Pron pozisyonda omurga cerrahisi uygulanan hastalarda pozisyon değişimi sonrası gelişen hipotansiyon için öngörülen faktörlerin araştırılması


Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, BURSA YÜKSEK İHTİSAS SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, CERRAHİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2022

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: SELİM CAN YIRTIMCI

Danışman: Şeyda Efsun ÖZGÜNAY

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Amaç: Omurga cerrahisi geçiren hastalarda, supin pozisyondan pron pozisyona döndükten sonra hipotansiyon gelişebilmektedir. İntraoperatif hipotansiyonun kısa süreli olsa bile postoperatif omurilik iskemisi ve görme kaybı gibi ciddi komplikasyonlarla ilişkili olduğu gösterilmiştir. Amacımız bu hasta grubunda pozisyon değişikliği ile ilişkili hipotansiyon gelişimindeki risk faktörlerini ortaya koymaktır. Gereç ve Yöntem: Prospektif, gözlemsel çalışmamıza 01.11.2020 – 01.07.2021 tarihleri arasında, 18 yaş üstü, genel anestezi altında pron pozisyonda omurga cerrahisi geçirecek, 103 hasta dahil edildi. Hastaların detaylı tıbbi özgeçmişi ve kullandığı ilaçlar kayıt altına alındı. Ameliyathane odasına alınan hastalara perioperatif dönem boyunca rutin monitörizasyon ve arteriyel kanülasyonundan sonra PPV monitörizasyonu uygulandı. Pron pozisyona döndükten sonra arteriyel monitörizasyonda OAB 55 mmHg'nin altında olan veya preoperatif ölçülen OAB'ye göre kan basıncı yüzde 20'den fazla düşen hastalar hipotansif grup (Grup H, 50 hasta), geri kalan hastalar normotansif grup (Grup N, 53 hasta) olmak üzere iki gruba ayrıldı. İki grup arasında hastaların demografik verileri, komorbidite sıklıkları, kullandığı antihipertansif ilaçlar ve çeşitleri, perioperatif PPV değerleri, ejeksiyon fraksiyon oranları, akciğer kompliyansları ve hava yolu basınç değerleri karşılaştırıldı. Bulgular: Grup H'de komorbidite varlığı oranı, hipertansiyon tanısının olması, düzenli beta-blokör ilaç sınıfından bir ajan kullanılması, indüksiyon öncesi PPV değerinin yüksek olması istatistiksel anlamlı olarak daha yüksek bulundu. Ayrıca Grup H'de yaş ortalaması daha yüksek, sigara kullanım oranı daha düşüktü. Diğer demografik verilerde anlamlı farklılık tespit edilmedi. Ejeksiyon fraksiyon oranı Grup H'de anlamlı olarak daha düşük saptandı. ACEi+ARB kullanım oranı Grup H'de daha yüksek olsa da istatistiksel olarak anlamlı değildi. Akciğer kompliyansı, tepe inspirasyon basıncı, plato basıncı, akciğer sürücü basıncı arasında iki grup arasında fark tespit edilmedi. Operasyon başlangıç anındaki hemoglobin değerleri, laktat seviyeleri, bazal GFR düzeyleri bakımından anlamlı farklılık saptanmadı. Sonuç: Genel anestezi indüksiyonuna bağlı gelişen hipotansiyondan bağımsız olarak, pron pozisyona dönecek olan vertebral cerrahi geçiren hastalarda PPV değerinin yüksek olması, hipertansiyon tanısının olması, beta-blokör ajan kullanımı pozisyon değişikliği sonrası hipotansiyon gelişmesinin sebepleri arasında sayılabilir.