Kemoterapi uygulanan solid organ tümörlü hastalarda HBV serolojisi ve seyri: Profilaksi/reaktivasyon ilişkisi
Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, ADANA ŞEHİR SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, DAHİLİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2022
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: MELTEM CEREN UYGUR
Danışman: Nevin AKÇAER ÖZTÜRK
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Giriş; Solid organ tümörü olan kemoterapi alan hastalarda kronik HBV ve/veya geçirilmiş HBV enfeksiyonlarının takibi, optimal yönetimi, reaktivasyon riskine ilişkin veriler ve proflaktik antiviral tedavi rejimlerinin etkinliği konusunda henüz yeterli çalışma ve öneri yoktur. Amaç; Solid organ tümörü olan ve kemoterapi uygulanan kronik veya geçirilmiş HBV enfeksiyonu olan erişkin hastalarda reaktivasyon oranlarını ve antiviral profilaksinin etkinliğini saptamayı amaçladık. Hasta-Metod; Adana Şehir Eğitim ve Araştırma Hastanesi'de 1 Ocak 2017 – 31 Ekim 2021 tarihleri arasında solid organ tümörü tanısı ile kemoterapi alan hastaların kayıtları tarandı. Demografik verileri, kemoterapi öncesi ve sonrası HBV serolojileri, karaciğer fonksiyon testleri, kemoterapi ve antiviral tedavi rejimleri, kemoterapi sonlandırıldıktan sonraki 1 yıllık sürede hastalarda gelişen reaktivasyon oranları incelendi. Anti-Hbc IgG pozitif olan hastalar çalışmaya alındı. Reaktivasyon kriteri olarak tedavi öncesindeki HBV DNA düzeyinde 10 kat ve üzeri artış ve/veya negatif HBV DNA ve negatif HBsAg' nin pozitif olarak saptanması kabul edildi. Hepatit B reaktivasyonu olan hastalar Grup 1, reaktivasyon saptanmayan hastalar Grup 2 olarak değerlendirildi. Değişkenlere ait normalite testlerinde Kolmogorov-Smirnov ve Shapiro-Wilk testleri kullanıldı. Bağımsız değişkenlerden oluşan ve normal dağılım göstermeyen ikili gruplarına Mann-Whitney Rank Sum Test uygulandı. Çalışmamızda kategorik ölçümlerin gruplar arasında karşılaştırılmasında Ki Kare test istatistiği kullanılmıştır. p 0,05). Onkolojik tanı her iki grup açısından benzerdi (p>0,05). Tedavi öncesi HBsAg pozitif olan 122 hastanın %9,8 (n=12) reaktive olurken, tedavi öncesi HBsAg negatif olan 477 hastada ise bu oran %1,9 (n=9) idi (p 0,05). Ancak tedavi öncesi ve tedavi sonrası 12. ayda HBV DNA titreleri Grup 1 de anlamlı olarak Grup 2 den yüksek bulunmuştur (p 0,05). Kemoterapi ilişkili hepatit saptanan 3 hastadan yalnızca bir hasta (%33,3) reaktive olmuştu. Gruplar arasında kemoterapi ilişkili hepatit açısından fark saptanmadı (p>0,05). Çalışmamızda kemoterapi tedavisi sonrası gelişen akut karaciğer yetmezliği ve reaktivasyona bağlı ölüm görülmedi. Sonuç; Bu çalışmada solid organ tümörü nedeni ile kemoterapi uygulanan hastalarda HBV reaktivasyonu açısından, HBsAg, Anti-HBs, HBV DNA titresi düzeylerinin etkili parametreler olduğunu ve kullanılan kemoterapi rejimlerinden bağımsız olarak antiviral tedavi rejimleri arasında reaktivasyon açısından anlamlı bir fark olmadığını saptadık. Solid organ tümörlü hastalarda kemoterapi öncesi HBV serolojisinin değerlendirilmesi ve riskli hastalarda antiviral tedavinin başlanması konusunda klinisyenlerin bilgilendirilmesi başarılı tedavi süreci için gereklidir. Anahtar Kelimeler: Solid organ tümörü, İmmünsüpresyon, HBV Reaktivasyon, HBV proflaksisi