Perinatal asfiksi ile doğan yenidoğanların ekokardiyografi bulguları ve laboratuvar testleri eşliğinde kardiyak etkilenmesinin değerlendirilmesi
Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, İSTANBUL KANUNİ SULTAN SÜLEYMAN SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, DAHİLİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2022
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: SEMA KÖSE
Danışman: Gökhan BÜYÜKKALE
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Amaç: Perinatal asfiksi yenidoğan mortalite ve morbiditesinde önemli bir yere sahiptir. Perinatal asfiksinin komplikasyonlarından biri ise miyokardiyal disfonksiyondur. Ancak ciddiyetini değerlendirmek için daha fazla çalışmaya ihtiyaç vardır. Çalışmamızın amacı perinatal asfiksi tanısı alan yenidoğanlarda kardiyak fonksiyonu değerlendirmek, tedavi öncesi-sonrası kardiyak değişimini gözlemlemektir. Diğer bir amacımız ise perinatal asfiksi tedavisinde kullanılan hipotermi tedavisi alan hastaların kardiyak fonksiyonları hipotermi tedavisi almayan hastalar ile karşılaştırarak hipoterminin kardiyak fonksiyonlarda da protektif bir etkisi olup olamayacağını değerlendirmektir. Bu şekilde yeni tanı alacak olan hastalarda kardiyak ve nörolojik komplikasyonları azaltmak; mortalite ve morbitideyi azaltmak, yaşam kalitesini arttırmak ve hastaların tedavi maliyetinde azalışa sebep olunması amaçlanmıştır. Gereç ve Yöntem: Bu çalışma SBÜ İstanbul Kanuni Sultan Süleyman SUAM – Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı; Neonatoloji kliniğinde perinatal asfiksi tanısı ile Şubat-Eylül 2020 tarihleri arasında takip edilen 20 hasta ile 40 sağlıklı kontrol değerlendirilmeye alınarak yapıldı. Hastaların bilgileri hastane veri tabanı ve servis dosyalarından elde edildi. Hasta ve sağlıklı grupta gebelik haftası, doğum ağırlığı, cinsiyet, doğum şekli, APGAR skorları (1, 5 ve 10 dk), anne paritesi, anne risk faktörleri hasta epikrizleri taranarak kaydedildi. Hasta grupta hipotermi alıp almadığı, Sarnat evresi ve serum troponin T (cTnT), kreatin kinaz (CK), Probrain natriüretic peptid (pro-BNP) değerleri not edildi. Hasta grupta yaşamın ilk 72 saatinde ve 7-10 gün arasında olmak üzere iki kere yapılmış olan ekokardiyografi [M-mode, Pulse Wave (PW) Doppler, Doppler Tissue görüntüleme] sonuçları incelendi. Kontrol grubunda ise bir kere yapılmış olan ekokardiyografi (M-mode, PW Doppler, doku dopler görüntüleme) sonuçları incelendi. Bu çalışmada istatistiksel analizler NCSS (Number Cruncher Statistical System) 2007 Statistical Software (Utah, USA) paket programı ile yapılmıştır. Bulgular: Çalışmamızda Sarnat evrelemesine göre 10 (%50) hastamız Sarnat Evre 1; 8 (%40) hastamız Sarnat Evre 2; 2 (%10) hastamız Sarnat Evre 3 HİE olarak takip edildi. Çalışma grubunda Evre 1 HİE hastaların hipotermi almadığı, evre 2-3 HİE hastalarının hipotermi aldığı görüldü. Perinatal öyküye baktığımızda ise annede abortus öyküsü (%30), IUGR (%20), dekolman plasenta (%20) oranlarının diğerlerine göre daha fazla görüldüğü saptandı. Kan gazı parametresi tarandığında laktat değerinin ileri evre hastalarda daha yüksek görüldüğü saptandı. Diğer kan gazı parametrelerinde özellik saptanmadı. Sol ventrikül fonksiyonları değerlendirildiğinde sol ventrikül sistolik ve diyastolik fonksiyonlarının hasta grubunda sağlıklı gruba göre anlamlı olarak bozulmuş olduğu saptandı. Sistolik disfonksiyonu göstermede EF, KF parametreleri anlamlı değilken VK, VK time parametreleri değişim göstermiştir. Sağ ventrikül genel olarak değerlendirildiğine (MPİ, Pulmoner arter velositesi-zamanı, PW Doppler, TDI) hasta grupta sağlıklı gruba göre diyastolik fonksiyonların bozulduğu görülmüştür. Tedavi sonrası hipotermi almayan grupta sistolik ve diyastolik fonksiyonların iyileştiği gözlemlenmiştir. Bu evre 1 hastalarında verilen tedavinin küratif olduğunu göstermektedir. Ancak hipotermi alan grupta tedavi sonrası sistolik fonksiyonlarda değişim saptanmazken, diyastolik fonksiyonlarda daha da bozulma gözlemlenmiştir. Sağ ventrikülde etkilenmenin daha çok olduğunu göstermektedir. EKG verileri tarandığında orta ve ileri evre hastalarda iskemi görülme oranı yüksek saptandı. Aynı şekilde hastalarda ilk günlerde bakılan CK, cTnT, Pro- BNP değerlerinin yükseldiği, tedavi sonrasında düzeldiği saptanmıştır. Sonuç: Perinatal asfiksi hastalarında kardiyak etkilenme önemli bir risk faktörüdür. Çalışmamızda hastalara yapılan ekokardiyografik incelemede kalbin sistolik ve diyastolik fonksiyonunun bozulduğu; bunun EKG ve laboratuvar verileri ile korelasyon gösterdiği saptanmıştır. Tedavi sonrası bu parametrelerde düzelme görülürken 1. grupta tedavi sonrasında ise sağ ventrikül parametrelerinde bozulma gözlenmiştir. Sağ ventrikülün duvar kalınlığının sol ventriküle göre fazla olması nedeniyle sağ ventrikülün sol ventriküle oranla daha çok miyokardiyal strese maruz kaldığını göstermektedir. Anahtar kelimeler: Kardiyovasküler instabilite, Miyokardiyal hasar, Perinatal asfiksi, Ekokardiyografi, Tei indeksi, Hipoksik iskemik ensefalopati, Miyokardiyal performans indeksi, Doku doppler görüntüleme