Çift lümenli endobronşiyal tüp(ÇLT) ile entübe edilen elektif göğüs cerrahisi vakalarında zor emtübasyon skor ve parametrelerinin çlt ile entübasyon zorluğunu öngörmedeki yerinin belirlenmesi


Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, ANKARA ATATÜRK GÖĞÜS HASTALIKLARI VE GÖĞÜS CERRAHİSİ SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, CERRAHİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2025

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: MESHER ENSARİOĞLU

Danışman: Mehtap TUNÇ

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Giriş ve Amaç: Göğüs cerrahisi vakalarında tek akciğer ventilasyonu (TAV) sağlamak için kullanılan çift lümenli tüpler (ÇLT) ile entübasyon sahip oldukları geniş çap, uzun boy, kıvrımlı ve sert yapıları nedeniyle tek lümenli tüplere göre daha zordur. Zor havayolunun tanınması ve buna uygun hazırlık yapılabilmesi hayati öneme sahiptir. Çalışmamızda ÇLT ile zor entübasyonu öngörmede; tek lümenli tüp ile entübasyonda zorluğu değerlendiren parametre ve skorlamaların korelasyonu ve geçerliliğini araştırmayı amaçladık. Gereç ve Yöntem: Bu tek merkezli prospektif, gözlemsel çalışma Ankara Atatürk Sanatoryum Eğitim ve Araştırma Hastanesi Etik Kurulu'nun 11.10.2023 tarihli, 2012-KAEK- 15/2822 sayılı kararı ile etik kurul onayı alındıktan sonra, Ankara Atatürk Sanatoryum Eğitim ve Araştırma Hastanesi Göğüs Cerrahisi Ameliyathane 'sinde yapılmıştır. Ameliyattan bir gün önce elektif göğüs cerrahisi operasyonu geçirecek hastalar değerlendirildi. Bu hastaların demografik verileri sorgulandı. Zor entübasyon riskini değerlendirmek ve öngörebilmek için vücut kitle indeksi (VKİ), sternomental mesafe (SMM), tiromental mesafe (TMM), tiromental yükseklik (TMY), interinsizör mesafe (İM), çene subluksasyonu, baş boyun hareketi, büyük ön diş varlığı, üst dudak ısırma testi (ÜDIT), normal duruş ve ekstansiyon hiyomental mesafeleri (HMM), boyun çevresi, boyun çevresi/TMM, boy/TMM, ekstansiyon/normal duruş HMM oranı, Mallampati sınıflandırması (MS), Cormack Lehane skorlaması (CLS) ve Wilson Risk skoru(WRS) değerlendirilerek kayıt altına alındı. Operasyona alınan hastaların Entübasyon Zorluk Skalası (EZS), operasyon sırasında ve sonrasında 24 saat içinde komplikasyonlar kayıt altına alındı. Kayıt altına alınan parametre ve skorlar EZS' ye göre kolay ve zor olarak gruplandırılarak karşılaştırma yapıldı ve zorluk beklentisi ile uyumu ve korelasyonuna bakıldı. Bulgular: 200 hasta çalışmaya dahil edildi. Demografik özelliklerin kolay ve zor entübasyon grupları arasındaki dağılımına bakıldığında, cinsiyet, yaş, VKİ, Diabetes Mellitus, Obstrüktif Sleep Apne Sendromu (OSAS) dağılımında iki grup arasında anlamlı farklılık görülmedi (p>0.05). WRS>2'ye göre hastaların %25.5 (n:51)'inde zor entübasyon beklentisi mevcuttu. EZS>5'e göre entübasyonu zor hasta oranı %18 (n:36) olarak bulundu. Kolay veya zor entübasyon beklentisinin gerçek zorluk/kolaylık ile uyumu %73.5 (n:147) olarak bulundu. CLS ve MS'nin EZS ile korelasyonu yapıldığında sınıflamanın derecesi arttıkça entübasyon zorluk riskinin arttığı görüldü (CLS için etki gücü:0.458, p=0.001) (MS için etki gücü 0.227 p=0.016). ÜDIT ise skor artışının entübasyon riski ile bir korelasyonu görülmedi (p>0.05). Hastalar EZS' ye göre kolay ve zor olarak gruplandırıldığında; SMM, TMM, İM, boy/TMM 10 oranı ve WRS açısından iki grup arasında anlamlı farklılık bulundu (p 0.05). Komplikasyonlar değerlendirildiğinde, hipertansiyon en sık izlenilen durumdu ve tüm hastaların %29.5'inde (n=59) görüldü. Zor ve kolay entübasyon gruplarının her ikisinde boğaz ağrısı (n=21, %58) ve ses kısıklığı (n=18, %50) görülmekle birlikte, zor grupta istatistiksel olarak anlamlı derecede fazla görüldü (p<0.05). Sonuç: ÇLT ile entübasyon zorluğunu öngörmede kullanılan parametreler değerlendirildiğinde, CLS, MS, boy/TMM oranı, normal duruş HMM, SMM, TMM ve interinsizör mesafenin ÇLT ile entübasyon zorluğunu öngörmede istatistiksel olarak anlamlı olduğu gözlemlendi. Tek lümenli tüpe göre zorluk riskinin daha yüksek olduğu görüldü. Tek lümenli tüp ve ÇLT ile entübasyonu kapsayan ve zor hastaları karşılaştıran daha geniş popülasyonda yapılacak çalışmalarla kullanılabilecek skor ve parametrelerin daha iyi ortaya konabileceği kanısına varıldı.