İmmünglobulin A nefropatili hastalarda prognostik faktörler ve tedavi yaklaşımları: Tek merkez deneyimi


Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, ANKARA DIŞKAPI YILDIRIM BEYAZIT SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, DAHİLİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2021

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: SERDAR GÖK

Danışman: Ebru GÖK OĞUZ

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

AMAÇ: IgA nefropati, dünya çapında en sık görülen primer glomerülonefrittir ve SDBY'nin en yaygın nedenleri arasındadır. Hastalıkla ilgili güçlü bir prognostik risk skorlama sistemine ve etkili tedavi seçeneklerine ihtiyaç vardır. Çalışmamızda, kliniğimizde takipli primer IgA nefropati hastalarının demografik yapıları, ek hastalıkları, laboratuvar, biyopsi ve tedavi sonuçları hakkındaki verilerimizi sunarak ülkemizdeki IgA nefropatiye genel bir bakış sağlamayı, literatürle benzer ve farklı yönlerini göstermeyi, yeni prognostik faktör ve tedavi yaklaşımları önermeyi amaçladık. GEREÇ VE YÖNTEM: Çalışma nefroloji kliniğimizde 1 Ocak 1998 – 1 Ekim 2020 yılları arasında en az 1 yıl takipli ve böbrek biyopsi sonucu primer IgA nefropati saptanan 91 hasta alınarak retrospektif olarak gerçekleştirildi. BULGULAR: Hastaların yaş ortalaması 47 (±12.7), erkek hasta sayısı 58 (%63,7) idi. Tanı anında hastaların 62'sinde (%68,1) hematüri ve 47'sinde (%51,6) HT mevcuttu. Hastalar ortalama 42 (±36,4) ay boyunca takip edildi. Sonlanım noktalarımız; remisyon, ≥1 gr/gün ve <1 gr/gün proteinüri, ≥60 mL/dk/1,73 m² ve <60 mL/dk/1,73 m² tGFH ve SDBY idi. 12. ay parsiyel ve tam remisyon oranları sırasıyla %58,2 ve %29,7 idi. 12. ay remisyona girmeyen grupta giren gruba göre; tanı anı sistolik ve diastolik kan basıncı, glukoz, üre, proteinüri ve TA/İF skoru daha yüksek, tGFH, total protein ve albümin daha düşüktü ve fark anlamlıydı (p<0,001, p=0,001, p=0,027, p=0,018, p<0,001, p=0,015, p=0,046, p=0,017, p=0,026). 12. ay proteinürisi ≥1 gr/gün olan grupta, <1 gr/gün olan gruba göre; tanı anı sistolik ve diastolik kan basıncı, trigliserit, skleroz oranı, TA/İF skoru, anti C4c antikor negatifliği ve anti IgM antikor pozitifliği anlamlı olarak daha yüksekti (p<0,001, p<0,001, p=0,038, p=0,003, p=0,016, p=0,030, p=0,008). 12. ay tGFH <60 mL/dk/1,73 m² olan grupta, ≥60 mL/dk/1,73 m² olan gruba göre; tanı anı sistolik ve diastolik kan basıncı, üre, kreatinin, ürik asit, potasyum, fosfor, skleroz oranı, TA/İF skoru ve anti IgM antikor pozitifliği daha yüksek, hastalık süresi, tGFH ve Hgb daha düşüktü ve fark anlamlıydı (p=0,025, p=0,030, p<0,001, p=0,002, p=0,005, p=0,001, p=0,039, p<0,001, p=0,006, p=0,018, p=0,022, p<0,001, p=0,003). Çalışmamızda 1, 3 ve 5 yıllık renal sağ kalım oranları sırası ile %97,9, %94,6 ve %89,1 idi. Renal sağ kalım açısından bakıldığında; tanı anı üre, fosfor, skleroz oranı ve TA/İF skoru yüksekliğinin, tGFH, total protein, albümin ve Hgb düşüklüğünün SDBY'ye kadar geçen ortalama süreyi anlamlı bir şekilde kısalttığı bulundu (p=0,016, p<0,001, p=0,040, p=0,013, p<0,001, p=0,016, p=0,007, p=0,035). Steroide dirençli, MMF tedavisi almış 5 hastanın takip süreleri sonunda %20'si tam, %80'i parsiyel remisyonda idi. Kombine immünsupresif tedavi almış kresentik IgA nefropatili 4 hastanın ise %75'i tam, %25'i parsiyel remisyonda idi. SONUÇ: Çalışmamızda, IgA nefropatide tanı anında hastaların çoğunluğunda hematüri ve hipertansiyon olduğunu, 2:1 oranında erkeklerde daha yaygın görüldüğünü, yılda yaklaşık %2'sinin SDBY'ye gittiğini, son yıllarda ülkemizde sayısının hızla artarak primer glomerülonefritler arasında ilk sıralarda yer aldığını saptadık. Literatürden farklı olarak tanı yaşının yüksek olduğunu bulduk. Tanı anı artmış sistolik ve diastolik kan basıncı, azalmış tGFH, artmış proteinüri, yüksek serum üre, kreatinin, glukoz, fosfor ve potasyum değerleri, düşük serum total protein ve albümin seviyeleri, anemi, hipertrigliseridemi, hiperürisemi, biyopside yüksek skleroz oranı ve artmış TA/İF skoru, biyopside anti C4c antikor negatifliği ve anti IgM antikor pozitifliğinin IgA nefropatide kötüye gidiş ile ilişkili prognostik faktörler olduğunu bulduk ve yeni risk skorlamalarında kullanılabileceklerini düşündük. KDIGO kılavuzundan farklı olarak MMF verdiğimiz steroid dirençli grupta remisyon oranlarının yüksek olduğunu, prognozda iyileşme sağladığını ve ciddi bir yan etki gelişmediğini gördük. Steroid dirençli veya yan etki nedenli steroid verilemeyen hastalarda MMF tedavisinin yeni bir tedavi seçeneği olarak kullanılabileceğini düşündük. Ayrıca başlangıçta siklofosfamid ve steroid, idamede azatiyopirin verdiğimiz kresentik IgA nefropatili hastalarda takip süresi boyunca SDBY gelişmediğini, prognozda iyileşme ve proteinüride ciddi azalmalar olduğunu saptadık. Kliniğimizde bu üçlü tedavi kombinasyonu ile kresentik IgA nefropatili hastalarda yüksek başarı oranı elde ettik.