Pankreatoduodenektomi uygulanan hastalarda, pankreas kesit yüzeyi hücreselliğine göre düzenlenen steroid tedavisinin, postoperatif komplikasyonlara etkisi


Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, İSTANBUL ÜMRANİYE SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, CERRAHİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2024

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: OSMAN SİNAN ÖZSEZEN

Danışman: Tolga CANBAK

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Özsezen, OS, Pankreatoduodenektomi uygulanan hastalarda, pankreas kesit yüzeyi hücreselliğine göre düzenlenen steroid tedavisinin, postoperatif komplikasyonlara etkisi, Ümraniye Eğitim ve Araştırma Hastanesi Genel Cerrahi Anabilim Dalı Uzmanlık Tezi, İstanbul, 2024 Amaç: Pankreatoduodenektomi uygulanan hastalarda postoperatif önemli komplikasyonlardan biri de pankreatik fistüldür. Pankreatik fistülün etiyolojik nedenlerinden biri olan pankreatik inflamasyonun, steroid tedavisi ile baskı altına alınıp, fistül insidansını düşürerek mortalite ve morbidite oranlarını azaltmayı amaçladık. Materyal ve metod: Pankreatoduodenektomi uygulanacak hastalara ameliyat günü sabahı rutin 40 mg metilprednizolon intravenöz verildi. Bu zamanlama, ilacın potansiyel anti-inflamatuar etkisinin pankreas travmasından önce başlamasını sağlamak için planlandı. Pankreas transeksiyon hattının rutin donmuş kesit analizi sırasında patolog, deneğin riskli bir hasta olup olmadığını cerraha bildirir. Pankreasın transeksiyon kenarında %40'ın üzerinde asini olan hastalar riskli hasta olarak tanımlandı. Pankreasın kesit hattında %40'tan az asini varsa, ilk dozdan sonra metilprednizolon tedavi kesilir ve normal postoperatif tedaviye devam edildi. Hasta risk grubuna aitse, postoperatif birinci ve ikinci günün sabahında saat 06:30'da günlük 40 mg metilprednizolon intravenöz olarak verildi. Postoperatif dönemde hastalar pankreatik fistül, gecikmiş mide boşalması, kanama komplikasyonlarına göre kayıt edildi. Bu durumlar için IHPBA kılavuzlarındaki tanımlar dikkate alınarak sınıflandı. Bulgular retrospektif olarak taranıp dosyalandı. Bulgular: Gruplar arasında ASA sınıflaması dağılımı açısından istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık bulunmamıştır. Hastalarda cinsiyet dağılımında belirgin bir farklılık gözlenmemiştir. Gruplar arasında yaş, ameliyat sonrası klinikte yatış süresi ve kilo değerleri açısından istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık bulunmamıştır. Asiner hücre oranı ≤40 olan hastalarda POPF insidansı daha düşüktür (%75.0), asiner hücre oranı >40 olan hastalarda ise bu oran daha yüksektir (%51.2). Tedavi almayan hastalarda ise POPF oranı diğer gruplara göre daha düşüktür (%40.9). Bu gruplar arasında anlamlı farklılık mevcuttu. Gruplar arasında DGE insidansı açısından istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık tespit edilmemiştir. Her üç grupta da benzer düzeyde DGE görülmüştür. Gruplara göre PPH dağılımı açısından anlamlı bir farklılık tespit edilmemiştir. Sonuç: Pankreatoduodenektomi sonrası metilprednisolon tedavisi POPF insidansını azaltmada etkin değildir. Anahtar Kelimeler: Pankreatoduodenektomi, asiner hücre, steroid, pankreatik fistül