Hastane çalışanlarının COVID-19 öyküleri ile sosyodemografik özellikleri, aile öyküleri ve kişisel hijyen önlemleri arasındaki ilişkinin araştırılması
Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, İSTANBUL SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, DAHİLİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2023
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: RABİA SENA KOÇ
Danışman: Zuhal Aydan SAĞLAM
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Amaç: Bugün itibarı ile, COVİD-19 bulaşı açısından yüksek risk grubunda olan sağlık çalışanlarının COVID-19 olma oranları ile ilgili çok az sayıda bildiri yayınlanmış olup, bu oranın belirtilen sayıdan daha fazla olduğu düşünülmektedir. Sağlık çalışanlarının hastalık hakkında yetersiz bilgi sahibi olmaları ve korunma için gerekli kişisel koruyucu kullanmamaları enfeksiyonun hızla yayılmasına neden olabileceği düşünülmektedir. Çalışmamızda COVİD-19 öyküleri ile sosyodemografik özellikleri, aile öyküsü ve kişisel hijyen önlemleri ve koruyucu ekipman kullanım sıklıkları arasındaki ilişkiyi araştırmak istedik. Gereç ve Yöntem: 01.03.2020-01.06.2022 tarihleri arasında İstanbul Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde pandemi döneminde servislerde, polikliniklerinde ve acil serviste görev almış dahil etme kriterlerini karşılayan COVİD-19 geçirmiş 80 kişi ile aynı koşullarda çalışmış COVİD-19 geçirmemiş olan 81 kişi yaş, cinsiyet, boy, kilo, medeni durumu, aynı ev içi yaşadığı 12 yaş altı veya 65 yaş üstü kişi varlığı meslek, sigara kullanımı, alkol kullanımı, ek kronik hastalık varlığı, ailede kronik hastalık varlığı ve COVİD-19 geçirme öyküleri, bağışıklama oranları, kişisel koruyucu ekipman kullanım sıklığı, hijyen önlemleri ve COVİD-19/PCR verme sayıları ve test sonuçları açısından sorgulanmıştır. Tüm veriler iki grup arasında karşılaştırılmış, SPSS 28.0 programı kullanılarak istatistiksel analizi yapılmıştır. P<0.05 olan sonuçlar istatistiksel olarak anlamlı kabul edilmiştir. Bulgular: Çalışmamıza katılan sağlık personellerinin (n=161); Kadın/Erkek(n)= 100/61; ort.yaş=29,8±6,4 yıl; ort.BMİ= 23,6±3,9 kg/m2 idi. Katılımcıların %49,7'sini doktorlar, %31,7'sini hemşireler oluşturmaktaydı. %61.5'u bekardı ve %74,5'inin aynı ev içi yaşadığı 12 yaş altı veya 65 yaş üstü kişi bulunmamaktaydı. %11,8'inin kendisinde, %64.4'ünün ise ailelerinde en az bir kronik hastalık vardı. Büyük çoğunluk sigara ve alkol kullanmamakta ve düzenli egzersiz yapmamakta, takviye edici gıda ve ilaç kullanmamakta ve sağlıklı beslenmeye dikkat etmemekteydi. Katılımcıların %94,4'ü COVİD-19 aşısı olmuş ve tamamı en az bir kez COVİD-19/PCR örneği vermişti. %71,4'ü COVİD-19 tanılı hastaların tedavi veya vii bakımlarından doğrudan görev almış, %50,9'u ev içi temasına maruz kalmamıştı. Katılımcıların birinci derece yakınları büyük oranla COVİD-19'a yakalanmış ancak hastane yatışı gerekliliği ve ölüm sayıca azdı. Maske ve eldiven kullanma, tek kullanımlık önlük, tulum ve siperlik kullanmama oranları yüksekti. Her temas sonrası el yıkama oranı %59, hastaneden eve gelince direkt duşa girme oranı % 37,3, eve gelince telefon, çanta, cüzdan dezenfekte etme %18,6, kıyafetleri hemen yıkama %29,8, sosyal mesafe kurallarına dikkat etme oranı %25,5'ti. COVİD-19 olmayan grupta doktor olanların oranı anlamlı olarak daha yüksekti. Her iki grup arasında; demografik özellikler, sigara kullanımı, düzenli ilaç kullanımı, katılımcının kendinde ve ailesinde kronik hastalık varlığı, beslenme ve egzersiz alışkanlıkları, bağışıklama durumları , COVİD-19 tanılı hastanın tedavi ve bakımında doğrudan yer alıp almamaları, maske, tek kullanımlık önlük, siperlik kullanımı ve hijyen önlemleri açısından anlamlı farklılık saptanmamıştır. COVİD-19 olan grupta, hemşirelerin sayısı, COVİD-19/PCR testi verme sayısı, ev içi COVİD-19 temasına maruziyet ve birinci derece akrabaların COVİD-19'a yakalanma ve her zaman eldiven kullananların oranı anlamlı olarak daha yüksek bulundu. Sonuç: Hemşire olmak, ev içi COVİD-19 temasına maruziyet, birinci derecede akrabalarda COVİD-19 pozitifliği, her zaman eldiven kullanmak ve verilen COVİD 19/PCR numune sayısının fazlalığı COVİD-19 pozitifliğiyle ilişkili faktörler arasında olabileceği saptanmıştır. Sebep olabilecek diğer nedenleri saptamak için daha fazla sayıda örneklemden oluşan prospektif çalışmalara ihtiyaç vardır.