İzole atriyal septal defekt tamiri yapılan hastalarda erken dönemde kardiyak fonksiyonlardaki değişimin hasta yaşı ile ilişkisi
Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, İSTANBUL KARTAL KOŞUYOLU YÜKSEK İHTİSAS SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, CERRAHİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2021
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: KENAN ÖZTÜRKER
Danışman: Hakan CEYRAN
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Amaç: Atriyumlar arasında foramen ovale dışında geçişe neden olan açıklıklar atriyal septal defekt olarak isimlendirilir ve erişkinlerde biküspit aort kapaktan sonra en sık görülen konjenital kalp hastalığıdır. Araştırmamızda, ASD onarımı yapılan erişkin hastalarda, operasyon sonrası erken dönemde kardiyak fonksiyonlardaki (sağ ventrikül fonksiyonları, triküspit kapak yetmezliği, pulmoner arter basıncı, mitral kapak yetmezliği ve sol ventrikül ejeksiyon fraksiyonu) değişimin yaş ile ilişkisini araştırmayı planladık. Gereç ve Yöntem: Ocak 2014 ve ve Kasım 2020 yılları arasında Koşuyolu Yüksek İhtisas Eğitim Araştırma Hastanesi kardiyovasküler cerrahi ve konjenital kardiyovasküler cerrahi kliniğinde izole atriyal septal defekt nedeniyle cerrahi onarım yapılan 16-65 yaş arası 214 hasta, yaş gruplarına ayrılmış ve bu hastalarda operasyon öncesi ve sonrası ekokardiyografik parametreler ve biyokimya sonuçları karşılaştırılmıştır. Bulgular: Çalışmamıza izole atriyal septal defekt nedeniyle opere olmuş 16-65 yaş arası 130 kadın (%60.7) ve 84 erkek (%39.2) toplam 214 hasta dahil edildi. Hastalar yaş değişkenine (16-25 yaş, 26-35 yaş, 36-45 yaş, 46-55 yaş ve 56-65 yaş grubu olmak üzere toplam beş (5) grup) ayrıldı ve üç (3) farklı zamanda (Preoperatif – Postoperatif 1.ay – Postoperatif 6.ay) karşılaştırıldı. Yapılan analizler sonrası sadece 56-65 yaş grubunda EF'de post op 1. ay ve post op 6. ayda anlamlı düşüş saptandı. Triküspit yetmezliği derecesinin yaş ile doğru orantılı olarak arttığı görüldü. Operasyon sonrası tüm gruplarda post op 1. ay ve post op 6. ayda anlamlı TY'de azalma saptandı. Ortalama pulmoner arter basıncı 16-25 yaş grubunda 33 mmHg, 26-35 yaş grubunda 39.7 mmHg, 36-45 yaş grubunda 40.9 mmHg, 46-55 yaş grubunda 42.7 mmHg ve 56-65 yaş grubunda 49.2 mmHg olarak saptandı. Post op 1. ay ve post op 6. ay ölçümlerinde tüm gruplarda anlamlı PAB düşüşü gözlenmekle beraber en fazla düşüş 16-25 ve 56-65 yaş gruplarında gözlendi. Tüm yaş gruplarında mitral yetmezlikte artış saptandı fakat hiç bir hastada orta MY'ye ulaşan bir kapak patolojisi saptanmadı. Yapılan istatistiksel analizler sonucu ortalama TAPSE hasta yaşı ile ters orantılı olarak saptanmıştır. Ortalama TAPSE değerleri 16-25 yaş grubunda 26.6, 26-35 yaş grubunda 23.1, 36-45 yaş grubunda 20.1, 46-55 yaş grubunda 18.1, 56-65 yaş grubunda ise 16.8 olarak ölçülmüştür. Genç hasta gruplarında TAPSE ölçümünde düşüş, ileri yaş gruplarında ise artış saptandı. Sonuç: Atriyal septal defekt en sık görülen ikinci konjenital kalp hastalığıdır. İleri yaşlarda tedavi edilmez ise pulmoner hipertansiyona, atriyal fibrilasyona ve paradoksal emboliye neden olabilir. Perkütan kapama teknikleri gelişiyor olsa da hem pediyatrik hem erişkinlerde cerrahi tedavi tıp pratiğinde yerini korumaktadır. Yaş ile birlikte ASD komplikasyonlarının insidansı artmakta ve cerrahi tedavinin sağladığı faydalar azalmaktadır. Genç yaşta opere olan hastaların operasyondan gördüğü fayda ileri yaşta opere olan hastalara göre daha fazladır. Pulmoner hipertansiyonun önlenmesi ve sağ ventrikül fonksiyonlarının korunması için bu patolojisinin erken yaşta düzeltilmesi gerekmektedir. Anahtar kelimeler: Atriyal septal defekt, konjenital kalp hastalığı, sağ kalp yetmezliği, TAPSE, pulmoner hipertansiyon