Plantar fasiit olgularında açık plantar fasya gevşetme ve medial gastrokinemius kası gevşetmesinin sonuçlarının karşılaştırılması


Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, İSTANBUL HAYDARPAŞA NUMUNE SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, CERRAHİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2024

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: SEMİH HATİPOĞLU

Danışman: Hakan Serhat YANIK

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Amaç: Plantar fasiitis (PF), plantar fasyanın kalkaneus kemiğine tutunduğu bölgede, tekrarlayan travmalar sonucunda ortaya çıkan dejeneratif bir sendromdur. Hastalığın erken döneminde düşük şiddette bir inflamasyon görülür. Bu inflamasyon, zamanla plantar fasyada dejeneratif süreçleri tetikleyerek fasya yapısında elastisite kaybına yol açar. Elastisitenin azalmasıyla birlikte fasya üzerindeki traksiyon kuvvetleri ve tutunma noktasındaki mekanik yükler artar. Tekrarlayan mikrotravmalar, özellikle plantar fasyanın merkezi bandının kalkaneusa tutunma yerinde traksiyon periostite ve mikro yırtıkların oluşumuna neden olabilir. Uygun konservatif tedavi ile hastaların %90'ı ilk altı ay içinde semptomlarda iyileşme yaşamaktadır. Ancak, konservatif tedaviye yanıt vermeyen %10'luk bir kesimde cerrahi müdahale gerekebilir. Bu klinik tablo, dirençli plantar fasiit (DPF) olarak adlandırılır. Çalışmadaki amacımız en az altı aylık konservatif tedaviye rağmen iyileşme göstermeyen ve cerrahi tedavi uygulanan DPF hastalarında Açık Plantar Fasya Gevşetme (APFG) hastalar ile Medial Gastrokinemius Gevşetme (MGG) uygulanan hastaların erken ve orta dönem klinik sonuçlarının karşılaştırılarak prospektif analiz edilmesidir. Hastalar ve Yöntem: Haydarpaşa Numune Hastanesi 'Ortopedi ve Travmatoloji' polikliniğine başvuran PF tanısı ile en az altı ay konservatif tedaviye yanıt vermeyen ve cerrahi tedavi yapılan hastalar; APFG yapılan ve MGG yapılanlar olmak üzere iki gruba ayırıldı. APFG yapılan grupta 2 erkek, 13 kadın hasta olmak üzere 15 hasta; MGG uygulanan grupta ise 6 erkek 9 kadın olmak üzere 15 hasta; toplamda 30 hasta çalışmaya dahil edildi. Hastaların ameliyat öncesi, ameliyat sonrası 3. ve 6. ayda VAS skorları, AOFAS skorları, FFI skorları ve Likert memnuniyet ölçeği ile işe dönüş süreleri ve komplikasyonlar prospektif olarak analiz edildi. Bulgular: Hastaların yaş ortalaması 47,6±8,87 idi. Çalışmada 15 hasta sağ tarafından, geri kalan hastalar ise sol taraftan ameliyat edilmiştir. İki grup arasında yaş, cinsiyet, taraf açısından istatistiksel olarak anlamlı farklılık saptanmadı. Tüm hastalarda ameliyat öncesi VAS skoru 8.67±1.18 olarak bulunmuştur. Ameliyat sonrası 3. ay VAS skoru 3.73±2.43 iken ameliyat sonrası 6. ay VAS skoru 3.50±2.24 olarak bulunmuştur. Tüm hastalarda ameliyat sonrası dönemde ağrı düzeyinde istatistiksel olarak anlamlı bir azalma sağlandığı görülmüştür (p 0.001). Tüm hastalarda ameliyat öncesi AOFAS skoru 52.17±12.49 olarak bulunmuştur. Ameliyat Sonrası 3. ay AOFAS skoru 82.90±13.17 iken ameliyat sonrası 6. ay AOFAS skoru 85.43±8.83 olarak bulunmuştur. Tüm hastalar için ameliyat sonrası dönemlerde AOFAS skorlarındaki artış istatistiksel olarak anlamlıdır (p 0.001). Tüm hastalar, ameliyat öncesi FFI skoru 42.07±5.15 olarak bulunmuştur. Ameliyat sonrası 3. ay FFI skoru 20.03±11.23 iken ameliyat sonrası 6. ay FFI skoru 17.57±11.91 olarak bulunmuştur. Tüm hastalarada ameliyat öncesi ve sonrası dönemlerde FFI skorlarındaki değişim istatistiksel olarak anlamlıdır (p 0.005). APFG yönteminde hasta memnuniyetinin ortalaması 2,13, MGG yönteminde ise 1,80 olarak hesaplanmıştır. APFG grubunun ortalaması daha yüksek olsa da, bu fark istatistiksel olarak anlamlı değildir (p>0,05). APFG grubunda ortalama işe dönüş süresi 36.8±20.91 gün, MGG grubunda ortalama işe dönüş süresi 21.47±6.30 gün olarak bulunmuştur. İki grup arasında işe dönüş süreleri açısından istatistiksel olarak anlamlı bir fark olduğunu göstermektedir (p < 0.05 ) Sonuç: MGG ve APFG, DPF cerrahi tedavisinde etkili ve güvenli cerrahi yöntemler olarak değerlendirilmiştir. Her iki cerrahi tedavi yönteminde de ameliyat öncesine göre klinik skorlarda ağrı ve işlev açısından belirgin iyileşmeler elde edilmiştir. Bu parametreler açısından iki yöntem arasında bir üstünlük bulunmamış olup, her iki yöntem de hastanın beklentileri ve cerrahın tercihine göre uygulanabilir. Çalışmamızın cerrahi tedavi planlanan hastalara klinik uygulama açısından MGG yönteminde ameliyat süresi daha kısa ve ameliyat sonrası erken dönemde analjezik ihtiyacı daha az olması nedeniyle APFG ye göre daha avantajlı bir seçenek olarak görülmektedir. MGG, APFG' ye göre işe dönüş süresini anlamlı ölçüde kısaltmıştır. İşe dönüş süresini kısaltmak ve işgücü kaybını engellemek için MGG yönteminin daha avantajlı bir seçenek olabileceğini göstermektedir Anahtar Kelimeler: Açık Plantar Fasya Gevşetme, Medial Gastrokinemius Gevşetme, Cerrahi tedavi, topuk ağrısı, Plantar Fasiit