COVİD-19 ilişkili multisistem inflamatuvar sendrom (MIS-C) tanısı almış çocuk olguların geriye dönük kardiyak bulgularının değerlendirilmesi
Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, ANTALYA SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, DAHİLİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2025
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: FATMA KARA
Danışman: Abdullah KOCABAŞ
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Amaç: Bu çalışmada COVID-19 ilişkili Multisistemik inflamatuar yanıt sendromu (MIS-C) tanısı ile hastaneye yatış ihtiyacı olan çocuk hastaların sosyodemografik verileri, klinik özellikleri, laboratuvar bulguları, tedavi yaklaşımları, hastanede yatış süreleri, başvurudaki kardiyak bulguları ve uzun dönemde yapılan ekokardiyografi bulgularındaki değişikliklerin gösterilmesi, laboratuvar bulguları ile EKO bulguları arasındaki ilişkinin araştırılması amaçlanmıştır. Gereç ve Yöntem: Retrospektif olarak tasarlanan bu çalışmaya Ocak 2021 –Nisan 2022 tarihleri arasında Antalya Eğitim ve Araştırma Hastanesi Çocuk Acil Servis, Çocuk Enfeksiyon Hastalıkları polikliniklerine halsizlik, uzamış ateş, lenfadenopati, ödem, karın ağrısı, kusma, ishal, döküntü, gözlerde kızarıklık, çilek dili görünümü, baş ağrısı, uykuya meyil, solunum sıkıntısı, boğaz ağrısı, kas ağrısı şikayetleri ile başvuran ve yatırılarak tedavi edilen 1 ay-18 yaş arası 56 MIS-C hastası dahil edilmiştir. Çalışmaya dahil edilen hastaların sosyodemografik verileri, tıbbi hikayeleri, klinik özellikleri, laboratuvar, radyoloji ve ekokardiyografi bulguları ve uzun dönem takiplerindeki ekokardiyografi bulguları (başvuruda, 3-5. gün, 7-10. gün, 1. ay, 3. ay, 6. ay, 9. ay ve 12. ay) ile aldıkları tedaviler kaydedildi. Hastalar serviste yatanlar ve yoğun bakımda yatan hastalar olarak iki gruba ayrıldı. Gruplar arasında parametrelerin karşılaştırması yapıldı. Hasta verileri, hasta dosyaları ve hastane veri tabanı sistemi üzerinden toplandı. Bulgular: Olguların 18'i kız (%32.1), 38'i erkekti (%67.9). Olguların yaş ortalaması 8.5±4.0 yıl idi. Olguların 21'i (%37.5) yoğun bakımda izlenirken 35'i (%62.5) serviste takip edildi. Hastaların yatış süreleri incelendiğinde servis yatışının ortalama 6.7±2.4 gün olduğu, yoğun bakım yatış süresinin ortalama 3.8±1.6 gün olduğu, izlem süresinin ise ortalama 7.1±4.2 ay olduğu görüldü. Klinik bulgular incelendiğinde ise hastaların hepsinde ateş gözlemlenmiştir. Halsizlik, karın ağrısı, kusma, döküntü, çilek dili ve konjonktivit en sık görülen bulgulardı. Olguların hepsinin COVID-19 PCR testi negatif sonuçlanmıştır. Olguların %83.9'unun başvurudaki EKG'sinin normal olduğu %10,7'sinde ise sinüs taşikardisi (n=6) olduğu gözlemlendi. Hem servis (n=35) hem yoğun bakımda (n=21) yatan hastalarda CRP, ESH, prokalsitonin, IL-6 yüksekliği, ferritin artışı görüldü. Trombosit sayısı düzeyinin yoğun bakımda yatan hastalarda serviste yatan hastalara göre daha düşük olduğu görüldü. Yoğun bakımda yatan hastaların BNP düzeyleri ortalaması serviste yatan hastalara göre daha yüksek görüldü. Yoğun bakımda yatan hastaların tansiyon değerleri serviste yatan hastalara göre daha düşük görüldü. Hastalardan nörolojik bulgusu olanların (letarji, konfüzyon, baş ağrısı) daha çok yoğun bakımda takip edildiği görüldü. Hastaların EKO bulguları incelendiğinde EF düzeyleri ortalama %60.6 olduğu görüldü. Hastaların %7.1'inde EF %45 ve altında, %17.9'unda EF %46-54, %19.6'sında EF %55-59 ve %55.4'ünde EF %60 ve üzeri idi. Ekokardiyografide görülen en sık kardiyovasküler bulgu sol ventrikül sistolik disfonksiyonu ve kapak yetmezliğiydi. Diğer bulgular ise koroner arterlerde perivasküler ekojenite artışı ve tapering kaybı/ ektazi ve perikardiyal efüzyondur. Bu tutulumların beraber görülebildiği de yapılan ekokardiyografilerde gösterildi. Hastalardan %45 ve altında EF gösterenlerin %75'inin yoğun bakımda takip edildiği gözlemlenmiştir. Hastaların takibinde 1. aydaki EKO bulguları incelendiğinde %12.5 hastada tutulum görülürken bir yılın sonunda hastaların %1.8'inde (n=1) kardiyak tutulum mevcuttu. Böylelikle kardiyak etkilenmenin azalarak normale döndüğü gözlemlenmiştir. Hastalara uygulanan tedavi türü incelendiğinde bir kişi hariç 55 hastaya tedavi verildiği, bunun %94.6'sına IVIG tedavisi verildiği, %64.3'üne pulse steroid tedavisi verildiği, %96.4'üne steroid tedavisi verildiği, %92.9'una DMAH tedavisi verildiği, %71.4'üne aspirin tedavisi verildiği, %30.4'üne ise inotrop tedavisi verildiği gözlemlenmiştir. İnotrop desteği alan hastaların EF'si almayanlara göre daha düşük bulunmuştur. Sonuç: MIS-C tanısı alan hastaların kardiyak tutulumu geniş bir yelpazeye sahip olmakla beraber ventrikül disfonksiyonu, kapak yetmezliği, miyokardit, perikardit/perikardiyal effüzyon, koroner arter dilatasyonu/anevrizması, aritmi, elektriksel iletim anormallikleri, tromboembolik komplikasyonlar ve pankardit, kalp yetmezliği ve şok olarak karşımıza çıkabilir. EKG ve ekokardiyografide saptanan kardiyak tutulum hastalığın şiddeti, morbidite ve mortalitesi hakkında fikir verebilir. Erken tanı ve etkin tedavi kardiyak tutuluma bağlı gelişebilecek komplikasyonları azaltacaktır. Çalışmamızda elde ettiğimiz sonuçların MIS-C'nin farkındalığını ve klinik, tanı ve tedavi özellikleri açısından bilinirliğini artırarak klinisyenlere katkı sağlayacağını düşünüyoruz. Anahtar kelimeler: MIS-C, elektrokardiyografi, ekokardiyografi, kardiyak tutulum