COVİD-19 pandemi yoğun bakımında hipotermi gelişme sıklığı ve klinik seyir ile ilişkisinin değerlendirilmesi


Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, ANKARA ATATÜRK GÖĞÜS HASTALIKLARI VE GÖĞÜS CERRAHİSİ SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, CERRAHİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2022

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: MERVE KARAŞAHİN

Danışman: Esra ÖZAYAR

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Amaç: COVID-19 asemptomatik ya da hafif semptomlarla prezente olabileceği gibi; sepsis, septik şok, ARDS, MODS gibi ağır klinik tablolara da neden olabilir. COVID-19' un neden olduğu ağır klinik tablolarda hastalara uygun tedavinin verilebilmesi ve takibinin yapılabilmesi için yoğun bakım şartları gerekmektedir. Yoğun bakımda, etiyolojinin COVID-19 olmadığı septik hastalarda gelişen hipoterminin kötü prognoz göstergesi olduğu önceden yapılan çalışmalar sonucunda bilinmektedir. Yapmış olduğumuz bu çalışmada, yoğun bakımda takip edilen ve COVID-19 tanısı alan hastalarda hipoterminin gelişme insidansını ve klinik seyir ile olan ilişkisini değerlendirmeyi amaçladık. Gereç ve Yöntem: 1 Nisan 2020 – 15 Eylül 2020 tarihleri arasında Ankara Keçiören Eğitim ve Araştırma Hastanesi Anesteziyoloji ve Reanimasyon Kliniği Covid Yoğun Bakımında PCR + COVID-19 tanısı ile takip edilen hastaların dosyaları taranmış, hastaların demografik bilgileri (yaş, cinsiyet, yandaş hastalık) kaydedilmiştir. Hastaların dosyalarından vücut sıcaklığı izlemleri taranarak takiplerinde en az bir kez <36°C vücut sıcaklığı ölçümü olan hastalar hipotermik olarak değerlendirilmiştir. Vücut sıcaklığı ölçümlerinin sonucuna göre hastalar hipotermi gelişenler ve hipotermi gelişmeyenler olarak iki gruba ayrılmıştır. Hastaların yoğun bakıma giriş APACHE Ⅱ skorları, ilk gün ve son gün hesaplanan SOFA skorları, yoğun bakımda takip edildikleri gün sayısı, mekanik ventilatöre bağlı kaldıkları gün sayısı, takipleri boyunca günlük bakılan WBC, lenfosit sayısı, ferritin, D-dimer, LDH, CRP, prokalsitonin düzeyleri, hastaların sonlanımı (exitus ya da servis taburculuğu), hipotermik olanların hipotermik oldukları gün ve saat sayısı, hipotermiden kaç gün sonra yoğun bakımdan çıktıkları ya da exitus kabul edildikleri kaydedilmiştir. Bulgular: Çalışmamıza toplam 68 hasta dahil edilmiştir. Hipotermi gelişen hasta sayısı 37 olup hipotermik olmayan hasta sayısı 31' dir. Çalışmadaki 56 (%82,35) hastanın en az bir tane komorbiditesi mevcut olup en sık karşılaşılan komorbidite hipertansiyondur. 46 (%67,65) hasta entübe olarak takip edilmiş, 37 (%54,41) hasta ex olmuştur. 37 hastalık hipotermi grubunun mortalite oranı (%67,57, p=0,017) ve entübe olma oranı (%86,49, p<0,001) yüksektir ve hipotermi gelişmeyen hasta grubu ile karşılaştırıldığında anlamlı istatistiksel fark mevcuttur. Hipotermi gelişen hastaların yoğun bakımda kalma sürelerinin (ortalama 24 gün, p<0,001) ve entübe kaldıkları sürenin (ortalama 19,5 gün, p=0,005) diğer gruba göre fazla olduğu tespit edilmiştir. Her iki grubun laboratuvar değerleri ve SOFA skorları karşılaştırıldığında ise ilk gün lökosit (p=0,044), ferritin (p=0,018) ve LDH (p=0,004) değerleri ile sonlanımın olduğu son gün ölçülen SOFA skoru (p=0,015), lökosit sayısı (p<0,001), ferritin (p=0,006), D-dimer (p=0,003), CRP (p=0,007), prokalsitonin (p=0,006) değerleri açısından istatistiksel anlamlı farklar elde edilmiştir. Sonuç: COVID-19 tanısı ile yoğun bakımda takip edilen hastalarda hipotermi kötü prognozla ilişkilendirilmiş olup, hipotermik hastalarda mortalite riski daha yüksektir. Anahtar Kelimeler: COVID-19, Hipotermi, Yoğun Bakım Ünitesi