Antiretroviral tedavi alan viral yükü baskılanmış erkeklerde osteoporoz risk faktörlerinin belirlenmesi


Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, İSTANBUL ŞİŞLİ HAMİDİYE ETFAL SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, ENFEKSİYON HASTALIKLARI VE KLİNİK MİKROBİYOLOJİ ANABİLİM DALI, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2020

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: SAFİYE NUR ÖZCAN

Danışman: Dilek YILDIZ SEVGİ

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Giriş: HIV/AIDS epidemisi, bugün küresel ölçekte önemli bir boyuta ulaşmıştır. Ülkemiz ise HIV/AIDS açısından hastalığın az sıklıkla görüldüğü ülkeler arasında yer almakla birlikte, son yıllarda vaka sayılarında artış izlenmektedir. ART ile HIV ile infekte bireylerin yaşam beklentisi uzamıştır. HIV ile infekte bireyler daha uzun yaşamaya devam ettikçe sistemik, metabolik komplikasyonlar da daha sık görülmeye başlamıştır. İnfeksiyon sürecinde kemik kitlesi ve dokusunun mikromimari yapısı üzerinde gelişen olumsuz etkiler sebebiyle kemik mineral dansitesinde azalma ve kemiklerde fraktür riski ortaya çıkmaktadır. Çalışmamızda kliniğimizde takipli olan hastaların büyük çoğunluğunu oluşturan, 50 yaş altı ART alan erkeklerde osteoporoz risk faktörlerinin belirlenmesi amaçlandı. Gereç ve Yöntem: Çalışma Şişli Hamidiye Etfal Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde, Ocak 2019 – Nisan 2019 tarihleri arasında retrospektif gözlemsel karşılaştırmalı vaka serisi olarak gerçekleştirildi. Polikliniğimizde takip edilen HIV ile enfekte, 50 yaş altı erkek hastaların demografik, klinik, laboratuvar verileri, alışkanlıkları, ilaç kullanım bilgileri dosya kayıtlarından incelendi. Hastalara poliklinik takibinde '1 dakikalık osteoporoz risk testi' uygulandı. Çalışmaya 211 hasta dahil edildi. Bağımsız üç grup ortalamasının karşılaştırılmasında, normal dağılım koşullarının sağlandığı durumda Tek Yönlü ANOVA testi, sağlanmadığı durumda ise Kruskal Wallis testi kullanıldı. Tek Yönlü ANOVA testinde anlamlı bir fark saptandığında post hoc analizde Scheffe testi tercih edildi. Kategorik değişkenlerin karşılaştırılmasında Pearson Chi-Square testi kullanıldı. Belirleyici faktörlerin saptanmasında Binary Lojistik Analizi kullanıldı. Yapılan istatistik testlerde güven aralığı %95, alfa anlamlılık düzeyi p<0,05 olarak kabul edildi. Bulgular: Çalışmaya katılan hastaların yaş ortalaması 34,8 ± 7,6 olarak hesaplandı. Hastaların cinsel yönelimi; 164 hasta (%77,8) ESE 47 hasta (%22,2) heteroseksüeldi. Ortalama VKİ 24,1 kg/m2 idi. Çalışmaya katılan hastaların %58,3'ü sigara kullanıyorken %41,7'si kullanmıyordu. CD4+ T lenfosit sayısı ortalama 759 /uL, en düşük CD4+ T lenfosit sayısı 383 /uL, başlangıç HIV-RNA düzeyi 369259±898822 kopya/ml idi. 25-OH vitamin D düzeyinin ortalama 20,3 ug/L, referans değerlere bakıldığında D vitamini yetersizliği olduğu saptandı. Hastaların HIV tanı süresi ortalama 45±25,5 aydı. L1-4, femur boyun ve femur total Z skoru sonuçlarına göre 72(%34,1) hastanın DEXA sınucunun normal olduğu görüldü. 94(%44,5) hastada osteopeni, 45(%21,4) hastada osteoporoz olduğu görüldü. Çalışmaya katılan hastaların büyük çoğunluğu (%87,7) tenofovir etken maddeli ART rejimleri almaktaydı. 92 (%43,6) hasta TDF içerikli ART kullanırken, 93 (%44,1) hasta TAF içerikli ART kullanmaktaydı. TDF kullanım süresi ortalama 39,2±20,1 ay'dı. 174(%82,5) hastanın daha önce ya da şu anda TDF bazlı ilaç kullandığı görüldü, ayrıca TAF bazlı rejim kullanan hastaların 70'inin (%75,3) geçmişte TDF kullanımı olduğu görüldü. HIV tanı süresi, ART kullanım süresi, şu anda TDF kullanımı olması, geçmişte TDF kullanımı ve toplam TDF kullanım süresi ile azalmış KMY arasında anlamlı ilişki saptandı. ART kullanım süresindeki her bir ay artışın osteoporoz riskini 1,03 kat arttırdığı saptandı. Normal DEXA'ya sahip hastaların osteopenisi olan hastalarla karşılaştırmasında geçmişte TDF kullanımının osteopeni riskini 3,2 kat arttırdığı saptandı. Normal DEXA değerine sahip olan ve azalmış KMY (osteopeni+osteoporoz) olan hastalar karşılaştırıldığında ise geçmişte TDF kullanımının azalmış KMY riskini 2,8 kat arttırdığı saptandı. Sonuç: Bu sonuçlar 50 yaş altı sağlıklı bireyler ile yapılan taramalara göre yüksektir. HIV tanı süresi, ART, TDF kullanımıyla ilişkili azalmış KMY olabileceği gösterildi. Çalışmamızda 50 yaş altı ve virolojik supresyon sağlanmış HIV ile infekte bireylerde de azalmış KMY oranının sık olduğunu gösterilmiştir. Olguların ömür boyu sürecek takip ve tedavisi sırasında kemik sağlığı açısından dikkatli izlenmesi önemlidir.