Diyabetes mellitus ve prediyabette pankreatik steatozun yaygınlığı ve metabolik parametrelerle ilişkisi


Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2021

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: DİLARA BULUT GÖKTEN

Danışman: İhsan ATEŞ

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Diyabetes mellitus, insülin hormon sekresyonunun ve/veya insülin etkisinin eksikliğinin sonucu olarak ortaya çıkan kronik hiperglisemik bir metabolizma hastalığı olarak karşımıza çıkmaktadır. Son yıllarda diyabetes mellitusun sıklığında belirgin artış görülmektedir. Diyabetin pek çok çeşidi bulunmakta olup genel olarak etiyopatogenezde hem çevresel hem de genetik faktörler etkilidir. Prediyabet ise glukoz seviyelerinin normal olduğu dönem ile glukoz seviyelerinin tamamen bozulmuş olduğu diyabetik dönem arası geçiş evresi olarak kabul edilmektedir. Diyabetik hastalarda hem karaciğerde hem de pankreasta yağ birikiminin olduğu net olarak çalışmalarla ortaya konmuştur. Metabolik sendrom ve insülin direnci ile birlikte karaciğer yağlanması arasındaki ilişki üzerine pek çok çalışma literatürde mevcuttur. Ancak pankreatik steatoz ile metabolik sendrom, kan şekeri yüksekliği arasındaki ilişkiyi inceleyen çalışma sayısı oldukça azdır. Bu tez çalışmasında tip 2 diyabetes mellitus ve prediyabetteki pankreas yağlanmasının karşılaştırılmasını amaçladık. Karşılaştırma sonuçlarının metabolik parametrelerle olan ilişkisini ortaya koyduk. 2017-2020 yılları arasında Ankara Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi ve Ankara Şehir Hastanesi İç Hastalıkları Kliniği'ne başvuru yapan ve herhangi bir nedenle sistemde kontrastsız abdominal bilgisayarlı tomografisi mevcut olan kontrol, prediyabetik ve diyabetik toplam 314 hastayı çalışmaya dahil ettik. Prediyabetik grupta oral glukoz tolerans testi yapılmış hastaları çalışmaya aldık. Bu OGTT değerlerine göre prediyabetik grubu üç subgruba ayırdık: bozulmuş açlık glukozu olanlar, bozulmuş glukoz toleransı olanlar ve hem bozulmuş açlık glukozu hem de bozulmuş glukoz toleransı olan grup. Bu subgrupları kendi içinde analiz ettik. Organ yağlanmasına bakıldığı zaman diyabetik grupta kontrol grubuna göre tüm bölgelerde; prediyabetik gruba göre pankreas başı ve kuyruğunda anlamlı yağlanma artışı tespit ettik. Prediyabetik grup ile kontrol grubu kıyaslandığında ise pankreasın yine tüm bölgelerinde anlamlı yağlanma artışı olduğu görüldü. Pankreas yağlanmasının vücut kitle indeksi, HbA1c, açlık kan şekeri ve tokluk kan şekeri, ürik asit düzey yüksekliği ile anlamlı olarak pozitif ilişkisinin olabileceği görüldü. Alkol kullanımının pankreatik steatoz üzerine anlamlı etkisi görülmedi. Çalışmada HDL düzeyinin artışı ile pankreas yağlanmasının anlamlı olarak negatif korelasyon gösterdiği tespit edildi. HDL düzeyi ile pankreatik steatoz arasında ters ilişki saptandı. Prediyabetik grup içerisinde hem bozulmuş açlık glukozu hem bozulmuş glukoz toleransı olan grubun diğer iki alt gruba göre metabolik parametreler açısından (hem kan şekerleri hem de HbA1c yüksekliği görülmesi nedenli) diyabete progresyon riskinin en yüksek olduğu saptandı. Ayrıca bu grupta diyabetin komplikasyonu olan nefropatiyi düşündüren GFR düşüklüğü, üre ve kreatinin yüksekliği görüldü. Sonuç olarak bu çalışmamızda pankreas yağlanmasının prediyabetik evrede de var olduğu saptandı. Pankreatik steatoz ile HDL, kan şeker düzeyleri, HbA1c, hiperürisemi ve vücut kitle indeksi arasında ilişki saptandı. İstatistiksel analiz yöntemleri ile anlamlı sonuç elde edildi. Diyabetes mellitus ile prediyabetik hastalar kıyaslandığında, diyabetes mellitus olan grupta global bir pankreatik steatoz gözlendi. Prediyabetten diyabetes mellitusa geçişte rol alan patofizyolojik mekanizmalarda, pankreatik steatozun da inflamasyon ile ilişkili olabileceği düşünüldü. Bu nedenle diyabetes mellitustaki bu patolojik süreçte pankreatik steatozun da progresyon ve prognoza katkısı olabilir.