük kanama riskine sahipken hastaların 30'u (%37,5) yüksek kanama riskine sahipti. Sonuç: Günümüzde insan ömrünün uzamasıyla birlikte AF görülme sıklığı ve beraberinde inme riski de artmaktadır. AF'li hastalarda tromboembolik olayların engellenmesinde antikoagülasyon tedavi önemlidir. Warfarin uzun süredir kullanılan fakat yan etkileri nedeniyle korkulan bir seçenektir. Diğer bir seçenek olan YOAK'lar INR (Uluslararası Normalleştirilmiş Oran) takibi gerektirmemesine rağmen uygun dozda kullanılması önemlidir. Bu sebeple inme ve antikoagülasyona bağlı komplikasyonların önüne geçebilmek amacıyla her vizitte tedavi dozunun uygunluğu değerlendirilmelidir. Anahtar Kelimeler: Atriyal Fibrilasyon, İnme, Kanama, Nonvalvüler, Oral antikoagülan