Servikal displazi nedeniyle kolposkopi yapılan hastalarda tip IV kollajen düzeyinin incelenmesi


Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, İSTANBUL KANUNİ SULTAN SÜLEYMAN SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, CERRAHİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2025

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: DENİZ ADAK

Danışman: Merve ALDIKAÇTIOĞLU TALMAÇ

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Amaç: Bu çalışmanın amacı, servikal displazi tanısı nedeniyle kolposkopi uygulanan hastalarda Tip IV kollajen düzeylerini inceleyerek, bu biyobelirtecin tanısal ve prognostik değerini değerlendirmektir. Gereç ve Yöntem: Prospektif vaka-kontrol tasarımında yürütülen bu çalışma, Şubat 2025 - Mart 2025 tarihleri arasında İstanbul Kanuni Sultan Süleyman Eğitim ve Araştırma Hastanesi Jinekolojik Onkoloji Kliniği'ne farklı endikasyonlarla kolposkopi için başvuran hastaların katılımıyla gerçekleştirilmiştir.Kolposkopi sırasında alınan servikal yıkama sıvısı örneklerinde Tip IV kollajen düzeyleri ELISA yöntemi ile ölçülmüştür.Katılımcılar, histopatolojik tanılarına göre üç gruba ayrılmıştır:Servikal intraepitelyal neoplazi (CIN) saptanmayanlar (kontrol grubu), düşük dereceli skuamöz intraepitelyal lezyon (LSIL) ve yüksek dereceli skuamöz intraepitelyal lezyon (HSIL).Gruplar arasında Tip IV kollajen düzeyleri karşılaştırılmış olup, istatistiksel anlamlılık düzeyi p<0.05 olarak kabul edilmiştir. Bulgular: Çalışma grupları arasında Tip IV kollajen düzeyleri açısından istatistiksel olarak anlamlı farklılık saptanmıştır. HSIL grubunda Tip IV kollajen düzeyleri belirgin şekilde yüksek bulunmuş, bu düzeyin lezyonun şiddetiyle korele olduğu gözlemlenmiştir. Ayrıca, Tip IV kollajen düzeylerinin Ki-67 ve p16 gibi yaygın kullanılan belirteçlerle uyumlu bir şekilde, preinvaziv süreçlerde bazal membran bütünlüğünün bozulduğuna işaret ettiği değerlendirilmiştir. Sonuç: Elde edilen bulgular, Tip IV kollajen düzeylerinin servikal displazi dereceleriyle ilişkili olduğunu ve bu biyobelirtecin,tanısal süreci destekleyebilecek ve potansiyel olarak prognozu öngörebilecek bir parametre olarak değerlendirilebileceğini göstermektedir.Bu doğrultuda, Tip IV kollajenin servikal lezyonların yönetiminde yardımcı bir biyobelirteç olarak klinik uygulamalara entegre edilebileceği düşünülmektedir.Bulgularımız, literatürde farklı kanser türleriyle ilişkilendirilen benzer yapısal değişimleri destekler nitelikte olup, bu konudaki ileri çalışmalara zemin hazırlamaktadır.