Term düşük doğum ağırlıklı doğan yenidoğanlarda erken neonatal prognoz
Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, İSTANBUL KARTAL DR. LÜTFİ KIRDAR ŞEHİR SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, DAHİLİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2023
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: AYDAN ÇAĞLAR
Danışman: Fatma NARTER
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Giriş ve Amaç: Normal fetal büyüme; fetüs, plasenta ve maternal ünitelerin birlikte etkileşimine bağlıdır ve genetik, hormonlar, büyüme faktörleri, beslenme ile birlikte anneye ait birçok faktör tarafından kontrol edilmektedir. Doğum ağırlığının 2500 gramın altında olması düşük doğum ağırlığı olarak tanımlanmıştır. Düşük doğum ağırlığı ile dünyaya gelen yenidoğanların sayısındaki artış nedeniyle düşük doğum ağırlığına bağlı morbiditelerde de artış olması beklenmektedir. Düşük doğum ağırlıklı bebeklerin sorunlarının bilinmesi, bu bebeklerin izlemini kolaylaştıracağı, mortalite ve morbiditeyi düşüreceği için bu araştırmada term olarak düşük doğum ağırlığı ile doğan yenidoğanların erken neonatal morbidite ve mortalitelerinin saptanarak prognozlarının gösterilmesi planlandı. Gereç ve Yöntem: Çalışmamızda; Sağlık Bilimleri Üniversitesi Hamidiye Uluslararası Tıp Fakültesi Kartal Dr. Lütfi Kırdar Şehir Hastanesi'nde 1 Ocak 2019 ile 30 Haziran 2023 tarihleri arasında doğan, 37 gestasyon haftası ve üzerindeki bebeklerden; doğum ağırlığı 2500 gram altı yenidoğanlar çalışma grubuna, doğum ağırlığı 2500 gram üzeri olan yenidoğanlar ise kontrol grubuna alındı. Her iki grupta da çalışmaya alınan bebeklerin düşük doğum ağırlığı ile ilişkili olabilecek prenatal, natal ve postnatal özellikleri ile gelişen morbiditeleri incelendi. Bu çalışmada istatistiksel analizler NCSS (Number Cruncher Statistical System) 2007 Statistical Software (Utah, USA) paket programı ile yapıldı ve p<0,05 olması anlamlı kabul edildi. Bulgular: Düşük doğum ağırlıklı term bebeklerden oluşan çalışma grubumuzdakilerin %70,4'ü kız, kontrol grubunun ise %44,5'i kız bebekti. Çalışma grubunda kız cinsiyet kontrol grubundan daha yüksek bulundu (p<0,05). Çalışma grubumuzdaki annelerde gestasyonel hipertansiyon ve preeklampsi daha fazla görüldü (p<0,05). Çoğul gebelik, oligohidroamniyoz ve fetal distres düşük doğum ağırlıklı bebeklerden oluşan grupta daha çok görüldü (p<0,05). Çalışma grubundaki bebeklerin %56,6'sının, kontrol grubundakilerin ise %11,5'inin yenidoğan yoğun bakım ünitesine yattığı görüldü ve düşük doğum ağırlıklı bebeklerden oluşan grubun yatış oranı anlamlı derecede yüksek bulundu (p<0,05). Yatışları süresince karşılaştıkları sorunlar arasından yenidoğanın geçici takipnesi, beslenme problemleri, doğumda mekonyumlu amniyotik sıvı varlığı, fototerapi gerektiren hiperbilirubinemi ve intrauterin büyüme kısıtlılığı çalışma grubumuzda daha yüksek bulundu (p<0,05) ve yatışı yapılan olgular içerisinde çalışma grubumuzda doğumda mekonyumlu amniyotik sıvı varlığının 4,5 kat fazla olduğu saptandı. Solunum desteği açısından düşük doğum ağırlıklı bebeklerin non invaziv mekanik ventilasyon ve küvöz içi oksijen desteği ihtiyacı ve süreleri daha yüksek bulundu (p<0,05). Çalışma grubumuzun trombosit ortalamaları daha düşük saptandı (p<0,05). Sonuç: Sonuç olarak term olarak doğan düşük doğum ağırlıklı bebeklerin, normal doğum ağırlığındaki bebeklere göre yaşamlarında daha fazla problemle karşılaştığı saptandı. Düşük doğum ağırlıklı bebeklerin sorunlarının bilinmesi bu bebeklerin izlemini kolaylaştırmakla birlikte mortalite ve morbidite oranlarını da azaltacaktır. Anneye ait faktörlerin de bebeklerin doğum ağırlıkları ile anlamlı bir ilişkisi olduğu görüldü. Anneye ait risk faktörlerinin önceden belirlenip engellenmesi, düşük doğum ağırlıklı bebek oranının azaltılmasında ve bu sayede düşük doğum ağırlığına bağlı morbiditelerin de azalmasında etkili olacaktır.